Bu başlıktaki tespit, sanırım 1990’lı yıllardan beri dile getiriliyor. Sadece Suriye’deki son gelişmeler bunu kitleler açısından görünür kıldı. Yani Kürd ulusu yıllardır siyasi geriliğin acısını yaşıyor. Bunun için aşağıdaki çarpıcı örnekleri vermek istiyorum.

E. Kürkçü, bir yıl öncesinde, A. Öcalan’ın Bahçeli ve Erdoğan’ın paradigmasını destekleyen açıklamasına ilişkin şu açıklamayı yapmıştı:

“ … mücadeleyi sevk ve idare etmek bakımından son derece zekice bir buluştur”[**]

Kürkçü’nün bu açıklamasından tam bir yıl geçmiş ve yaşamın kendisi, hem APO’nun hem de onu destekleyen Kürkçü’nün bu görüşlerini bugün buruşturup çöplüğe atmış gözüküyor. Bu öngörüsüzlük tesadüf olabilir mi? Peki, aynı dönemde ben ne demişim:

“ … Kürd halkının sizi şoke edeceğinden emin olabilirsiniz” (Avrupa Postası, Öcalan’dan Bahçeli-Erdoğan’a Destek ve Büyük Ortadoğu Projesi, 01.01.2025)

Yalnız APO’nun hakkını yemeyelim! O, Suriye’deki Kürdleri, “silahlarınızı bırakın ve şeriatçı iktidara katılın, yoksa Filistin’den beter olursunuz” diyerek onları teslimiyete zorlayan bir uyarı yapmıştı. Bu uyarı, direnmeyi değil, teslimiyeti öğütleyen ama ABD yetkililerinin onu aylar öncesinde uyardıklarının bir işaretiydi. Fakat Suriye’deki Kürd liderler, en azından “şeriatçı iktidara katılın, silahlarınızı bırakın” diyen APO’dan daha ileride bulunuyorlardı.

Evet, Rojavalı Kürd liderlerin, HTŞ denen şeriatçı katillere karşı başlattıkları isyan bayrağı, şimdilik APO ile aralarında bir sorun olduğunu söylüyor. Diğer yanda bu başkaldırının ABD’ye karşı olmasını beklemek de hayal olur. Burasının bir Vietnam olmayacağından eminiz. Ayrıca HTŞ denen ABD’ye teslim olmuş kravatlı İŞİD’cilere karşı hangi noktaya kadar karşı duracaklarını da bilmiyoruz. Bunu bize zaman gösterecek.

Ayrıca APO’nun, Kürkçü’nün dediği gibi herhangi bir buluşu falan da yok! APO zaten Kürkçü’nün “buluş” dediği zekice görüşünü, yakalandığında hem ABD’li hem de Türk yetkililere açıklamıştı:
“devletime hizmet etmek istiyorum” diyerek.

BAHÇELİ VE ERDOĞAN’IN PARADİGMASININ KÜRDLERE ÇEKTİRDİKLERİ

APO’nun destek verdiği Bahçeli ve Erdoğan’ın paradigması, Türk liderlerin de açıkladığı gibi Büyük Orta Doğu Projesi’nin “Terörsüz Türkiye” adını verdikleri bir ABD ürünüydü. Bu proje, başlangıçta İngiliz ve Avrupalı müttefikler tarafından “çoklu üniter devlet” anlayışına uygun olarak propaganda edilmişti. Bu nedenle Kürdler, haklı olarak Suriye’de özerk bir iktidar kurulacak beklentisi içine girmişlerdi. Trump, son Erdoğan ile olan görüşmesinde bu özerklik yerine, Türk liderin “Kürdlere hiçbir iktidar yok” görüşüne uygun davranarak ibreyi bu yöne kırmıştı. Çünkü hem Erdoğan’dan ne istemişse almıştı hem de özerk de olsa bir Kürd iktidarının başını ağrıtabileceğini görmüştü[***]. Tabii Paris toplantısında İsrail’in, Suriye’nin şeriatçı iktidarından istediği her şeyi alması da aslında Trump-Erdoğan toplantısında alınan kararın pratikteki bir uygulamasıydı. ABD, her şeye evet diyen Suriye’deki şeriatçılarla çalışmayı tercih etmişti.

Sonuçta Trump-Erdoğan toplantısında Kürdlerin kaderi çizilmişti. Ne var ki ne Türkiye, ne Suriye, ne de Kandil’deki Kürd liderler bu toplantıyı analiz edecek durumda değillerdi.

Fakat ilginç olan şudur: Demokratik hak ve özgürlüklere ekmek su kadar ihtiyacı olan Kürd ulusu, binlerce yıldır devletsiz olmanın dayanılmaz acısını yaşayarak bu konuda kendilerine bir kırmızı çizgi oluşturmuşlar, fakat Amerikalı Kissinger’ın “Amerika’nın dostu olmak ölümcüldür” lafını hiç hesaba katmamışlardı. Çünkü sınıfsal bakış açısından yoksundular ve aralarında işçi sınıfını temsil eden yöneticiler bulunmuyordu. Hâlbuki çağımızda ulusal mücadeleyi zafere taşıyanlar sadece ve sadece sosyalist liderlerdi.

