Evet, Kürd ulusal mücadelesinin geldiği bugünkü noktayı bize açıklayan replik[*] işte bu. Nesnel olarak; feodal üretim ilişkilerinin getirdiği şartların, yani sosyal aşiret yapılanmasının oluşturduğu lokal düzeydeki dayanışma ruhunun, kişilerde kültüre ve bilince dayanmayan boş bir güven duygusunu[**] beslediğini görüyoruz. Kürd halkı, sömürücü ağalara hem aşiret üyesi olarak akrabalık ilişkisiyle hem de çoğu yerde olduğu gibi dinsel bir bağ ile sıkıca bağlıdır. Bu da onlardaki boş güven duygusunu bugüne kadar beslemiş ve aşiret ilişkisinin getirdiği bu alışkanlıklar da onları sürekli çıkmazlara sürüklemiştir.

Ne var ki tüm geri yapılanmalarda, içeriden veya dışarıdan bir saldırıya uğrayıp sıkışma, yani zor durum olunca; sınırlı ve lokal düzeydeki güçten dolayı dışarıdan gelecek olan yardıma büyük ihtiyaç duyulmuş ve buna büyük bir anlam verilerek kutsanmıştır. Kürdlerin siyasal ve tarihsel arka planı da bunu söylüyor. Fakat yılın 365 günü Kürdlere destek verenler, eğer bir gün yapılanları eleştirir ve “yanlış yapıyorsunuz” falan derlerse, o güne kadar yapılan dayanışma ve kaynaşma liderler tarafından bir anda unutuluyor ve o kişiler her türlü suçlamayla karşı karşıya kalabiliyor[***]. Bu arada tam aksi yönde başka bir felaket de yaşanıyor: Fiili yardım o derece önemseniyor ki birçok sorunlu insan veya ajan, örgütlenmeler içinde etkin konuma yükselebiliyor. Diğer yanda yapılan sözlü önerileri, eleştirileri ve taktikleri aynı oranda küçümseyen ve “akla ihtiyacımız yok” diyerek elinin tersiyle iten Kürd ulusal hareketinin bu tavrı, onun bugün geldiği açmazı da bize açıklamış oluyor.

Yani temel sorunun; Kürd ulusal hareketinin gelişememesindeki nesnel gerçeğin, burjuva demokratik devrimin yaşanmamış olması olduğunu söylersem pek yanılmış olmam. Demokratik olanın, yani aklın alınıp verileceği bir süreç yaşanmadığı için Kürd ulusal mücadelesi feodal biat ve buna eşlik eden emperyalist kültürün etkisi altında bugünlere kadar gelmiştir. Bugünkü başarısızlıkların arkasında yatan bu toplumsal ve tarihsel gerçeklerin analizini daha da derinleştirdiğimizde şunları görürüz:

KÜRD ULUSUNUN AKLA İHTİYACI VAR

Birçok Türk ve Kürd ilerici kesimin sürekli tekrarladığı “Kürd ulusunun akla ihtiyacı yok!” repliği aslında şu anlama gelmektedir: Kürd ulusu feodaldir ve feodal kalacaktır. Çünkü feodalizm ancak rasyonellikle, yani akıl yoluyla yıkılabilir. Feodal ilişkiler, Kürd ulusunun dağıldığı tüm ülkelerde bugün son hızıyla siyasi arenada etkin olmaya devam ediyor: APO, Barzani vb. bunun tipik örnekleridir. Kürd ulusunun bugünkü durumunu sadece feodalizm ile de açıklayamayız. Ayrıca demokratik devrimini yapamadığı, diğer bir ifadeyle geç kalmış uluslaşma sürecini yaşadığı için de emperyalist ülkelerin hep etkisi altında kaldıklarını görüyoruz.

Bugün APO’nun Bahçeli ve Erdoğan’ın paradigmasını desteklemesi, Irak’ta Barzani iktidarının ABD'nin kontrolünde olması ve Suriye'deki Kürdlerin ise 2012 yılındaki olumlu şartlara rağmen demokratik devrimlerini nihai hedefine, ABD'nin ve Türkiye'nin ince hesapları (iyi polis–kötü polis taktiği) nedeniyle ulaştıramayıp ABD'nin kontrolüne girmeleri açıkça ortadadır.

