Türkiye’deki operasyonun ardından gözler şimdi cemaatin Almanya’daki yapılanmasına çevriliyor. 1973’te Köln’de kurulan İslam Kültür Merkezleri Birliği, yani VIKZ, bugün Almanya’nın en büyük Müslüman çatı kuruluşlarından biri. Dokuz eyalette 300’ün üzerinde cami ve ibadethanesi, yaklaşık 100 bin üyesi olduğu belirtiliyor.

Süheyla KAPLAN

Yapının faaliyet alanı yalnızca ibadetle sınırlı değil. Din eğitimi, imam yetiştirme, öğrenci yurtları, eğitim, yayıncılık, seyahat, cenaze hizmetleri, ticaret ve inşaat gibi çok geniş bir alanda faaliyet gösteren şirket ve kurumları bulunuyor.

Köln’de ise yaklaşık 70 milyon euroluk, 12 bin 600 metrekarelik dev bir kampüs inşa ediliyor. İçerisinde ibadethane, medrese, yurt, misafirhane, ofisler, etkinlik alanları ve halka açık bir kütüphane bulunacak. Projenin finansmanının aidat, bağış ve kredilerle sağlandığı belirtiliyor.

İlginç olan şu: VIKZ, Almanya’da Milli Görüş veya Ülkücü yapılanmalar gibi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın radarında olan bir yapı değil. Son yıllarda Alman siyasetiyle ilişkileri de güçlenmiş durumda. Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, kuruluşun 50’nci yıl etkinliğine katılarak çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

VIKZ Merkezi Köln

Ancak geçmişte VIKZ’in yurtları ve dini eğitim faaliyetleri ciddi biçimde eleştirildi; çocukların toplumdan izole edildiği ve katı dini eğitim aldığı yönünde raporlar hazırlandı. Buna karşılık daha sonraki akademik çalışmalar bu iddiaların tamamını doğrulayan bulgular ortaya koymadı.

Bugün ise asıl soru şu: Türkiye’de “örgüt” suçlamasıyla gündeme gelen bu yapının Almanya’daki VIKZ yapılanmasıyla kurumsal, finansal ve yönetsel açıdan nasıl bir bağlantısı var? Köln’de yükselen 70 milyon euroluk merkez, bu yapılanmanın geleceğinde nasıl bir rol oynayacak?

Ağustos'ta İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, kamuoyunda Süleymancılar olarak anılan cemaatin lideri Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında Alihan Kuriş'e "suç örgütü kurmak ve yönetmek", diğer şüphelilere de "örgüt üyeliği" suçlaması yöneltiliyor.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de "Dün akşam Adalet Bakanımızla bu konuyu görüştük, değerlendirdik ve bu sabah da operasyon için düğmeye basılmış oldu. Alihan Kuriş, 2016 yılında bu örgütün başına geçti, daha doğrusu akımın başına geçti diyelim. Akımın başına geçmesiyle beraber faaliyetleri daha bir gizlilik içerisinde yürümeye başladı" şeklinde bir açıklama yaptı.

Bakan ayrıca, operasyon ile cemaatin Almanya'nın Köln kentinde inşaatı süren merkezi arasında da bağ kurarak "Büyük bir genel merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde, inşaat tamamlandığında faaliyetlerin tamamının oraya da kaydırılacağını, artık faaliyetlerin orada yürütüleceğini de değerlendiriyoruz. Dolayısıyla örgütün suç ayaklarına yönelik olarak, finansal ayaklarına yönelik olarak bir operasyondu" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik soruşturmalara atfen yaptığı bir konuşmada, "Bu karanlık organizasyon İstanbul'la sınırlı kalmamış, ülkedeki pek çok belediyeyi, kurumu, kişiyi içine alan, kolları çok farklı yerlere uzanan, hatta uluslararası ayağı da olan bir ahtapota dönüşmüştür" demiş, burada Süleymancıları kastettiği iddia edilmişti.

Peki Süleymancılar olarak anılan örgütün Almanya'da nasıl bir yapılanması var?

1973'ten beri Almanya'da varlık gösteriyor

Kendilerine "Süleymancılar" denmesinden hoşlanmayan ve kurucusunun adıyla "Süleyman Hilmi Tunahan Cemaati" olarak anılmak isteyen yapı, Almanya'da İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) olarak örgütlü. 1973'te Köln kentinde kurulan dernek, Almanya'daki ilk Müslüman çatı kuruluşu.

Dokuz eyalette teşkilatı bulunan yapılanmanın Almanya'da 300'ün üzerinde ibadethane veya cami derneği mevcut.

Alman veri portalı Statista'nın bilgilerine göre VIKZ, Diyanet İşleri Türk İslam Birliğinden (DİTİB) sonra Almanya'daki ikinci büyük İslam çatı kuruluşu ve 100 bin üyeye sahip.

Almanya'da ne tür faaliyetlerde bulunuyor?