Şimdi de sonuç ne olacak, ona da bir göz atalım.

PEKİ, NE OLACAK?

Evet, Kürdler emperyalistlerden büyük bir kazık yemişlerdi. Ki bu sonuç, sınıflar savaşında emperyalizmin her zamanki doğal davranışıydı. Fakat biz bu sonucu, sadece Kürd ulusunun tarihsel ve siyasal saflığına ve her yönden kuşatılmışlığına değil, daha çok ABD ve Türkiye iktidarlarının 15 yıldır Kürd ulusu üzerinde oynadıkları ama Kürdler tarafından fark edilmeyen akıl almaz oyunlarına[****] bakarak açıklayabiliriz ancak:

Suriye’de;

1- Kürdlerin üzerine 2014 yılında İŞİD’in sürülmesi ABD’nin bir planlamasıydı. Aynı şekilde son anda yardım edilerek Kürdlerin kurtarılması da bu planın bir parçasıydı! Bu ikili oyun oldukça gelişmiş bir özel harp taktiğiydi. Kürdlerin ökseye basmaları sağlanmıştı!

2- ABD’nin ikinci büyük özel harp taktiği ise daha da gelişmiş olup buna Türkiye’yi de ortak etmişlerdi. Bu kadar masraf edilip silahlandırılıp donattıkları bu gücün Esad rejimiyle birleşme tehlikesi her zaman gündemdeydi. Bunun için ikili bir oyun daha kuruldu. Birincisi, Türkiye ABD’nin bilgisi ve onayı dâhilinde Kürdleri sürekli rahatsız edecek açıklamalar ve operasyonlar yapacaktı. Tabii bu operasyonlar, Esad rejimine fazla yanaştıklarında daha da artacaktı. İkinci sahnede ABD, bu operasyonlara ve açıklamalara karşı açıktan karşı çıkarak bu saldırıları durduran taraf görünüp Kürdlerin dostu ve onları koruyan olduğunu gösterecekti.

Sonuçta bu iki özel harp taktiği amacına ulaşmış ve saflarında binlerce devrimcinin savaştığı Suriyeli Kürdler, ABD’nin sadık dostu olmuştu.

Türkiye’de;

Uzatmaya gerek yok. Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanı Erdoğan’ın, koşullara bağlı olarak çözüm sunuyorum diyerek Birinci ve İkinci Kürd Açılımı yaptığını biliyoruz. İkisi de Kürdlerin ulusal duygularını sömüren bir oyun ve özel harp taktiğinden başka bir şey değildi! Sonuçlarından bunu görüyoruz zaten! Sadece İkinci Açılım için Bahçeli’ye özel bir görev verildiği de ortada.

Peki, APO ne demişti:

“Devir Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devri olacak”

Görüyoruz ki bu öngörü tam bir fiyasko! Eğer Suriyeli Kürd liderler APO’nun dediğine uyup silahları bırakıp şeriatçı iktidara katılmış olsalardı da aynı felaketi yaşayacaklardı. Yani barış, demokrasi ve kardeşliğin siz şeriatçı canilerle kurulduğunu dünyanın neresinde gördünüz? İzah etmeye bile gerek yok sanırım. Marxizmi bile aştığı söylenen APO’nun, sanırım önünü sadece ABD feneriyle aydınlattığını görüyoruz. Siz dünyanın neresinde “devletime hizmet etmek istiyorum” diyen bir Marxist gördünüz?

Dolayısıyla şu gerçeğe Kürd ulusu kulağını vermelidir:

Bugüne kadar sayısız bedel ödeyen, savaşan fakat siyasi olarak hiçbir yere ulaşmayan Kürd ulusu, Kürd proletaryasının temsilcilerinden başka hiç kimsenin onları başarıya götüremeyeceğini artık bilmelidir.

[*]Bu makalede yapacağım tüm tespitler, Avrupa Postası ve teoripratik.com sitelerinde bir yıl öncesindeki yazılarda da dile getirilmiştir.

[**] Bu tespit, Ertuğrul Kürkçü’ye aittir. (Bak: 06.01.2025 tarihli, Avrupa Postası’ndaki “Qua Vadis Ertuğrul Kürkçü” adlı makale)

[***] Suriye’deki şeriatçılarla birlikte Irak’taki İran yanlısı örgütlere operasyon yapılması için Kürdlere teklif yapıldığı, fakat bunu Müslüm Abdi’nin kabul etmediğini okuyoruz. Bu teklif, Kürd ulusunun bir İsrail devleti gibi kullanılamayacağını ABD yetkililerine göstermiştir. Kürdlerden vazgeçmeleri normaldir.

[****] Benzeri oyunlar, Esad rejiminin neredeyse silah atılmadan devrilmesi için de sahnelendi. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması için tahrik edilmesi, tüm emperyalist kampın yıllarca Ukrayna’yı desteklemesi ve Rusya’nın Ukrayna bataklığından kurtulması için Trump’ın, Putin’i desteklemek adına Esad rejimine olan desteğini çekmesini istemesi ve bunu başarması… Evet, tüm bunlar ABD’nin oyun kuruculuğunda yapılıyordu.