Polis Sendikası (GdP) Genel Başkan Yardımcısı Sven Hüber, polis memurlarını olası bir AfD iktidarına karşı anayasal görevleri konusunda hazırlıklı olmaya çağırırken, Alman Polis Sendikası (DPolG) bu yaklaşımı eleştirerek polis teşkilatının siyasi tarafsızlığına vurgu yapıyor.
Saksonya-Anhalt seçimleri, aşırı sağcı AfD’nin Almanya genelindeki yükselişi ve diğer siyasi partilerin AfD’ye karşı izleyeceği stratejiler açısından da önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Güncel anketlerde oy oranını yüzde 42’ye kadar yükselten AfD, Saksonya-Anhalt’ta açık ara birinci sırada bulunuyor. Bu sonuçların gerçekleşmesi halinde parti, ilk kez bir eyaletin yönetimini üstlenebilecek bir konuma gelebilir. AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki başbakan adayı Ulrich Siegmund’un da başbakanlık makamına ulaşabilecek bir konuma gelmesi mümkün.

Hüber: Polis şimdiden hazırlanmalı
Tartışmanın merkezinde GdP Genel Başkan Yardımcısı Sven Hüber’in, sendikanın dijital ağustos sayısında yayımlanan yazısı bulunuyor.
“Odada bir fil var... Doğru şekilde hayır demek” başlıklı yazısında Hüber, AfD’nin bir eyalette hükümete katılması ve özellikle içişleri bakanlığını üstlenmesi ihtimaline karşı polis teşkilatlarının hazırlıklı olması gerektiğini savunuyor.
Hüber, polis memurlarının görev yemininin Anayasa’yı korumayı içerdiğini belirterek, özgür demokratik temel düzen için aktif biçimde görev yapma yükümlülüğüne dikkat çekiyor.
Hüber’e göre siyasi veya dini görüşü ne olursa olsun anayasa düşmanı olarak değerlendirilen kişi veya yapılarla işbirliği yapmak, polis memurlarının görev yeminiyle bağdaşmıyor.
AfD’ye ilişkin değerlendirmesinde Hüber, mahkeme kararları ve Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın tespitlerine atıfta bulunuyor. Parti içinde anayasal düzene karşı faaliyetlere ilişkin yeterli somut emare bulunduğunu savunan Hüber, AfD’nin yaklaşık 50 bin üyesinin 20 binden fazlasının “tespit edilmiş aşırı sağcılar” olduğunu ileri sürüyor.
Hüber ayrıca Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda görev yapan GdP üyelerinin, partinin anayasa karşıtı faaliyetlerine ilişkin uzun süredir kanıtlar topladığını belirtiyor.
Bu değerlendirmelerden hareketle Hüber, bir polis memurunun Anayasa üzerine yemin edip aynı zamanda anayasa düşmanlarıyla işbirliği yapamayacağını savunuyor.
Remonstrasyon çağrısı
GdP, Hüber’in yazısıyla birlikte polis ve diğer kamu görevlileri için “remonstrasyon yükümlülüğü” (hukuka aykırı olduğunu düşündüğü emre karşı itiraz etme ve bunu görev hiyerarşisi içinde bildirme yükümlülüğü) konusunda bir bilgilendirme kartı da yayımladı.
Buna göre memurlar, hukuki açıdan sakıncalı gördükleri talimatları derhal dile getirmeli, talimatın yazılı olarak teyit edilmesini istemeli, gerektiğinde bir üst amire başvurmalı ve yaşanan süreci belgelemeli.
Bir talimatın suç teşkil ettiğini düşünen memurlar için ise talimatın reddedilmesine yönelik bir ifade öneriliyor.
Hüber ayrıca, Anayasa’nın 91. maddesine atıfta bulunuyor. Söz konusu madde, anayasal düzenin veya bir eyaletin güvenliğinin ciddi biçimde tehdit edildiği olağanüstü durumlarda federal hükümetin belirli koşullar altında polis güçlerini kullanabilmesini düzenliyor.
