Medya kuruluşlarının benzer olaylarda farklı tutumlar sergilediğine dikkat çeken Yücel, Der Spiegel ve Elif Eralp tartışması üzerinden basında çifte standart eleştirisinde bulundu. Yücel, gazetecilerin her durumda aynı mesleki ölçütleri uygulaması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’de bir dönem tutuklu kalan gazeteci, PEN Berlin Başkanı ve Welt gazetesinin eski yazarı Deniz Yücel, Elif Eralp ile Der Spiegel arasında gündeme gelen tartışmaya ilişkin değerlendirmelerini sosyal medya hesabından paylaştı.

Der Spiegel’in Elif Eralp röportajı yayımlanmadan tartışma yarattı
Der Spiegel’in Elif Eralp röportajı yayımlanmadan tartışma yarattı
İçeriği Görüntüle

Yücel, Eralp’e ait kurum içi notların yayımlanmasının, kamuoyunun bilgi edinme hakkı ve adayın talip olduğu siyasi makam dikkate alındığında doğru bir gazetecilik kararı olduğunu savundu.

Yücel, Federal Anayasa Mahkemesi’nin 1984 yılında verdiği bir karara da dikkat çekerek hukuka aykırı yollarla elde edilmiş bilgilerin yayımlanmasının, belirli koşullarda ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini hatırlattı. Ancak Eralp’in durumunda Der Spiegel’in söz konusu notlara hukuka aykırı yollarla ulaşmadığını, belgelerin adayın veya basın ekibinin dikkatsizliği sonucu gazeteye geçtiğini ifade etti.

Elif Eralp tartışması büyüyor: Der Spiegel’in yayın kararı ve parti içi kriz
Elif Eralp tartışması büyüyor: Der Spiegel’in yayın kararı ve parti içi kriz
İçeriği Görüntüle

Bir siyasetçinin belirli kişilerden korkmasının da kamuoyunu ilgilendiren bir mesele olduğunu belirten Yücel, üst düzey siyasi görevlere talip olan kişilerin bu tür konulardaki tutumlarının kamuoyu tarafından bilinmesi gerektiğini savundu.

Röportajın izinsiz yayımlanmasına farklı değerlendirme

Yücel, Der Spiegel’in Eralp’in İbrahim İbrahim hakkındaki bir soruya verdiği yanıtı, röportajın onay sürecinden geçmeden yayımlamasının hukuki açıdan tartışmalı olabileceğini belirtti. Bu durumun sözleşme ihlali sayılabileceğini ve olası bir davada Eralp’in daha güçlü bir hukuki konumda bulunabileceğini kaydetti.

Demokrat Hamburglular Platformu’ndan kanserli çocuklara destek gecesi
Demokrat Hamburglular Platformu’ndan kanserli çocuklara destek gecesi
İçeriği Görüntüle

Bununla birlikte Yücel, gazetecilik etiği açısından söz konusu yanıtın yayımlanmasını savundu. Almanya'da siyasetçilerin ve basın danışmanlarının röportaj onaylarını zaman zaman açıklamaları yumuşatmak veya önemsizleştirmek amacıyla kullandığını belirten Yücel, kamuoyunu yakından ilgilendiren konularda gazetecilerin yayın kararlarını bu baskılardan bağımsız vermesi gerektiğini ifade etti.

Yücel, 2003 yılında taz gazetesinin dönemin SPD Genel Sekreteri Olaf Scholz ile yaptığı röportajı kısmen sansürleyerek yayımladığını ve ardından röportajların onaylanması uygulamasına karşı bir kampanya başlattığını da hatırlattı.

“Asıl sorun çifte standart”

Der Spiegel’e yönelik eleştirilerinde ise Yücel, gazetenin haberini yayımlamadan önce Eralp’in görüşüne başvurmamış olmasını gazetecilik tekniği açısından hatalı buldu. Yücel’e göre gazetenin eleştirilebileceği temel nokta bu.

Değerlendirmesinin en dikkat çekici bölümünde ise medya kuruluşlarının benzer olaylar karşısında farklı tutumlar sergilemesine işaret eden Yücel, aşırı sağcı AfD'ye ilişkin iç yazışmaların sızdırılması sırasında taz gazetesinin bu belgeleri AfD'nin yasaklanması tartışması açısından önemli görürken, Welt çevresinden bazı gazetecilerin yayını eleştirdiğini belirtti. Elif Eralp olayında ise iki yayın organının tutumlarının tersine döndüğünü ifade etti.

Yücel, farklı siyasi aktörler ve olaylar söz konusu olduğunda aynı gazetecilik ölçütlerinin uygulanması gerektiğini vurgulayarak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Her hâlükârda önemli olan, her zaman aynı ölçütleri uygulamaktır. Başkaları bunu yapabilir; gazeteciler ise bunu yapmak zorundadır.”