VIKZ, Almanya'daki faaliyetinin amacını Müslümanların dini, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına hizmet etmek olarak tanımlıyor. Ayrıca İslam dininin ve Müslümanların Almanya'da kabulünün artması ve toplumun bir parçası olduğunun benimsenmesi olduğunu belirtiyor.

Bu hedefler bağlamında VIKZ hem federal hem de eyaletler düzeyinde farklı projeler yürüttüğünü, çeşitli bakanlıklar ve Alman vakıflarıyla işbirliği yaptığını da belirtiyor.

VIKZ, Almanya İçişleri Bakanlığının öncülüğünde 2006 yılında kurulan, hükümetin Müslüman vatandaşlar ile diyaloğunun artması, değişen koşullara göre proje ve politikaların geliştirilmesine hizmet eden Almanya İslam Konferansı oluşumu üyesi. Yönetim kurulu altı kişiden oluşan VIKZ'in Başkanı Ali Yılmaz.

Kamu yararına çalışan bir dernek statüsüne sahip olsa da diğer Müslüman cemaatlerde de olduğu gibi, VIKZ'in birçok şirketi bulunuyor.

Ticari verileri toplayan NorthData kuruluşuna göre bunların başında hac, umre ve kültür gezileri sunan Hisar Europe Travel; gıda alanında faaliyet yürüten Tuna ile Ferpa; ticaretten nakliyeye, eğitimden yurt ve gençlere dini hizmet ile yayıncılık alanına geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Ender; mimarlık ve inşaat alanında faaliyet yürüten KPG; özel okulların işletilmesine bakan BZ Bildung & Zukunft (Eğitim ve Gelecek) geliyor.

Ayrıca Almanya'da hayatını kaybedenlerin Türkiye'ye nakil işlerini yürüten bir de cenaze şirketi var.

Köln'de 70 milyon euroluk büyük kampüs projesi

Cemaat Köln'de içinde ibadethanelerden medreseye, idari bölüm, ofis ve işletmelerden misafirhane, yurt ve etkinlik mekanlarına 70 milyon euroya mal olması öngörülen büyük bir kampüs de yaptırıyor. 12 bin 600 metrekare kullanım alanı olan bina kompleksinin finansmanı ise VIKZ'e göre üye aidatları, bağışlar ve kredi ile sağlanıyor.

Temeli 2022'de atılan kompleks için VIKZ, Köln Belediyesi, bulunduğu ilçe belediyesi ve semt sakinleri ile yakın işbirliği yürütüyor. Böylece merkezin toplumsal kabulü ve diğer cemaat inşaatlarındaki büyük tepkilerin görülmediği dikkat çekiyor.

Bina, Köln Belediyesi'nin de onayı ile açılan bir yarışta en iyi taslağı sunarak yarışmayı kazanan gmp Mimarlık Ofisi'nin tasarımı. Çok amaçlı modern bir yapıya sahip ve içinde bütün halka açık bir kütüphane ile okuma cafeleri bulunması da öngörülüyor.

25 Temmuz'da medresenin de içinde bulunduğu C Bloku hizmete açıldı ve VIKZ öğrencilerin yeni binaya yerleştiğini ve tesisleri aktif şekilde kullandığını duyurdu.

VIKZ tehlikeli bir grup olarak görülüyor mu?

Oluşum, Alman Anayasası'nı benimsediğini, çalışmalarının ve hedeflerinin de hür ve demokratik anayasal düzenle uyumlu olduğunu taahhüt ediyor.

Partiler üstü bir kuruluş olduğunun altını çizen VIKZ, partizanlığı reddettiğini kaydediyor.

Ayrıca Hanefi mezhebinden olmakla birlikte tasavvufla ilgilenen Müslümanlara da imkânlar sunduğunu savunuyor.

Almanya'daki faaliyetleri gençlere odaklanıyor

VIKZ, Almanya'da aynı zamanda imam eğitimi vermeye başlayan ilk İslami çatı kuruluşu. 1980'lerden beri kendi ibadethane ve kuruluşları için din görevlisi yetiştiren VIKZ'in imamları çoğunlukla Almanya'da doğup büyümüş, dili ve toplumu bilenlerden oluşuyor.

VIKZ'in öncelikli alanlarının başında gençlere yönelik çalışmalar görülüyor. Burada dini eğitimin yanı sıra okul ve meslek eğitimi alanında destek faaliyetleri yürüttüğü dikkat çekiyor.

Merkezi Berlin'de bulunan Bilim ve Siyaset Vakfı (SWP) uzmanlarından Salim Çevik'e göre dini cemaatlerin çocuk ve gençlere odaklanmasının nedeni dindar bir nesil yetiştirmeyi amaçlamalarından. "Bu açıdan Süleymancıların da gençlere yönelik faaliyetlere ağırlık vermesi şaşırtıcı değil" diyor.

Ancak Çevik'e göre Süleymancıları diğer gruplardan ayıran vasıfları, bütün ağırlıklarını Kuran kurslarına vermeleri. "Kuran okumayı iyi öğretmek konusunda bir üne sahipler. Faaliyetleri de genelde bu eksende" diye ekliyor.