Hüber’e göre AfD’nin iktidara gelmesi, kamu görevlilerini Anayasa’yı koruma görevinden muaf tutmuyor. Aksine, bu durumda görev yeminine bağlılık daha da önem kazanıyor.
Saksonya-Anhalt’ta AfD birinci parti
6 Eylül’de yapılacak seçim, Almanya’da aşırı sağın yükselişi açısından da yakından izleniyor.
AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta sandıktan birinci parti olarak çıkması halinde, Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırılmış bir partinin ilk kez bir eyalet seçiminde zafer kazanması söz konusu olacak.
AfD, Saksonya-Anhalt’ta “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırılıyor. Federal düzeyde ise parti, “aşırı sağcı anayasa karşıtı faaliyet şüphesi” nedeniyle Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın gözetimi altında bulunuyor. Partinin gençlik yapılanması da federal düzeyde “aşırı sağ” olarak sınıflandırılmış durumda.
Saksonya-Anhalt seçimlerinin ardından Almanya’da başka eyalet seçimleri de yapılacak. 13 Eylül’de Aşağı Saksonya’da, 20 Eylül’de ise Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de sandık kurulacak.
Knabe: “Demokratik hükümete karşı darbe çağrısı”
Tarihçi ve eski Berlin-Hohenschönhausen Stasi Anıtı yöneticisi Hubertus Knabe, Hüber’in açıklamalarına sert tepki gösteriyor.
Knabe, Hüber’in açıklamalarını demokratik yollarla seçilmiş bir AfD hükümetine karşı direnme çağrısı olarak yorumluyor. Hüber’in daha şimdiden AfD liderliğindeki bir eyalet hükümetini anayasal düzen açısından tehdit olarak gördüğünü ve polis memurlarını devlet talimatlarını reddetmeye hazırladığını savunuyor.
Knabe ayrıca Hüber’in Doğu Almanya dönemindeki geçmişine dikkat çekiyor. Hüber, DDR döneminde sınır birliklerinde siyasi subay olarak görev yapmış ve Berlin’deki 33. Sınır Alayı’nda hizmet vermişti. Almanya’nın birleşmesinden sonra ise Federal Sınır Muhafızları’na, bugünkü Federal Polis teşkilatına geçti.
Anayasa hukukçusundan eleştiri
Berlinli anayasa hukukçusu Ulrich Battis de Hüber’in yaklaşımını eleştiriyor.
Battis’e göre Hüber, Anayasa’da vatandaşlar için öngörülen direnme hakkı ile kamu görevlilerinin özel yükümlülüklerini birbirine karıştırıyor. Kamu görevlileri açısından öncelikle memuriyet hukukunun geçerli olduğunu belirten Battis, hukuka aykırı olduğu düşünülen bir talimat karşısında remonstrasyon yoluna başvurulması gerektiğini söylüyor.
Battis’e göre bir talimatın reddedilmesi ancak insan onurunu ihlal etmesi veya memuru suç işlemeye zorlaması gibi durumlarda mümkün. Daha kapsamlı bir direnme hakkının kullanılabileceği bir durumun ise söz konusu olmadığını savunuyor.
DPolG: Polis siyasi tarafsızlığını korumalı
GdP’nin yaklaşımına en sert tepki ise rakip sendika DPolG’den geldi.
DPolG Genel Başkanı Heiko Teggatz, Hüber’in ortaya koyduğu senaryoları büyük ölçüde gerçek dışı buluyor. Teggatz, GdP’nin polis memurları üzerinde siyasi etki kurmaya çalıştığını savunuyor.
Teggatz’a göre polis sendikasının görevi, polislerin çalışma koşulları, donanımı ve ücretleriyle ilgilenmek. Hüber’in ortaya koyduğu yaklaşımı ise “ilk adımı atmadan üçüncü adıma geçmek” olarak nitelendiriyor.
DPolG Başkanı ayrıca polis memurları için siyasi tarafsızlık ilkesinin geçerli olduğunu vurguluyor. Teggatz, polislerin kamuoyu önünde tarafsız davranması gerektiğini belirtiyor.




