Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Health at a Glance 2025 raporu, Türkiye’de sağlık personeli sayısının uluslararası ortalamaların gerisinde kaldığını ortaya koydu.

Türkiye’de bin kişiye 2,9 hemşire düşerken OECD ortalaması 9,2 olarak kaydedildi. Böylece Türkiye’deki hemşire yoğunluğu OECD ortalamasının yaklaşık üçte biri düzeyinde kaldı.

Hekim sayısında da benzer bir tablo görülüyor. Türkiye’de bin kişiye 2,4 hekim düşerken OECD ortalaması 3,9 seviyesinde bulunuyor. Hastane yatağı sayısı ve sağlık harcamalarında da Türkiye ile OECD ortalaması arasında önemli farklar bulunuyor.

“Personel planlaması hasta güvenliği gözetilerek yapılmalı”

Brezilya ve Sırbistan’da seçim sonuçları: Otoriter liderlere sandık darbesi
Brezilya ve Sırbistan’da seçim sonuçları: Otoriter liderlere sandık darbesi
İçeriği Görüntüle

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık hizmetlerinin yalnızca hastane kapasitesi ve muayene sayılarıyla değerlendirilemeyeceğini belirterek, sistemin temel gücünün sağlık çalışanları olduğunu vurguladı.

Yetersiz personelin çalışanların iş yükünü artırdığına dikkat çeken Akarken, özellikle acil servis, yoğun bakım, ameliyathane ve yataklı servislerde personel ihtiyacının hizmet yoğunluğuna göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Akarken, sağlık çalışanlarının dinlenme hakkının korunması, nöbet ve görev dağılımlarının dengelenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve yeterli sayıda personel istihdam edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

“Sağlık çalışanlarının emeğinin karşılığı verilmeli”

Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için çalışanların ekonomik ve sosyal haklarının da güçlendirilmesi gerektiğini belirten Akarken, adil ücret ve ek ödeme politikaları, güvenli çalışma ortamları ve yeterli personel istihdamının birlikte ele alınması çağrısında bulundu.

Akarken’e göre nitelikli sağlık hizmetinin temel koşulu, sağlık çalışanlarının haklarının korunduğu, iş yükünün dengelendiği ve hasta güvenliğinin öncelik kabul edildiği bir sistemin oluşturulması.