Ancak görüşmelere, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığı yönündeki açıklamaları ve Lübnan'da ateşkese rağmen devam eden çatışmalar gölge düşürüyor.

İsviçre'nin Luzern kenti yakınlarındaki Bürgenstock'ta gerçekleştirilen görüşmelere ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık ediyor. Sürece arabulucu olarak Pakistan ve Katar da katılıyor.

Taraflar, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında geçen hafta imzalanan çerçeve anlaşmayı somutlaştırmayı hedefliyor. Anlaşma, İran'ın nükleer programı başta olmak üzere çözüm bekleyen tüm başlıkların 60 gün içinde sonuçlandırılmasını öngörüyor.

Hürmüz Boğazı tartışması tansiyonu yükseltti

Müzakereler öncesinde İran Devrim Muhafızları ve askeri yetkililerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden gemi trafiğine kapatıldığını duyurması bölgede yeni bir gerilim yarattı.

AB’den Çin'e mesaj: Ticaret sürecek, bağımlılık azalacak
AB’den Çin'e mesaj: Ticaret sürecek, bağımlılık azalacak
İçeriği Görüntüle

Tahran yönetimi, bu kararı İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının sürmesi ve ABD'nin savaşın sona erdirilmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesiyle gerekçelendirdi. İran tarafı, özellikle Lübnan'daki çatışmaların devam etmesinin ateşkes anlaşmasının ruhuna aykırı olduğunu savunuyor.

Ancak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), boğazın fiilen kapanmadığını açıkladı. CENTCOM verilerine göre cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan 55 ticari gemi geçti ve dünya piyasalarına 17 milyon varilden fazla petrol taşındı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance da Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatıldığına ilişkin doğrulanmış bir bilgiye sahip olmadıklarını belirterek, ateşkesin korunacağı konusunda iyimser olduğunu söyledi.

Görüşmelerin merkezinde nükleer program var

İsviçre'deki müzakerelerin temel gündem maddesini İran'ın tartışmalı nükleer programı oluşturuyor.

Washington, İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik daha sıkı denetim ve sınırlamalar talep ederken, Tahran ise yaptırımların hafifletilmesi ve ekonomik normalleşme konusunda somut adımlar bekliyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, görüşmelerde geçmiş anlaşmalarda yerine getirilmeyen taahhütlerin de gündeme taşınacağını belirterek, "Karşı tarafın bu kez yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor" dedi.

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad ise Batılı ülkelerin anlaşmalara bağlı kalması halinde enerji sektöründe yüzlerce yatırım fırsatının hazır olduğunu açıkladı.

Lübnan krizi müzakerelerin önündeki en büyük engel

Diplomatik kaynaklara göre görüşmelerin önündeki en önemli sorunlardan biri Lübnan'daki durum.

Geçen hafta ilan edilen ateşkese rağmen İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmalar sürüyor. Lübnanlı yetkililer, son İsrail saldırılarında onlarca kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

İsrail ordusu ise Hizbullah'ın ateşkesi ihlal ettiğini ve saldırıların buna karşılık gerçekleştirildiğini savunuyor. Hizbullah da İsrail birliklerinin Güney Lübnan'daki işgal girişimlerine karşılık verdiğini öne sürüyor.

İran, kalıcı bir barış anlaşmasının ön koşullarından biri olarak İsrail'in Güney Lübnan'daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesini talep ediyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise ülkesinin "güvenlik bölgesi" olarak tanımladığı alanlardan çekilmeyeceğini açıkladı.

Hizbullah neden İran için bu kadar önemli?

Uzmanlara göre Hizbullah, İran'ın bölgedeki en önemli siyasi ve askeri müttefiki konumunda bulunuyor. Tahran'ın "direniş ekseni" olarak tanımladığı yapının temel unsurlarından biri olan örgüt, İran'ın Ortadoğu stratejisinde kritik rol oynuyor.

Bu nedenle İran yönetimi, Lübnan'daki gelişmeleri yalnızca bölgesel bir mesele değil, ulusal güvenlik ve nüfuz alanı açısından da değerlendiriyor. Gözlemciler, Lübnan dosyasında uzlaşma sağlanamamasının ABD-İran görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açabileceği görüşünde.

Trump ve Netanyahu üzerindeki siyasi baskı artıyor

Müzakereler yalnızca bölgesel dengeleri değil, Washington ve Tel Aviv'deki iç siyaseti de yakından ilgilendiriyor.

Donald Trump, savaşın ardından hızlı bir diplomatik başarı vaat etmişti. Ancak kalıcı bir anlaşmanın hâlâ sağlanamamış olması nedeniyle hem kamuoyundan hem de Cumhuriyetçi Parti içinden eleştirilerle karşı karşıya.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da benzer bir baskı altında. Kamuoyu yoklamaları, İsrail halkının büyük bölümünün savaşın ilan edilen hedeflerine ulaşmadığı görüşünde olduğunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle İsviçre'de başlayan görüşmeler, yalnızca İran'ın nükleer programının değil, Ortadoğu'daki güç dengelerinin ve bölgesel çatışmaların geleceği açısından da kritik önem taşıyor. Tarafların önümüzdeki günlerde atacağı adımlar, 60 günlük ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.