Çin'in başkenti Pekin'de 5-8 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen 7. Dünya Medya Zirvesi (World Media Summit), yapay zekânın medya ve iletişim alanındaki etkilerini gündemine aldı.

Süheyla KAPLAN

Xinhua Haber Ajansı'nın davetiyle zirveye katılan Almanya merkezli günlük gazete junge Welt'in Genel Yayın Yönetmeni Nick Brauns, "Yapay zekâ artı ve küresel iletişim politikasının geleceği" başlıklı forumda konuştu.

SPD'li Candan'dan “Demirtaş serbest bırakılsın” çağrısı
SPD'li Candan'dan “Demirtaş serbest bırakılsın” çağrısı
İçeriği Görüntüle

112 ülke ve bölgeden yaklaşık 500 medya temsilcisi, düşünce kuruluşu, hükümet ve Birleşmiş Milletler yetkilisinin katıldığı zirvede Brauns, yapay zekâ tartışmasının yalnızca teknolojik gelişmeler üzerinden yürütülemeyeceğini belirtti.

"Yapay zekâ kimin kontrolünde?"

Marxist ve antiemperyalist bir yayın çizgisine sahip junge Welt'in 1947 yılında kurulduğunu ve bugün okurlarının sahibi olduğu bir kooperatif tarafından yönetildiğini hatırlatan Brauns, yapay zekâ konusunda temel sorunun teknolojinin kime ait olduğu, kim tarafından kontrol edildiği ve kimin çıkarlarına hizmet ettiği olduğunu söyledi.

Yapay zekâ altyapısının önemli bir bölümünün Batı ülkelerinde özel şirketlerin ve teknoloji milyarderlerinin kontrolünde bulunduğuna işaret eden Brauns, kâr odaklı yaklaşımın bilginin üretilmesi, dağıtılması ve görünürlüğü üzerinde giderek daha fazla etkili olduğunu vurguladı.

Brauns, "Verileri kim kontrol ediyor? Algoritmaları kim belirliyor? Hangi perspektiflere söz hakkı veriliyor? Marxist bir gazete için bunlar temel sorulardır" ifadelerini kullandı.

"Yapay zeka gazeteciliğin yerini alamaz"

Yapay zekânın araştırma süreçlerini destekleme, büyük miktarda veriyi analiz etme ve çeviri yapma gibi alanlarda yararlı imkânlar sunduğunu belirten Brauns, bu teknolojinin eleştirel ve sorumlu biçimde kullanılması gerektiğini söyledi.

Ancak yapay zekânın gazeteciliğin temel unsurlarının yerini alamayacağının altını çizen Brauns, junge Welt'in yaklaşımını "Bizde insanlar insanlar için yazar" sözleriyle özetledi.

Gazeteciler ile haber konusu olan insanlar arasındaki doğrudan ilişkinin yapay zekâ tarafından kurulamayacağını belirten Brauns, sahada bulunmanın, işçilerle konuşmanın, doğrudan tanıklıklara başvurmanın ve arka plan görüşmeleri yapmanın önemine dikkat çekti. Olguların doğrulanması ve toplumsal gerçekliklerin anlaşılması konusunda insan sorumluluğunun devredilemeyeceğini ifade etti.

Brauns'a göre gazetecilik yalnızca bilgiyi işlemekten ibaret değil; muhakeme, deneyim ve güven gerektiriyor. Yapay zekâ bir araç olabilir ancak insan gazeteciliğinin yerini almamalı.

Hız değil, analiz ve toplumsal bağlam

Gazetelerin tıklanma odaklı dijital platformlarla hız yarışına girmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını dile getiren Brauns, geleneksel gazeteciliğin gücünün olayları yalnızca aktarmak değil, bunların nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koymak olduğunu söyledi.

Okurların sadece ne yaşandığını değil, olayların arkasındaki sınıfsal çıkarları ve toplumsal sonuçları da anlaması gerektiğini vurgulayan Brauns, gazeteciliğin analiz ve arka plan sunma işlevinin önemini koruduğunu belirtti.

Uluslararası iletişimde de çoğulcu bir medya düzenine ihtiyaç olduğunu ifade eden Brauns, işçilerin, sendikaların, toplumsal açıdan dışlanan kesimlerin ve taban hareketlerinin seslerini duyurabilmeleri gerektiğini kaydetti.

Çin haberlerinde tek taraflı yaklaşıma eleştiri

Antiemperyalist bir yayın çizgisini savunduklarını belirten Brauns, küresel bilgi düzeninin tek bir siyasi veya ekonomik merkezin egemenliği altına girmesine karşı olduklarını söyledi.

Junge Welt'in Çin hakkında tarafsız haber yapmayı hedefleyen tek Alman günlük gazetesi olduğunu öne süren Brauns, Alman medyasının önemli bir bölümünde Çin'e yönelik tek taraflı ve çoğu zaman düşmanca temsillerin sorgulanması gerektiğini dile getirdi.

Uluslararası iletişimin mevcut güç hiyerarşilerini yeniden üretmek yerine dünyanın farklı toplumsal ve siyasal gerçekliklerini yansıtması gerektiğini belirten Brauns, medya kuruluşları arasındaki işbirliğinin bu açıdan önem taşıdığını ifade etti.

Xinhua ile medya işbirliği vurgusu

Brauns, junge Welt ile Çin'in Xinhua Haber Ajansı gibi medya kuruluşları arasındaki işbirliğinin gazetecilik deneyimlerinin paylaşılmasına, yapay zekânın sorumlu kullanım alanlarının araştırılmasına ve farklı toplumların daha yakından tanınmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Konuşmasının sonunda teknolojinin tek başına iletişimin geleceğini belirleyemeyeceğini vurgulayan Brauns, asıl meselenin teknolojiyi kimin kontrol ettiği ve hangi toplumsal amaçlar doğrultusunda kullandığı olduğunu belirtti.

Brauns, "Önemli olan yalnızca yapay zekânın neler yapabileceği değil. Onunla nasıl bir toplum inşa etmek istediğimiz ve buna karar verme gücünün kimin elinde olduğudur" sözleriyle konuşmasını tamamladı.