Berlin’de Sol Parti’nin SPD ve Yeşiller ile koalisyon planı çıkmaza mı giriyor?
Berlin’de Sol Parti’nin SPD ve Yeşiller ile koalisyon planı çıkmaza mı giriyor?
İçeriği Görüntüle

Gazetecilik faaliyetlerinin ceza soruşturmasında delil toplama aracına dönüştürülmesi, Almanya’da basın özgürlüğü ve gazetecilerin kaynaklarını koruma hakkı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Almanya’nın Hamburg kentinde, iş insanı Christina Block’un çocuklarının Danimarka’dan Almanya’ya kaçırıldığı iddiasıyla yargılandığı davada dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Hamburg Eyalet Mahkemesinin kararı üzerine savcılık ve Hamburg Eyalet Kriminal Dairesi (LKA) görevlileri, 12 Ekim Pazartesi günü Die Zeit gazetesinin Hamburg’daki merkezine giderek podcast kapsamında kaydedilen görüşmelerin ses kayıtlarını talep etti.

Mahkeme, kayıtların elde edilebilmesi için gazetenin yazı işleri merkezinin ve gazeteci Anne Kunze’nin konutunun aranmasına yönelik karar çıkardı. Ancak kayıtların teslim edilmesi üzerine fiilî arama gerçekleştirilmedi. Die Zeit, ses kayıtlarını mühürlü biçimde teslim etti ve el koyma işlemine itiraz ederek materyalin hukuki inceleme tamamlanmadan kullanılmasını önlemeye çalıştığını açıkladı. Gazete ayrıca, görüşülen kişilerle arasında bulunduğu ileri sürülen sözleşmelere ilişkin belgelerin de talep edildiğini, ancak böyle bir sözleşmenin bulunmadığını bildirdi.

Kayıtlar, çocukların kaçırıldığı iddiasının ardından tutuldu

Dava, Hamburg’daki Block ailesinin çocuklarının 2023 yılının son gecesinde Danimarka’da babalarının yanında bulunduğu sırada kaçırıldığı iddiasına dayanıyor. Christina Block, çocukların babaları Stephan Hensel’in Danimarka’daki ikametinden Almanya’ya götürülmesi için bir İsrailli güvenlik şirketini görevlendirmekle suçlanıyor. Block ve diğer sanıklar hakkındaki suçlamalar yargılama kapsamında ele alınırken, suçlulukları mahkeme kararıyla kesinleşmiş değil.

Die Zeit gazetesi yazarı Anne Kunze, olaydan yaklaşık iki hafta sonra, Ocak 2024’te Danimarka’da aile üyeleriyle görüşmeler gerçekleştirdi ve bu konuşmaları kaydetti. Söz konusu görüşmelerin bazı bölümleri, gazetenin „Zeit Verbrechen: House of Block” adlı podcast’inde yayımlandı.

Podcast’te Christina Block’un eski eşi Stephan Hensel, Hensel’in yeni eşi Astrid Have ve Block ile Hensel’in iki kızı da konuşuyor. Çocuklardan biri, olayların yaşandığı dönemde 13 yaşındaydı. Ailenin büyük kızı ise yıllardır annesinin onayıyla babasıyla birlikte yaşıyor.

Çocukların mahkeme sürecindeki konumu da tartışmanın önemli başlıklarından biri. Kızlardan küçüğü daha önce tanık olarak ifade vermek istememiş, büyük kız ise tanık olarak dinlenmek üzere mahkemeye çağrılmamıştı. Podcast’te yayımlanan konuşmaların, olaydan kısa süre sonra kaydedilmiş olması, mahkemenin bunları olası delil olarak değerlendirmesinde etkili oldu.

Mahkeme: Kayıtlar davanın aydınlatılmasına katkı sağlayabilir

Hamburg Eyalet Mahkemesi, ses kayıtlarının devam eden ceza davasında potansiyel delil niteliği taşıdığı görüşünde. Mahkemeye göre konuşmalarda, şimdiye kadar dosyaya girmemiş veya duruşmalarda ele alınmamış, sanıkların suçluluğu ve uygulanabilecek hukuki sonuçlar bakımından önem taşıyan bilgiler bulunabilir.