Alman siyaseti ile ilişkileri nasıl?

VIKZ, Milli Görüş veya Ülkücülerin dini çatı kuruluşları gibi Alman iç istihbaratının radarına hiç takılmadı. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) gibi Ankara ile yakın ilişkisi nedeniyle sert eleştiri oklarına hedef olmuyor ve din derslerine veya diğer projelere katılımı sorgulanmıyor. İmam eğitimine dair birkaç çalışma hariç, cemaatin öğretisi ve temsil edildiği VIKZ hakkında akademik çalışma veya raporlar da yok.

Görüş almak için başvurduğumuz uzmanlar, "Açık kaynaklarda bilgi yok, onlar da zaten kapalı kutu" ifadesini kullanıyor. Ortak kanı: Bu cemaatin dışarıdan görünen yapısı dışında kendisine ait bir iç yapılanması olduğu yönünde.

VIKZ 2000 yılında, kurucusu olduğu ve içinde Almanya iç istihbaratının radarındaki Ülkücü, Avrupa Türk-İslam Kültür Dernekleri Birliğinin(ATIB) de üyesi olduğu, Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi'nden (ZMD) ayrıldı.

Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırısı sonrasında Müslüman cemaatler üzerindeki baskının arttığı ve yurt dışından yönetildikleri eleştirilerinin yoğunlaştığı dönemde de VIKZ, yine kurucusu olduğu çatı kuruluşu Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyinden (KRM) de ayrıldığını açıkladı. Bu ayrılışın, "özgür ve dışarıdan gelecek her türlü tesirden bağımsız" amaçlı olduğu duyuruldu.

VIKZ, Müslüman çatı kuruluşlarıyla arasına mesafe koyarken federal ve yerel hükümetlerde ise siyasette kabulünün arttığı görülüyor. Kuruluşun 2023'te Köln'de düzenlediği 50'nci yıl kutlamasına çok sayıda üst düzey politikacı dışında Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier bizzat katıldı. Steinmeier, konuşmasında VIKZ ve ona bağlı tüm cami ve eğitim derneklerinin yürüttüğü çalışmalar nedeniyle minnettar olduğunu söyledi.

VIKZ'e son yıllarda hükümet olumlu yaklaşsa da bu her zaman böyle olmadı. Cemaat ilk yatılı okullarını açtığı 2003'ten itibaren sert eleştirilere hedef oldu. Resmi kurumlara bildirim yapmadan kaçak işlettiği yatılı okullar ve yurtlar ile o yıllarda kamuoyunda adı anılan VIKZ hakkında sert bilirkişi raporları da hazırlandı.

Hessen Eyaleti Sosyal İşler Bakanlığının 2004 yılında Türkolog Ursula Spuler-Stegemann'a hazırlattığı raporda, söz konusu yurtlarda kalan öğrencilerin sadece İslam öğretisi ve dini eğitimle yetişmesinin Almanya'ya uyumları önünde büyük engel teşkil ettiği tespiti yapıldı.

Almanya'da 17 yıldır ders vermeyen raporlu öğretmenin emeklilik davası
Almanya'da 17 yıldır ders vermeyen raporlu öğretmenin emeklilik davası
İçeriği Görüntüle

Ayrıca çocukların sıkı şeriat öğretisini benimsemiş bir İslami anlayış ile yetiştiği rapor edildi.

Kölner Stadt Anzeiger gazetesi 2008 yılında VIKZ hakkında polisin hazırladığı bir dosyayı haberleştirdi. Buna göre de VIKZ; Batı, demokrasi ve Yahudi karşıtı olmakla suçlanırken çocukların bu kurumun okullarında şiddet gördüğü iddiaları ortaya atıldı.

Ayrıca aynı habere göre polis, yasa dışı faaliyetlerin karartılmasına ilişkin cemaatin bir strateji planının olduğunu da rapor etmişti.

Bu eleştirilere karşı çıkan ve VIKZ'i destekleyen araştırmacılar da oldu. Din bilimci Gerdien Jonker, örneğin "Kapalı ve muhafazakâr olma yönüyle VIKZ'in Katolik Kilisesiyle aynı seviyede bulunduğunu" savundu.

Bu tartışmalar sürerken VIKZ de Almanya'da Müslümanlar konusunda o dönem yürüttüğü çalışmalarıyla öne çıkan Eğitim Bilimci Ursula Boos-Nünning'den bir bilirkişi raporu hazırlamasını istedi. 2010 yılında sonuçları açıklanan rapora göre, VIKZ yurtlarında kalan çocukların yüzde 91'i notlarının iyileşmesi için, yüzde 85'i dini hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bu kurumda kaldığını söyledi.

Raporu hazırlayan Boos-Nünning, Süleymancı cemaatin yurtlarındaki çocukların ailelerinin baskısı ile bunu yaptığı ve "elit bir kuşak yetiştirmek amaçlı" olduğu iddialarını doğrular bulguya rastlamadığını da duyurdu.