Günümüzde İsrail'le birlikte İran'a alçakça saldıran ABD emperyalizmi bundan tam 23 yıl önce de "nükleer silahlardan arındırmak" bahanesiyle Irak'a saldırmıştı.
Saldırı 19 Mart 2003 tarihinde havadan yoğun bomba yağdırarak başlamış, 20 Mart 2003'te ise kara taarruzu ile devam etmişti.
Müdahalenin ilk 26 günü Irak'ın çeşitli bölgelerinde çatışmalar yoğun olarak yaşanmış, Irak güvenlik güçlerinin verdiği ağır kayıplar sonucu ABD ve müttefikleri Irak'ı işgal etmişti.
19 Mart'tan 1 Mayıs 2003'e kadar süren müdahalenin ilk işgal safhasında Irak'a ABD'nin 130.000 askerine takviye olarak 45.000 İngiliz, 2.000 Avustralya ve 194 Polonyalı asker gönderilmişti.
Ancak Irak tamamen işgal edildikten sonra, ABD başkanı George W. Bush ve Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'in iddialarının aksine bu ülkede nükleer silah bulunmadığı ve nükleer silahlanma hazırlığı yapılmadığı meydana çıkmıştı.
*
Bundan tam 23 yıl önce... Sürgünümüzün 32. yılında, 2003 Mart'ının 19'unu 20'ye bağlayan gece, tüm dünya televizyonlarının ekranları ABD savaş uçaklarının Irak'a bomba yağdıran görüntülerini isterik yorumlarla tekrar ve tekrar verirken bilgisayarıma şu notları düşmüşüm:
"Yine ateş ve kan günleri... Binlerce insan hiç uğruna ya da petrol uğruna ölüyor. Herkesin içi kan ağlıyor.
"Evlerini, yurtlarını terketmek zorunda kalan insan imajları bize tam 32 yıl öncesini anımsatıyor.
"Evinden, anandan babandan, kardeşlerinden, tüm sevdiklerinden ve dostlarından, saksıdaki fesleğenden, kara kedinden, köşedeki çöplüğe üşüşen sokak kedilerinden, cadde boyu çınar ağaçlarından kopmak...
"Belki de bir daha hiç göremeyeceğini bilerek, son bir kez için acıyla burkularak geriye bakıp yok olmak...
"İleride seni neler beklediğini hiç bilemeden, hiç tahmin edemeden...
"Hiç bitmeyen sürgün ve gurbet yılları... Hiç bitmeyen... Hiç bitmeyen...
"Yine binler, onbinler, yüzbinler... Hep sürgün ve gurbet yollarında...
"Mezopotamya'lı Arap, Kürt, Asuri, Keldani, Ezidi, Türkmen'ler... Düne kadar kardeş kardeş yaşayan milyonlar...
"En büyük antik uygarlıkların çocukları...
"Bir post-modern 'uygarlık' adına savaş tanrılarına kurban ediliyor.
"TV ekranları vahşet, nefret, zulüm kusuyor."
*
O zulmet gecesinde, bilgisayara bir not daha düşmüşüm:
"İki dost kedimize, İvan ve Çita'ya veda... Dünya güzeli bu iki kedicik birbiri ardına böbrek yetersizliğinden ölünceye kadar, sürgün yaşamımızın yirmi yılı boyunca can yoldaşımız oldular. Önce İvan, Irak işgalinin başladığı gün de bu sürgün diyarındaki gerçek dostlarımızdan Çita da gitti.
"En zor, en kahırlı günlerimizde bizi hiç yalnız bırakmayan, acımızı bakışlarıyla soran, sorgulayan, ıslak burnunu yanağımıza dokundurup dizimizin dibinde ronronlayarak bizi teselli eden bir can gitti.
"Kedi soyu... Uzaydan mı gelmiştir, bilmiyorum. Semavi bir metaformozun ürünü müdür, bilinmez. Nerelerden kopup bağrımıza düşmüştür?
"İvan gibi Çita da, belki de geldiği yere, uzayın milyarlarca ışık yılı uzaktaki erişilmez uç noktalarına gitti.
"Bize geride kan ve zulüm dolu bir dünya bırakarak..."
*
Evet, tam 23 yıl sonra, yine ABD emperyalizminin ve bu kez yardakçısı Netanyahu'nun alçakça komplosuyla mavi gezegenimiz yeniden kan ve zulüm günlerini yaşıyor...