Açıklamada, Türkiye’nin tarihsel ve jeopolitik gerçeklerle bağdaşmayan, telafisi imkânsız bir bölgesel maceraya sürüklenmek istendiği savunuldu. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalandığı belirtilen “Mekke İttifakı” kapsamında gündeme gelmesi beklenen tezkerenin bölgesel barışı tehdit ettiği ifade edildi.
İnisiyatifin açıklamasında, iktidarın Yemen’e asker gönderme planını propaganda ağları ve medya aracılığıyla bir “din, iman ve beka” meselesi olarak kamuoyuna sunduğu belirtildi. Gerçeklerin tartışılmasının engellendiği belirtilen açıklamada, bu girişime itiraz edenlerin “milli iradeye karşı çıkmakla” suçlanarak toplumsal kutuplaşmanın derinleştirildiği savunuldu.
Açıklamada, tezkerenin bir “savunma kalkanı” değil, “bölgesel bir bataklık” olduğu vurgulanarak kamuoyu tarihsel, askerî ve stratejik gerekçelerle uyarıldı.
“Tarihsel hafıza bize dur demektedir”
Yemen’in Osmanlı İmparatorluğu döneminde 400 yıl boyunca acı, kan ve gözyaşının yaşandığı, adına hüzünlü türküler yakılan bir coğrafya olduğu belirtilen açıklamada, tarihin tekerrür etmesine seyirci kalınamayacağı ifade edildi. Yemen’in hesapsızca “atıp tutulacak” bir cephe olmadığı vurgulanarak Türkiye’nin hiçbir ülkenin sınırlarına müdahale etme planlarının, ittifaklarının ve anlaşmalarının içinde yer almaması gerektiği kaydedildi.
Her türlü müdahalenin acılara, kayıplara, yaralılara ve ölümlere yol açacağı belirtilen açıklamada, “Yemen’de de öldürmeyeceğiz, ölmeyeceğiz” denildi.
“‘Savaşmayacağız’ söylemi bir algı operasyonudur”
Mekke İttifakı’nı savunan yetkililerin çatışmaya girilmeyeceği, yalnızca eğitim ve hava savunma desteği verileceği yönündeki açıklamalarının geçmiş deneyimler ışığında inandırıcı bulunmadığı ifade edildi. Açıklamada, 2011 Libya krizinde de başlangıçta “NATO’nun Libya’da ne işi var” denildiği, ancak kısa süre sonra Türkiye’nin fiilî çatışmaların ve operasyonların bir parçası hâline geldiği hatırlatıldı.
Günümüzün beşinci nesil savaş konseptinde hava savunma sistemlerini yönetmenin, insansız hava ve silahlı insansız hava araçları (İHA/SİHA) uçurmanın ve istihbarat sağlamanın savaşın merkezinde yer almak anlamına geldiği savunuldu.
“Ortak savunma mekanizması Türkiye için saatli bombadır”
Açıklamada, Mekke İttifakı’nın içerdiği belirtilen muğlak “ortak savunma prensibi”nin Türkiye açısından ciddi riskler taşıdığına yer verildi. Bu mekanizmanın Türkiye’yi Suudi Arabistan’ın Yemen’le, Pakistan’ın ise Hindistan veya Afganistan’la yaşadığı sınır ötesi krizlerin ve çatışmaların zorunlu tarafı hâline getirebileceği belirtildi.
Türkiye’nin başka ülkelerin ulusal güvenlik krizlerinde bir kalkan olarak kullanılmasının kabul edilemeyeceği ifade edildi.
“İsrail’e karşı değil, İsrail ve ABD politikalarıyla uyumlu bir adım”
İttifakın İsrail’e karşı kurulduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, söz konusu girişimin İran’ı çevreleme ve mezhepçi bloklaşmayı derinleştirme amacı taşıdığı savunuldu. Açıklamada, bu hamlenin bölgedeki kaosu körükleyerek İsrail’in ‘parçalanmış Ortadoğu’ vizyonuna ve ABD’nin bölgesel taşeronlaştırma stratejisine hizmet ettiği belirtildi.
Açıklamada, toprakları ABD üsleriyle dolu olan Suudi Arabistan'ın güvenliği için Türkiye'nin sahaya sürülmesinin ardında hem bölgesel güç olma girişiminin hem de ABD yönetimine sadakat kanıtlama çabasının yattığı ifade edildi.
“Yemen’in ihtiyacı bomba değil, insani yardım ve barıştır”
Yemen’in hâlihazırda dünya tarihindeki en büyük insani krizlerden birini yaşadığı belirtilen açıklamada, milyonlarca çocuğun açlık, kolera ve abluka altında hayatta kalma mücadelesi verdiğine dikkat çekildi.
Barışı savunan bir ülkenin çatışmalara taraf olmak, kan dökmek, silah sevkiyatı yapmak veya bir askerî bloğun parçası olmak yerine taraflar arasında barışı inşa edecek politikalar geliştirmesi gerektiği ifade edildi. Bölgesel barışın mezhepçi kutuplaşmaları derinleştirerek değil, diyalog, barış ve diplomasi masaları kurularak sağlanabileceği vurgulandı.
“Yemen bataklığına sürüklenmeyeceğiz”
Savaşa Hayır İnisiyatifi, açıklamasının çağrı bölümünde başta Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) tüm milletvekilleri olmak üzere sivil toplum kuruluşlarını, aydınları ve yurttaşları söz konusu girişime karşı durmaya çağırdı.
Hiç kimsenin canının dar vizyonlu siyasi hesapların ve emperyalist güçlere şirin görünme çabalarının bedeli olarak ödenemeyeceği belirtilen açıklamada, Türkiye’nin yerinin vekâlet savaşlarının cepheleri olmadığı ifade edildi. Türkiye’nin Ortadoğu’yu bir huzur bölgesine dönüştürmeyi savunan, barış ve eşit koşullarda kardeşlik çizgisinde yer alması gerektiği kaydedildi.
Savaşa Hayır İnisiyatifi açıklamasını, “Yemen bataklığına sürüklenmeyeceğiz! Yemen Tezkeresine HAYIR!” ifadeleriyle sonlandırdı.

