SPD’li Hakan Demir’in büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasına açık kapı bırakan açıklamaları ise Berlin’in yeni hükümetinin önündeki önemli politika başlıklarından birini gündeme taşıdı.

Almanya’nın başkenti Berlin’de 20 Eylül’de gerçekleştirilen eyalet meclisi seçimlerinin ardından yeni hükümeti kurmak için görüşmelerini sürdüren Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Sol Parti (Die Linke), yaşanan siyasi krizin ardından yeniden müzakere masasına döndü.

Sol Parti’nin milletvekili Vanessa Emde’yi meclis grubuna dahil etmesi ve antisemitizmle mücadele konusunda daha önce varılan ortak mutabakatın uygulanmasına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle salı günü askıya alınan ön görüşmeler, tarafların çarşamba akşamı uzlaşmasıyla yeniden başladı.

Üç parti arasında sağlanan yeni mutabakata göre, antisemitizmle mücadele ve İsrail’in var olma hakkının tanınmasına ilişkin Berlin Mutabakatı, olası bir koalisyon sözleşmesine dahil edilecek. Böylece Berlin’de kırmızı-kırmızı-yeşil olarak anılan SPD, Yeşiller ve Sol Parti koalisyonunun kurulması yönündeki çabalar yeniden ivme kazandı.

Berlin'de koalisyon yolunda ilk adım atıldı: Sol Parti, Yeşiller ve SPD anlaştı
Berlin'de koalisyon yolunda ilk adım atıldı: Sol Parti, Yeşiller ve SPD anlaştı
İçeriği Görüntüle

Almanya’da basın özgürlüğüne darbe: Mahkeme, gazetecinin kayıtlarına el koydu
Almanya’da basın özgürlüğüne darbe: Mahkeme, gazetecinin kayıtlarına el koydu
İçeriği Görüntüle

Krizin merkezinde antisemitizmle mücadele mutabakatı var

Üç parti arasındaki gerilim, antisemitizmle mücadele konusunda daha önce üzerinde uzlaşılan metnin Sol Parti meclis grubunun kuruluş toplantısında farklı bir belgeyle ilişkilendirilmesi üzerine ortaya çıktı.

Sol Parti meclis grubunun 44 milletvekilinin tamamı, İsrail’in var olma hakkını tanıyan ve antisemitizmle mücadele taahhüdü içeren bir bildiriyi imzaladı. Ancak bildirinin dayanağı olarak, üç partinin daha önce üzerinde anlaştığı Berlin Mutabakatı yerine Sol Parti’nin kendi parti kongresinde aldığı kararların gösterilmesi, SPD ve Yeşiller’in tepkisine neden oldu.

İki parti, bu yaklaşımın daha önce varılan anlaşmanın geçerliliği konusunda soru işaretleri yarattığını belirterek görüşmeleri geçici olarak durdurdu. SPD ve Yeşiller, Sol Parti’den ortak taahhütlerini ne ölçüde ciddiye aldığını ve bunları uygulayıp uygulamayacağını açıklığa kavuşturmasını istedi.

Çarşamba günü gerçekleştirilen görüşmelerde ise taraflar, Berlin Mutabakatı’nın olası koalisyon sözleşmesinin bir parçası olacağı konusunda yeniden uzlaştı. Böylece görüşmelerin devam etmesinin önündeki temel engel şimdilik aşılmış oldu.

Vanessa Emde tartışmaların odağında

Krizin önemli nedenlerinden biri, Neukölln bölgesinden seçilen Sol Partili milletvekili Vanessa Emde’nin siyasi tutumu ve meclis grubuna kabul edilmesi oldu.

Emde, seçim kampanyası sırasında İsrail’e yönelik açıklamaları nedeniyle dikkatleri çekmişti. Devletlerin var olma hakkına ilişkin ifadeleri ve İsrail’in Almanya’nın desteğiyle soykırım işlediği yönündeki sözleri siyasi tartışmalara yol açmıştı. Emde ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor.

Sol Parti Meclis Grubu Eş Başkanı Tobias Schulze, bütün milletvekillerinin İsrail’in var olma hakkını tanıyan bildiriyi imzaladığını vurgulayarak Emde’nin de bu taahhüde bağlı kalacağını varsaydığını belirtti.