Kayıtların, tanık ifadelerinin güvenilirliğinin değerlendirilmesine de katkıda bulunabileceği belirtiliyor. Mahkeme, gazetecinin aile üyeleriyle olaydan kısa süre sonra görüşmüş olmasının kayıtları önemli bir delil hâline getirebileceğini savunuyor.

Die Zeit ise kendisinin davada sanık olmadığını ve gazetecilik faaliyetleri sırasında elde edilen materyalin ceza soruşturmasında kullanılmasının basın özgürlüğü açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Gazete, mahkemenin kararının ölçüsüz olduğunu savunarak hukuki yollara başvurdu.

Die Zeit: „Basın özgürlüğünün temelinde kaynakların korunması var”

Die Zeit Yayın Grubu, mahkemenin kararına sert tepki gösterdi. Gazetenin genel yayın yönetmenleri Giovanni di Lorenzo ve Jochen Wegner, gazetecilerin bağımsız habercilik yapabilmesi için kaynaklarını koruma hakkının vazgeçilmez olduğunu belirtti.

İki genel yayın yönetmeni açıklamalarında, „Basın özgürlüğünün temelinde, bağımsız habercilik yapan medya kuruluşları açısından belirleyici öneme sahip olan kaynakların korunması vardır. Bu nedenle tüm hukuki yolları kullanarak mücadele edeceğiz” mesajını verdi.

Gazete, kayıtları mühürlü olarak teslim etmesinin amacının, el koyma işleminin hukuka uygunluğu incelenmeden önce içeriklerinin değerlendirilmesini önlemek olduğunu açıkladı. Yayın grubu, karara itiraz ettiğini ve hukuki mücadelesini sürdüreceğini duyurdu.

Gazetecilik örgütlerinden sert tepki

Alman Gazeteciler Birliği (DJV) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) de kararı eleştirdi. DJV Genel Başkanı Mika Beuster, gazetecilerin araştırma materyallerinin kolaylıkla ceza soruşturmalarının aracına dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek işlemi basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirdi.

Beuster’e göre gazeteciler, kamu yararını ilgilendiren olayları araştırabilmek ve kişilerin kendileriyle güven içinde konuşabilmesini sağlayabilmek için mesleki gizlilik ve kaynak korumasına ihtiyaç duyuyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler de gazetecilik araştırmaları sırasında elde edilen materyalin doğrudan kolluk kuvvetlerinin kullanımına sunulmasının ciddi sakıncalar doğurabileceği uyarısında bulundu. Kuruluşa göre böyle bir uygulama, gelecekte gazetecilerle bilgi paylaşmak isteyen kişilerin çekimser davranmasına yol açabilir.

Tartışma, Hamburg’da düzenlenen Basın Özgürlüğü Haftası’nın başlangıcında yaşanması nedeniyle de dikkat çekti.

Duruşmada podcast tartışması sürüyor

Podcast, ses kayıtlarına el konulmasından önce de Christina Block davasının duruşmalarında gündeme gelmişti. Block’un avukatı Ingo Bott, yayının çocukların babaları tarafından basınla çok erken dönemde ilişki kurduklarını gösterdiğini savunmuştu.

Mahkemenin Stephan Hensel’i podcast hakkında dinlemek istediği, ancak Hensel’in tanıklıktan çekinme hakkını kullandığı bildirildi. Basına yansıyan bilgilere göre, görüşmelerin yayımlanması konusunda olası bir medya işbirliği, ödeme yapılıp yapılmadığı ve yayın tarihinin kim tarafından belirlendiği gibi sorular da gündeme geldi. Bu iddialar ve sorular, tek başına herhangi bir usulsüzlüğün kanıtı niteliğinde değil.

13 Ekim Salı günü yayımlanan haberlerde, Hensel’in yeni eşi Astrid Have’in de usulüne uygun çağrılmasına rağmen duruşmaya katılmadığı aktarıldı. Çocukların avukatı Tanja Jeney’in ise kayıtların alınmasından dolayı müvekkilinin büyük üzüntü duyduğunu ve kızın gazeteciye bazı konuları güvenerek anlattığını ifade ettiği bildirildi.