Brezilya’da Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, aşırı sağcı rakibi Flávio Bolsonaro’yu geride bırakarak yeniden seçilirken Sırbistan’da iktidara karşı mücadele eden muhalif öğrenci hareketinin seçim zaferi dikkat çekti.

Her iki ülkedeki sonuçlar, seçmenlerin siyasi iktidarların geleceğini belirlemedeki rolünü bir kez daha gündeme getirdi.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda aşırı sağcı rakibi Flávio Bolsonaro’yu geride bırakarak bir dönem daha görev yapma hakkı kazandı. Resmî sonuçlara göre oyların yüzde 51,8’ini alan Lula, ilk turda gerisinde kaldığı rakibine karşı ikinci turda üstünlük sağladı.

Seçimin ilk turunu iki milyondan fazla oy farkıyla kaybeden Lula, sonraki süreçte yürüttüğü kampanyayla seçmen desteğini artırdı. ZDF’nin Güney Amerika muhabiri Timm Kröger’e göre, Lula’nın sosyal medya stratejisi ve destekçilerinin harekete geçirilmesi seçim sonucunda etkili oldu.

Flávio Bolsonaro ise seçim sonuçlarını kabul etmeyeceğini ve hukuki yollara başvuracağını açıkladı. Bolsonaro’nun itiraz gerekçeleri arasında sandıkların kapanış saatinin son anda iki saat uzatılması da bulunuyor.

Ancak seçimlerin tamamen iptal edilmesinin önünde ciddi hukuki engeller bulunduğu belirtiliyor. Kröger, seçim sonuçlarının Yüksek Mahkeme gibi önemli kurumlar tarafından da kabul edildiğine dikkat çekti.

Seçim sonucuna rağmen Brezilya toplumundaki siyasi kutuplaşmanın devam ettiği değerlendiriliyor. Lula’nın yeniden seçilmesi, ülkedeki siyasi görüş ayrılıklarının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bolsonaro’nun sonucu tanımama tutumu da seçim sonrasındaki siyasi gerilimi gündemde tutuyor.

Sırbistan’da muhalif öğrenci hareketinden büyük zafer

Sırbistan’da ise muhalif öğrenci hareketinin oluşturduğu “Öğrenciler Kazanıyor” listesi, parlamento seçimlerinde beklenenden daha büyük bir başarı elde etti. Son seçim tahminlerine göre listenin oy oranı yüzde 52’yi aşarken, Aleksandar Vučić’in liderliğindeki “Birleşik Sırbistan” listesi yaklaşık yüzde 39’da kaldı.

Uzun süredir ülke siyasetinde etkili olan ve otoriter yönetim anlayışıyla eleştirilen Vučić, devlet başkanlığı görevinden ayrılarak başbakanlık için yarışmış ancak seçimde başarı sağlayamamıştı.

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından binlerce kişi, öğrenci hareketinin zaferini kutlamak için sokaklara çıktı. Belgrad’daki gösterilerde “Vučić artık tarih oldu” ve “Ülkemizde bir daha asla tiranlar olmasın” sloganları atıldı.

Öğrenci listesinin ilk sıralarında yer alan Ilija Srđanović de ilk açıklamasında ülkede otoriter yönetim anlayışının sona ermesi gerektiğini vurguladı.

ZDF muhabiri Michael Bewerunge, sonucu yalnızca bir dönemin sona ermesi açısından değil, son derece güçlü görülen bir siyasi liderin yenilgiye uğratılması bakımından da önemli olarak değerlendirdi. Vučić döneminde yolsuzluk ve kayırmacılığın yaygınlaştığını belirten Bewerunge, bunların öğrenci protestolarının başlıca nedenleri arasında yer aldığını aktardı.

Öğrenci hareketinin sokak kampanyaları ve güçlü iletişim ağı sayesinde seçim başarısı elde ettiği belirtilirken, hareketin henüz yerleşik bir siyasi yapıya sahip olmadığına dikkat çekildi. Ülkede yeni hükümetin nasıl şekilleneceği ve başbakanlık görevini kimin üstleneceği ise belirsizliğini koruyor.

Brezilya’da sol siyasetçi Lula’dan tarihi zafer: Yeniden devlet başkanı seçildi
Brezilya’da sol siyasetçi Lula’dan tarihi zafer: Yeniden devlet başkanı seçildi
İçeriği Görüntüle

Trump ve Putin açısından da dikkat çekici sonuçlar

Brezilya ve Sırbistan’daki seçim sonuçları, ABD Başkanı Donald Trump açısından da siyasi önem taşıyor.

Trump’ın Latin Amerika’da muhafazakâr ve kendisine yakın yönetimlerden oluşan bir blok oluşturma hedefi bulunurken, Lula’nın yeniden seçilmesi bu hedef açısından bir gerileme olarak değerlendiriliyor.

Bununla birlikte, seçim sonuçlarının Batı liberalizminin kesin bir zaferi olarak yorumlanamayacağına işaret ediliyor. Yolsuzluğa, iktidarın kötüye kullanılmasına ve siyasi baskılara karşı oy kullanan seçmenlerin tamamının liberal toplumsal görüşleri benimsediği söylenemiyor.

Seçim zaferlerinin ardından yeni sınav başlıyor

Brezilya’da Flávio Bolsonaro’nun seçim sonuçlarını tanımaması, ülkede siyasi gerilimin yeniden tırmanabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Yaklaşık dört yıl önce, Jair Bolsonaro’nun seçim yenilgisinin ardından destekçilerinin hükûmet binalarının bulunduğu bölgeyi basması, seçim sonuçlarının kabul edilmemesinin yaratabileceği tehlikeleri gözler önüne sermişti.

Sırbistan’da ise Vučić’in yenilgiyi kabul etmesine rağmen öğrenci hareketinin ülkeyi hangi yönde yönlendireceği henüz netlik kazanmış değil. Bir taban hareketi olarak ortaya çıkan öğrenci listesinin seçim başarısı, Macaristan’daki siyasi dönüşümü hatırlatsa da yeni yönetimin otomatik olarak Avrupa yanlısı bir çizgi izleyeceği anlamına gelmiyor.

Yeni yönetim açısından öncelikli konular arasında hukuk devletinin kurumlarını güçlendirmek, yolsuzlukla mücadele etmek ve siyasete duyulan güveni yeniden tesis etmek bulunuyor.

Brezilya ve Sırbistan’daki seçimler, güçlü siyasi liderlerin seçmenler tarafından iktidardan uzaklaştırılabileceğini gösterdi. Ancak demokratik sistemin kalıcı biçimde işlemesi için seçimleri kaybedenlerin sonuçları kabul etmesi, kazananların ise yalnızca kendi destekçilerine değil, toplumun tamamına karşı sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

Her iki ülkede de seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, otoriter yönetim anlayışıyla hareket eden siyasi liderlerin yenilmez olmadığını bir kez daha gündeme taşıdı.