Ancak tartışma, yalnızca bir milletvekilinin açıklamalarıyla sınırlı kalmadı. SPD ve Yeşiller açısından asıl mesele, üç parti arasında varılan siyasi uzlaşmanın bağlayıcılığı ve olası koalisyon ortaklarının bu anlaşmaya bağlı kalıp kalmayacağı oldu.

Eralp: “Yanlış anlaşılmalar giderildi”

Sol Parti’nin Berlin’deki başbakan adayı Elif Eralp, çarşamba akşamı yaptığı açıklamada üç parti arasındaki yanlış anlaşılmaların giderildiğini bildirdi.

Tarafların yapıcı ve açık bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Eralp, parti yönetimlerinin Berlin Mutabakatı’nı desteklediğini ifade etti. Eralp’e göre, antisemitizmle mücadele konusunda varılan anlaşma olası koalisyon sözleşmesinin bir parçası olacak.

Eralp ayrıca, ön görüşmelerin tamamlanmasının ardından Sol Parti’de düzenlenecek parti kongresinin koalisyon müzakerelerine başlanıp başlanmayacağına karar vereceğini açıkladı. Parti kongresindeki değerlendirmede ön görüşme belgesi ile Berlin Mutabakatı’nın temel alınacağını belirten Eralp, üç partinin Berlin’in öncelikli sorunlarını ele almak üzere görüşmelere devam edeceğini söyledi.

Bu açıklama, koalisyon sürecinin yeniden ilerlemesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak nihai kararın henüz verilmemiş olması, siyasi sürecin önünde aşılması gereken başka aşamalar bulunduğunu gösteriyor.

Jarasch: “Belki de hepimize iyi gelen bir sarsıntı oldu”

Yeşiller Meclis Grubu Başkanı Bettina Jarasch da görüşmelerin yeniden başlamasını olumlu değerlendirdi. RBB televizyonuna konuşan Jarasch, üç partinin antisemitizmle mücadele konusunda daha önce vardığı anlaşmanın geçerli olduğu ve bütün tarafların bu anlaşmanın arkasında durduğu konusunda net bir mutabakat sağlandığını söyledi.

Görüşmelerin salı günü askıya alınmasını değerlendiren Jarasch, yaşananları “Belki de hepimize iyi gelen bir sarsıntı oldu” sözleriyle nitelendirdi.

Jarasch’a göre, yaşanan kriz üç partinin temel siyasi konularda daha açık ve bağlayıcı anlaşmalar yapması gerektiğini ortaya koydu. Tarafların birbirleriyle net biçimde iletişim kurmasının ve karşılıklı güven oluşturmasının önemine dikkat çeken Yeşiller siyasetçisi, son görüşmelerin bu güvenin yeniden inşa edilmesine katkı sağladığını ifade etti.

SPD’li Hakan Demir’den kamulaştırmaya açık kapı

Berlin’de kurulması planlanan yeni hükümetin gündemindeki önemli başlıklardan biri de konut politikası. SPD’nin Neukölln milletvekili Hakan Demir, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasına ilişkin tartışmalarda bu seçeneğe açık olduğunu açıkladı.

Alman Federal Meclisi’nde Neukölln’i temsil eden Demir, Tagesspiegel gazetesine yaptığı değerlendirmede, gerekli görülmesi hâlinde kamulaştırmanın konut piyasasına müdahale etmek için kullanılabilecek araçlardan biri olabileceğini söyledi.

Federal düzeyde kamulaştırmayı genel olarak yasaklayan bir düzenlemeyi yanlış bulduğunu belirten Demir, böyle bir yasağın hukuki açıdan da ciddi tartışmalara yol açacağını ifade etti. Federal yasama organının kendi yetkileri çerçevesinde düzenleme yapabileceğini kabul eden SPD’li siyasetçi, buna karşın kamulaştırmanın tümüyle ve genel bir biçimde yasaklanmasının anayasal açıdan tartışmalı olduğunu vurguladı.

Demir, ayrıca federal düzeyde böyle bir müdahaleye ihtiyaç görmediğini belirterek eyaletlerin anayasal çerçevede kendilerine tanınan kamulaştırma olanaklarını kullanıp kullanmayacaklarına ve bunu hangi biçimde yapacaklarına kendilerinin karar verebilmesi gerektiğini savundu.