(Berlin’de eyalet seçimlerini kazanan Sol Parti’nin başbakan adayı ve Eyalet Meclisi Grup Başkanı Elif Eralp, Der Spiegel’e verdiği röportajın ardından zor bir siyasi süreçle karşı karşıya kaldı.
Röportajın yayın öncesi kontrolü sırasında Eralp’in ekibine gönderdiği özel notların yanlışlıkla dergiye iletilmesi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Der Spiegel’in haberine göre Eralp, röportaj metnine ilişkin düzeltme ve çıkarma taleplerini ekibiyle paylaşırken, Hamas ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (PFLP) yanlısı olarak nitelendirilen İbrahim İbrahim’in adının açıkça kullanılmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Eralp, söz konusu kişilerden gelebilecek tehditlerin kendisini ve ailesini tehlikeye atabileceğini belirterek röportajın tamamen iptal edilip edilemeyeceğini de sordu.
Eralp’in notlarında yer alan, “Kendimi ve ailemi Der Spiegel için tehlikeye atamam. Şimdi ne yapacağız? Röportajın tamamını iptal edebilir miyiz?” ifadeleri derginin haberinde yayımlandı.
Der Spiegel’in yayın kararı tartışma yarattı
Özel notların yayımlanması, yalnızca Eralp’in güvenlik endişelerini değil, gazetecilik etiğini de gündeme taşıdı. Özellikle Sol Parti ve Yeşiller çevrelerinden bazı isimler, derginin kamuoyuna açıklanması amaçlanmayan kişisel değerlendirmeleri yayımlamasını eleştirdi. Eleştirilerde, bu kararın Eralp ve ailesinin güvenliğini olumsuz etkileyebileceği vurgulandı.
İşte Elif Eralp imzalı Spiegel dergisine yanlışlıkla gönderilen o özel not:
Der Spiegel’in Berlin büro şefi Christoph Hickmann ise gazetecilerin yayın kararını savundu. Paul Ronzheimer’in podcast programına konuşan Hickmann, olayın sıradan bir röportaj tartışmasının ötesinde siyasi önem taşıdığını söyledi.
Hickmann’a göre asıl mesele, Berlin’i yönetmeye talip bir siyasetçinin, parti çevresinde ilişkileri bulunan bir aktivistin adını dahi kamuoyu önünde anmaktan çekinmesi. Gazeteci, bir siyasetçinin kişisel korkularının siyasi kararlarını etkileyip etkilemediğinin sorgulanmasının kamu yararı açısından önemli olduğunu savundu.
Hickmann, Eralp’in olası belediye başkanlığı döneminde de söz konusu çevrelere karşı adım atmakta zorlanabileceği ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bunun bir öngörü olduğunu kabul eden gazeteci, buna rağmen olayın kamuoyunu bilgilendirmeyi gerektirecek ölçüde önemli olduğunu ifade etti.
Sol Parti'ye kendi içinden eleştiri
Tartışma, Sol Parti’nin kendi içindeki siyasi ve ideolojik ayrışmaları da yeniden gündeme getirdi. Alman basınında yayımlanan değerlendirmelerde, partinin yalnızca Der Spiegel’in yayın kararını eleştirmek yerine kendi çevresindeki şiddeti meşrulaştıran söylemlerle de hesaplaşması gerektiği savunuldu.
Özellikle Filistin dayanışması adı altında faaliyet gösteren bazı parti içi grupların tutumu eleştirilerin odağında yer aldı. Sol Parti bünyesindeki Filistin Dayanışma Çalışma Grubu'nun, Berlin seçimlerinin ardından İbrahim İbrahim'e destek açıklaması yapması da tartışmalara konu oldu.

Söz konusu eleştirilerde, parti yönetiminin şiddeti yücelten söylemlere ve otoriter davranışlara karşı daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği belirtildi. Ayrıca parti dışındaki bazı aktivist çevrelerle kurulan yakın ilişkilerin, Sol Parti'nin siyasi çizgisi ve yönetim sorumluluğu açısından sorun yaratabileceği ifade edildi.
Parti içindeki benzer gerilimlerin daha önce de yaşandığı hatırlatıldı. Leipzig'de Sol Parti siyasetçisi Juliane Nagel'e yönelik protestolar ve parti içindeki bazı grupların bu eylemlere destek vermesi, örnekler arasında gösterildi. Brandenburg Antisemitizmle Mücadele Sorumlusu Andreas Büttner'in mülküne yönelik kundaklama saldırısının ardından parti yönetiminin açıklama yapmakta gecikmesi de eleştirilen olaylardan biri oldu. Büttner daha sonra partiden ayrılmıştı.
Parti kongresinde koalisyon görüşmeleri oylanıyor
Öte yandan Berlin'de Sol Parti'nin eyalet kongresi, tartışmaların gölgesinde Lichtenberg'de toplandı. Delegeler, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller ile koalisyon görüşmelerine başlanıp başlanmamasını oylamak üzere bir araya geldi.
Parti yönetimi, görüşmelere başlanması yönünde açık bir çoğunluk çıkmasını bekliyor. Eralp de kongre öncesinde RBB Inforadio'ya yaptığı açıklamada, delegelerin büyük çoğunluğunun kendisini destekleyeceğine inandığını söyledi.

Eralp, Berlinlilerin seçimlerde ortaya koyduğu iradenin hükümet kurma sürecinde dikkate alınması gerektiğini belirterek, SPD ve Yeşiller ile görüşmelere başlanmasının kent sakinlerinin beklentisi olduğunu ifade etti. Koalisyonun, kira fiyatlarının düşürülmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve kentteki günlük sorunların çözümü gibi somut hedeflere odaklanması gerektiğini vurguladı.
Ancak kongre öncesinde parti yönetimine ve olası koalisyon ortaklığına karşı protestolar da düzenlendi. Yaklaşık 100 Filistin yanlısı aktivist, toplantı salonunun önünde bir araya gelerek Sol Parti yönetimini ve Eralp'i eleştirdi.
Protestocular arasında bulunan bazı aktivistler, partinin hükümette yer alabilmek için kendi siyasi ilkelerinden uzaklaştığını savundu. Gösteride Eralp'e yönelik sert ifadeler ve “Shame on you” ("Yazıklar olsun!" veya "Utanın!" ) sloganları atıldı.
Eralp'e kongrede polis koruması
Der Spiegel haberinin ardından artan tartışmalar ve kongre öncesinde duyurulan protestolar nedeniyle Elif Eralp'e cumartesi günü polis koruması sağlandı. Güvenlik çevrelerinden edinilen bilgilere göre, koruma kararı kamuya açık bir etkinlikte ortaya çıkabilecek riskler dikkate alınarak alındı.
Eralp, RBB Inforadio'ya yaptığı açıklamada kendisini doğrudan tehdit altında hissetmediğini, ancak şahsına yönelik son derece sert, nefret içeren ve hakaret boyutuna ulaşan bir tartışma ortamının oluştuğunu söyledi.
Kendisine yönelik tehditler ve saldırı ifadeleri bulunduğunu belirten Eralp, güvenlik birimlerinin tavsiyesi üzerine koruma önlemlerini kabul ettiğini dile getirdi. Tehdit değerlendirmesinin ayrıntılarına ilişkin ise yetkililerle yapılan gizli görüşmeleri ve güvenlik bilgilerini paylaşamayacağını kaydetti.