Sonuçta Kürd ulusunun; proletarya hareketini örgütlemedikçe, kendi demokratik devrimi için Türk, Irak, İran ve Suriye proleter hareketleriyle ortak bir ilişki içine girmedikçe, yani karşılıklı akıl alışverişi yapıp burjuva demokratik devrimlerini yükseltmedikçe ve emperyalist ülkelerle ilişkileri gözden geçirmedikçe bu darboğazdan çıkması neredeyse imkânsız gözüküyor.

KÜRD LİDERLER İLE KÜRD HALKININ FARKLILIĞI

Bir sokak röportajından bahsetmek istiyorum. Muhabir, yoldan geçen herhangi bir kişiye soruyor: “Filistin’de binlerce insan çok kötü durumda. Onlar ülkemize gelseler evinize alır mısınız?” Vatandaş cevap veriyor: “Ne demek! Elbette ki seve seve alırım!” Muhabir ekliyor: “Çok teşekkürler. Yalnız burada bir Filistinli var. Bu durumda onu senin yanına verelim.” Vatandaş şoka giriyor ve inanılmaz yalanlar uydurarak “şimdi alamam” diyor. Bu röportaj kaç kişiyle yapılmışsa, hepsi de aynı şekilde başlangıçta “seve seve misafir ederim” derken, somut olarak Filistinli kişi ortaya çıktığında inanılmaz palavralarla “alamayacağını” söylüyor.

Bu röportaj aslında Türk halkının bir kesiminin, özellikle de iktidarın etkisindeki milyonların psikolojik, sosyal ve kültürel yapısını bize doğrudan veriyor. Fakat Kürd halkının çoğunluğunun böyle olmadığını onlarla ilişki içinde olanlar bilir. Hatta bu konudaki birçok sosyal deney videosunu izlediğimizde de bunu görürüz. Fakat mevcut siyasi Kürd liderleri bizim Türk vatandaşlarına benziyorlar. Bunun için iki çarpıcı örnek vermek istiyorum:

Birincisi Barzani’nin tavrıyla ilgili. HTŞ denen şeriatçı iktidar ile SDG çatışmaya girmeden önce gazeteciler Barzani’ye soruyorlar:

– HTŞ güçleri Kürd güçlere saldırırsa tavrınız ne olacak?

O da cevap veriyor:

– Rojava bizim kırmızı çizgimiz! Engelleriz!

Peki sonuç? Koca bir sıfır.

İkinci örnek ise Suriye Kürd liderinden. Mazlum Abdi şunları söylemişti:

“Şexmeqsud ve Eşrefiye’deki halkın yanında duracağız ve savunacağız.”

Fakat pratikte bir şey yapılamadı.

Peki, tüm bunlar neden oluyor? Açıktır ki kendi dışındaki güçlerin, yani ABD’nin kontrolüne girince, herhangi bir sözünüzü yerine getirme imkânı tamamen bu emperyalist güce bağlı hâle geliyor da ondan. Peki, geriye ne kalıyor? Geriye aldatmak ve abartmak kalıyor.

KÜRD LİDERLERİN AÇMAZI

Kürd ulusunun kendi devletini kurmasının, kendi öz yurtlarına kavuşmasının biricik ve doğal yolunun nerede olduğunu 1800’lerdeki Fransa, İngiltere vb. Avrupa ülkelerine baktığımızda açıkça görüyoruz. Bu yolu yukarı satırlarda yeterince tarif ettim zaten. Peki, bugün Barzani, APO veya diğer Kürd liderlerin tercih ettiği yol nedir? Onlar bu hedefe kısa yoldan ulaşmak istiyorlar. Hepsinin de başlangıçtaki çıkış noktaları genel doğruları içerirken, finalde geldikleri noktaya baktığımızda çıkış noktalarından 180 derece ters duruma düşmek zorunda kalıyorlar. APO’nun ulusal tüm hakları reddeden stratejisini tesadüf mü sanıyorsunuz? Tabii ortada bir özeleştiri de yok! Barzani hareketi ABD dolarlarıyla, Suriye’dekiler ABD silahlarıyla, APO da ABD fikirleriyle halka yaklaşıyor ve yönlendirmeye çalışıyorlar. Emperyalist sistemin araçları hâline geldiklerini ve bu dayandıkları güçlerin de çıkar ve zevklerinden başka hiçbir şeyi önemsemeyen bir canavar olduğunu dikkate almadıklarını da üzülerek görüyoruz.

