1969 yılı Aralık ayında, 6. Filo'ya karşı DEV-GENÇ olarak yürüttüğümüz mücadelede, kendi imal ettiğimiz bombalarla Amerikan hedeflerine Dil ve Tarih'ten arkadaşlarımla saldırılar düzenleyenlerden biri olarak, NATO üzerine bazı şeyler söyleyebileceğimi düşünüyorum.
Gelinen aşamada (57 yıl sonra) NATO zirvesinin Türkiye'de toplanması, biz devrimciler ve emekçi sınıflar açısından bir utanç, fakat bu filoyu kıble yapıp namaz kılanlar için sevinç kaynağı olsa gerek.
Ne var ki bu emperyalist sistem hem kendi içinde balon yaparak hem de çatışmalar yaşayarak zayıflıyor. İnanmayanlara şunları söyleyebilirim:
- Birinci zayıflık belirtisi, Batılı emperyalistler arasındaki çelişkidir: Trump'ın Meksika, Kanada, Grönland ile ilgili talepleri, NATO eleştirisi ve Ukrayna savaşındaki Avrupa ülkelerine aykırı olan tavrı, dahası Avrupa'daki faşist partilerle kurduğu sıcak ilişkisini sayabilirim. Fakat en açık kanıt, İran savaşına Avrupa ülkelerinin karşı çıkışı (özellikle İspanya başbakanının tavrı) gösterilebilir.
- İkinci zayıflama noktası ise, Doğulu kapitalist güçlerle (Rusya, Çin vb. ülkelerle) olan çelişkisinin yarattığı sonuçlar. Çin'in teknoloji alanındaki gelişmesi ve Batılı ülkelerin yarı sömürgesi sayılacak ülkelerle olan sıcak ilişkileri emperyalistleri, özellikle de ABD'yi bunalıma sokuyor.
- Emperyalist sistemi gerileten ve yavaşlatan üçüncü bir neden de; burjuva devrimlerin beşiği Avrupa'da kitleler arasında kök salmış olan burjuva kültürü ve antifaşist mücadelenin kazanımları, Latin Amerika halkların direnişleri, ABD'de ve bizim gibi çoğu ülkedeki reformist ve uzlaşıcı da olsa halkın tepkisi vb. sayılabilir. Bu demokratik potansiyel sistem açısından temel tehlike olmaya devam ediyor.
- Kapitalist sistemi zayıflatan ve onu içten çürüten fakat kimsenin dile getirmediği bir dördüncü neden daha bulunuyor; nesnel yani kaçınılmaz olan engel ise; Kapitalist sistemin, aşırı kar edebilmek için, bilimsel araştırmalara, keşiflere desteğini sürdürmek zorunda kalmasıdır. Bu kar amaçlı bilimsel yatırımlar, sistemin propagandasını yaparak onun çirkin yüzünü maskeliyor olsa da kendisini yıkacak olan toplumsal ve sosyal ögeleri sürekli biriktiriyor. Bunlar: kolektif mülkiyeti önceleyen, ürünlerin fiyatını sıfıra doğru çeken, ortak üretimi esas alan Wikipedia, 3D teknolojisi, akıllı telefonlar vb. sosyal aygıtların, kapitalist tröstlere rağmen yavaş yavaş hayatımıza giriyor olmasıdır. Dünyanın her yeriyle ücretsiz konuşmamızı hatırlayın* .
- Beşinci neden olarak da İslami Şiiliğin emperyalist güçler tarafından teslim alınamaması sayabilir. Taliban, El-Kaide dâhil Sünni İslamiyet, büyük oranda emperyalizmin kontrolüne girmiş fakat Şii potansiyel bir tehlike olarak varlığını devam ettiriyor.
- Emperyalizmi zayıflatıp yıkacak olan güç ise, kendini yiyen bir canavar olmasından kaynaklanıyor. Bugüne kadar kuyruğunu yiyerek Ouroborus gibi kendini yeniden canlandıran bu canavar, artık yolun sonuna gelindiğini gösteren işaretler veriyor. Örnek vermem gerekirse; bu konudaki gelişme en son Moskova saldırısı sırasında gerçekleşti. Ukrayna güçleri, 2026 yılı Haziran ayının son haftasında yüzlerce İnsansız Hava Araçlarıyla saldırı düzenledi. Fakat bu uzun menzilli İHA'ların, komşu ülke Letonya üzerinden geldiği Rusya tarafından dile getirildi. Letonya ise, NATO üyesi! Dolayısıyla Rusya'nın, Letonya'ya müdahale etme hakkı var ve eğer müdahale ederse, tüm NATO üyeleri bu ülkenin yardımına koşması gerekecek. Peki, Batılı emperyalistlerin bu riski göze alması bize neyi gösteriyor? Bu, Emperyalist-kapitalist sistemin çarklarının dönmediğini, zayıfladığını, dünya çapında bir savaşı göze alacak kadar gözlerinin döndüğünü ve sıkıştıklarını bize söylüyor. Ekonomik kriz kapıda!
