Alman gazeteci Hartmann’ın “Elif Eralp” ismini Berlin’i yönetecek bir belediye başkanının adı olarak kabul etmekte zorlandığını belirtmesine karşı çıkan Karaahmetoğlu, “Elif Eralp’in ismiyle var olması bir sorun değilken, Hartmann’ın bu ismi sorun etmesi, Alman demokrasisi adına bir sorundur” dedi.
“Sırf isminden dolayı sorun olarak görülüyor”
Hartmann, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Almanya’nın başkenti Berlin’i yöneten Belediye Başkanı’nın adının Elif Eralp olmasıyla ilgili ciddi bir sorunum var” ifadelerini kullanmıştı.
Karaahmetoğlu, Hartmann’ın Berlin’deki Sol Parti’ye yönelik siyasi eleştirilerini sıraladıktan sonra asıl niyetini açıkça ortaya koyduğuna dikkat çekerek şu açıklamada bulundu:
“Bu sözler, Almanya’nın en yüksek siyasi makamlarından birine talip olan bir insanın, sırf isminden dolayı ‘sorun’ olarak görülmesinin en açık örneğidir. Bu ifade, bir siyasi rakibi etkisiz bırakmak için etnik kökeni ve ismi üzerinden yürütülen bir ayrımcılıktır. Elif Eralp’in ismi, onun kimliğidir ve bu ülkenin gerçekliğidir. Hartmann’ın ‘sorun’ olarak nitelendirdiği şey, aslında kendi zihniyetinin bu ülkenin çeşitliliğini ve demokratik kazanımlarını hazmedememesidir. Bir insanın ismini siyasi bir tartışma konusu hâline getirmek, demokratik siyasetin değil, ırkçılığın ta kendisidir. Elif Eralp’in ismiyle var olması bir sorun değilken, Hartmann’ın bu ismi sorun etmesi, Alman demokrasisi adına bir sorundur.”
“İsmimizi değiştirmek veya kimliğimizi gizlemek zorunda değiliz”
Asıl sorunun Elif Eralp’in ismi değil, bu ismi Berlin’in yönetiminde görmeye tahammül edemeyen zihniyet olduğunu belirten SPD Milletvekili Karaahmetoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Benim adım da Macit Karaahmetoğlu. Ben de Türk kökenliyim ve bugün Alman Federal Meclisi’nde milletvekiliyim. Elif Eralp de ben de, bu ülkede yaşayan milyonlarca göçmen kökenli insan da eşit haklara sahip olmak için ismimizi değiştirmek veya kimliğimizi gizlemek zorunda değiliz.”
Hartmann’ın sözlerinin yalnızca bir siyasetçiyi hedef almadığını vurgulayan Karaahmetoğlu, bu açıklamanın Türkçe veya başka dillerden gelen isimleri taşıyan milyonlarca insana, Almanya’nın en yüksek siyasi makamlarına gelmelerinin hâlâ bazı kesimler tarafından kabul edilmediği mesajını verdiğini belirtti.
“Irkçılık tam da böyle normalleşir”
Karaahmetoğlu, bu tür söylemlerin münferit bir siyasi provokasyon olarak değerlendirilmesinin büyük bir hata olacağını ifade ederek şunları söyledi:
“Bu söylemleri münferit bir siyasi provokasyon olarak görmek büyük bir hata olur. Bugün bir ismi hedef gösterenler, yarın o ismi taşıyan insanların haklarını ve toplumdaki yerini tartışmaya açarlar. Irkçılık tam da böyle normalleşir. Demokraside siyasetçiler isimleri, soyadları veya ailelerinin geldikleri ülkelerle değil; görüşleri, icraatları ve halka sundukları çözümlerle değerlendirilir. Almanya’da kimin siyasi sorumluluk üstlenebileceğini etnik kökenler değil, demokratik süreçler ve seçmenlerin iradesi belirler.”
“Elif Eralp’in yanındayım”
“Elif Eralp’in yanındayım. Irkçılığın ve ayrımcılığın karşısındayım” diyen Karaahmetoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Almanya bizim de ülkemizdir. Bu ülkenin yalnızca iş gücü değil, eşit haklara sahip yurttaşları, seçmenleri ve siyasi temsilcileriyiz.
Burada yalnızca yaşamıyoruz; bu ülkenin geleceğini de birlikte belirliyoruz. Bizi bu ülkeye, bu topluma ve bu geleceğe layık görmeyenlere kötü bir haberimiz var: Biz buradayız ve var olmaya devam edeceğiz. Buna alışmak zorundasınız!”