Son Epstein skandalı sanırım birlikte hareket ettikleri Trump gibi siyasi aktörlerin nasıl rezil ve içi boş olduğunu onlara göstermiştir diye umuyoruz sadece. Ama Kürd liderlerin bu skandaldan (Epstein’in adasında çocukları ve kızları sadece istismar etmekle kalmayıp canlı canlı okyanusa attıkları iddialarından) veya ABD yönetiminin bugüne kadar milyonlarca yoksulu ve komünisti katleden bir sosyopat olmasından etkilendiklerini göremiyoruz. Onlar dayandıkları halka verilen kırıntıları başarılar gibi göstererek, olmayacak zafer projeleri çizerek, gerici liderler ve Trump gibi sapıkların etki alanında kalmaya devam ediyorlar.

Öyle ki düne kadar küçümsedikleri Münih’te yapılan güvenlik toplantısına katılmayı göklere çıkartabiliyorlar. Fakat ne acıdır ki M. Abdi, şeriatçı iktidarın Rojava’da sürdürdüğü ablukanın kaldırılmasını Münih’teki toplantıda emperyalist liderlerden rica etmek durumuna düşüyor. Yine şeriatçı Suriye iktidarının saldırıları karşısında bir varlık gösterilememesinin nedenlerini sorgulayacaklarına, Barzani ve diğer Kürd güçlerin yapay birlikteliklerini “nasıl bir araya geldik gördünüz mü” diyerek sinekten yağ çıkartmaya çalışmaları içler acısı. Bu örnekler sayısız orandadır dersem yanıltmış olmam.

Dün “Suriye’nin üçte birini biz kontrol ediyoruz ve 100 bin kişilik bir ordumuz var” diyen Kürd liderler ve onların şakşakçısı ‘devrimci’ Türkler, bu gücü çok değil 3–5 gün içinde neden kaybettikleri üzerinde samimi şekilde düşünmeliler diyorum.

Sonuçta; Kürd ulusunun binlerce yıl çektiği acılar ortada. Onların diğer uluslar gibi eşit ve bağımsız bir ülkeye ihtiyaçları var. Kendi kaderlerini kendilerinin belirleyeceği yolu bulmaları mevcut liderler ile mümkün değil. Zaten APO da bu hak ve özgürlükler için açıkça “geçin bunları!” diyor. Bağımsız bir ülkenin inşası için biricik yol, komünist liderlerin de belirttiği gibi emperyalistlerin değil, Kürd proletaryasının örgütlü gücünün yaratılmasıyla açılacaktır.

Hoş bizim, yani Türk ulusunun da geleceği pek parlak değil! Fakat en azından 68 deneyimimiz ve 71 direnişimiz bize devrimci enerjiyi veriyor ve bu gücü Türk ve Kürd proletaryasıyla buluşturabildiğimiz gün zaferimizi ilan edeceğimizden hiç şüphem yok.

[*]Replik: Sahne oyunlarında diğer oyuncunun sözüne göre verilmesi gereken karşılık.

[**]Bu duygu, Avrupa feodal üretim ilişkilerinde çok daha farklı biçimlerde kendini gösterir. Avrupa’daki serflerin feodal beylerle hem akrabalıkları hem de bizdeki gibi doğrudan dinsel bağlılıkları yoktur. Ayrıca feodal beyler, büyük ve kalelerle korunan şatolarda yaşarlar. Bu tür yerleşkeler ise Kürd ağalarında istisnadır.

[***]Tarihçi ve araştırmacı Ayşe Hür’ün APO’nun politikasını eleştirince ajan ilan edilmesi bu konudaki en çarpıcı örnek olsa gerek.