AKP’nin kuruluşundaki reformcu çizgiden bugünkü Erdoğan merkezli yapıya uzanan dönüşümü, partinin siyasi kimliğinin de ne kadar değiştiğini ortaya koyuyor.

AKP, 25. kuruluş yıl dönümünü görkemli etkinliklerle kutlarken, partinin başarılarını öne çıkaran propaganda filmleri de dikkat çekiyor.

Haziran sonunda düzenlenen büyük bir parti etkinliğinde gösterilen videoda başrol yine Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait.

Videoda Erdoğan, çeyrek asırlık siyasi

Mücadelenin merkezindeki lider olarak sunuluyor; Türkiye’nin son 25 yılı ise büyük başarıların hikâyesi olarak anlatılıyor. Erdoğan için kullanılan ifadelerden biri de “efsane” oluyor.

Partinin yıl dönümü için hazırlanan logoda da AKP’nin simgesi olan ampulün yanı sıra “25” rakamı öne çıkıyor. Rakamın içini savaş uçakları, yeni konut projeleri, hastaneler, camiler ve Türkiye’nin yerli otomobili Togg gibi projelerin görüntüleri oluşturuyor.

Erdoğan da mart ayında yaptığı bir konuşmada partisinin yönetimini savunurken övgü dozunu yükseltmişti. Erdoğan’a göre AKP’ye ve Cumhur İttifakı’na oy vermeyen vatandaşlar bile, “Bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin başında AK Parti var, iyi ki AK Parti Türkiye’yi yönetiyor” diyor.

24 yıllık iktidar

AKP, 2001 yılında kuruldu. Bir yıl sonra girdiği genel seçimlerde parlamentoda tek başına iktidar olacak çoğunluğu elde etti. O dönemde Erdoğan, “özgür vatandaşlar için özgür bir Türkiye” söylemini öne çıkarıyor ve toplumun farklı yaşam biçimlerine saygı sözü veriyordu.

2003 yılında başbakanlık koltuğuna oturan Erdoğan’ın ilk döneminde Türkiye, Avrupa Birliği’ne üyelik hedefi doğrultusunda önemli adımlar attı. Ekonomide yüksek büyüme oranları yakalandı. AKP, art arda seçim zaferleri kazandı ve 2011 seçimlerinde yaklaşık yüzde 50 oy oranına ulaştı.

Ancak 2013 yılındaki Gezi Parkı protestoları, AKP iktidarı açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Partinin giderek daha fazla İslamcı-muhafazakâr bir çizgiye kaydığı ve Türkiye’de dinin kamusal alandaki ağırlığının arttığı yönündeki eleştiriler güçlendi. Geleneksel aile yapısı hükümet politikalarının merkezine yerleşirken, LGBTİ+ bireyler başta olmak üzere bazı toplumsal gruplara yönelik siyasi söylem de sertleşti.

İstanbul Üniversitesi’nden siyaset bilimci Ufuk Uras’a göre bu durum, Erdoğan’ın iktidarının ilk dönemlerinde dile getirdiği farklı yaşam biçimlerine ve özgürlüklere ilişkin söylemlerle ciddi bir çelişki oluşturuyor.

Uras, asıl meselenin farklı yaşam biçimlerinin ve özgürlüklerin kamusal alanda kendilerine yer bulup bulamayacağı olduğunu belirtiyor.

Ekonomik başarıdan otoriterleşmeye

AKP’nin Türkiye’yi dönüştürdüğü alan yalnızca toplumsal yaşamla sınırlı kalmadı. Eleştirmenlere göre siyasi sistem de giderek daha otoriter bir yapıya büründü.

Özellikle basın ve ifade özgürlüğü konusunda hükümete yönelik eleştiriler arttı. Dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan yasal düzenlemelerin, hükümet eleştirilerini bastırmak için keyfi biçimde kullanılabileceği yönündeki endişeler gündeme geldi.

Ufuk Uras’a göre AKP’nin iktidarının ilk on yılında elde ettiği başarılar, sonraki dönemde yaşanan gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Uras, AKP iktidarının bazı dönemlerde Türkiye’ye fayda sağladığını, ancak bazı politikaların da ülkeye ciddi zarar verdiğini düşünüyor. Özellikle gazetecilerin ve sanatçıların tutuklanmasını eleştiren Uras, bu uygulamaların kabul edilebilir bir gerekçesinin bulunmadığını savunuyor.

Gençler Başbakan olsaydı Almanya’da neleri değiştirirdi?
Gençler Başbakan olsaydı Almanya’da neleri değiştirirdi?
İçeriği Görüntüle

Erdoğan’la özdeşleşen parti

2017 yılında anayasa değişikliğiyle parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesi, Erdoğan’ın siyasi gücünü daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin genişlemesiyle birlikte AKP ile Erdoğan arasındaki bağ da daha belirgin hale geldi.

Bugün AKP’nin geleceği büyük ölçüde Erdoğan’ın siyasi konumuyla birlikte değerlendiriliyor. Ancak partinin 25 yıllık tarihinde geçirdiği dönüşüm, AKP’nin tek bir siyasi kimlikle tanımlanmasını da zorlaştırıyor.

Gazeteci ve eski AKP destekçisi Yıldıray Oğur, partiyi “bukalemun”a benzetiyor. Oğur’a göre AKP, 25 yıllık tarihinde o kadar çok değişti ki, farklı dönemlerde ortaya çıkan parti kimlikleri neredeyse birbirine rakip olabilecek kadar farklılaştı.

Bu açıdan bakıldığında AKP’nin 25 yıllık hikâyesi, yalnızca bir siyasi partinin iktidarda kalma öyküsü değil; aynı zamanda Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve kurumsal dönüşümünün de hikâyesi.

Parti bugün hâlâ iktidarın merkezinde. Ancak AKP’nin kuruluş yıllarındaki reformcu ve Avrupa Birliği yanlısı çizgisiyle bugünkü muhafazakâr, Erdoğan merkezli ve daha güçlü yürütme anlayışını savunan kimliği arasındaki fark, geçen 25 yılda yaşanan büyük dönüşümü açıkça ortaya koyuyor.