EMPERYALİSTLER ARASI SAVAŞLAR VE TÜRKİYE
Bugün pek ihtimal verilmese de küresel bir savaşın şartları oluşuyor. Doğrudur; bugün dünya savaşı, nükleer silahlar nedeniyle çıkmasa da emperyalistler, bölgesel savaşlar ile sistemi sürekli ayakta tutmaya çalıştılar. Fakat bu savaşların, 'daha fazla kar' için artık yetersiz kaldığını görüyoruz. Çünkü Milyar değil, trilyon dolarlık tröstler ve Tanrısal liderler devri başlamış bulunuyor. Hiçbir Tröst, daha az karla yetinemez!
Evet, emperyalist sistem, 'daha fazla kar etme' yakıtıyla çalışıyor. Bu kamptaki Sosyal Demokratlar, bu yasanın işleyişini düzene koymaya, onu, çalışır kılmak için sürekli yakıt tedariki yapmaya çalışsalar da ekonomik kriz derinleştikçe Hitler veya Trump gibi dengesiz sapıkların tükettikleri yakıtları yerine koyamıyorlar. Çünkü bu kapitalist sistemin yakıtı, yoksulların ve çalışanların kanıyla üretiliyor. Bu nedenle, Almanya başta olmak üzere Avrupa'daki tüm ülkelerde NATO ve faşizmin hızla büyüme nedeninin, 1-mevcut sistemin yarattığı ekonomik kriz ve 2- sosyalistlik taslayanların 'daha fazla kar' kervanına katılarak proletarya saflarında yarattıkları hayal kırıklığıyla ilgili olduğunu bilmemiz gerekiyor.
Peki, NATO zirvesi ülkemizde neden toplanıyor?
- Bunun bariz ve tartışılmaz birinci nedeni, Erdoğan'ın ihtiyacı olan meşruiyeti ona vermek ve de istedikleri her şeyi almak içindir. Bu da muhalefeti tepelemek için Erdoğan'a can suyu olacaktır. Özellikle Trump ve Şirketler Oligarşisinden istenen 40-50 milyar doların gelmesi bu açıdan hayatidir. Fakat karşılığında ülkemizin zenginliklerini ve tüm emekçilerin iliğini hortumlayacakları da tartışmasızdır.
- İkinci neden ise bölgenin öneminden ileri geliyor. Batılı emperyalistlerin, Rusya'nın ve onun destekçisi Çin'in ve diğer ülkelerin etkinliğini kırmak istemeleriyle ilgilidir. Sonuçta NATO toplantısında; Erdoğan'ın Rusya ve İran'a karşı daha net ve kararlı olması istenecek ve ona muhtemeldir ki bazı görevler verilecektir.
- Üçüncü ve önemli bir neden de Avrupa'nın askeri boşluğunu doldurmak için Türkiye'ye olan ihtiyacın kendisidir.
Emperyalistleri tarif eden tek kelime güçtür. Bu güce itaatsizlik ve ekonomik başarısızlık asla kabul edilmez! Bu nedenle Türkiye, NATO liderlerinin isteklerine boyun eğecektir.
SONUÇTA
NATO, Epstein'cilerin, şeriatçıların, faşistlerin, katliamcıların bir örgütüdür. Bunların çalışma tarzları; her sorunu şiddet yoluyla çözen, ürün satma dışında halkı düşünmeyen, insani olan her şeye yabancı, her konuda ahkâm kesen, güce tapan, eleştiri kabul etmeyen kendilerini kutsal sanan zavallı zorbalardır. İşte bu nedenle; iyi niyetli, hoş görü sahibi, paylaşımcı, toplumcu, alçak gönüllü, direnen, tutarlı olma gibi sosyal değerleri taşıyanlara da devrimci ve komünist denmektedir!
Bu zalimleri alaşağı etmenin tek yolu ise:
68'lilerin direniş ve emekçi sınıfların kolektif ruhunu, komünist liderlerin aklıyla birleştirmekten geçmektedir.
*Bu konudaki ayrıntılar için HOMO KOMÜNUS-I adlı kitaba bakabilirsiniz.