Hessen Başbakanı ve CDU Hessen Genel Başkanı Boris Rhein, AfD’nin Federal Meclis’teki parlamento çalışmalarında dışlanmaması ve partinin uzmanlık komisyonlarında başkanlık görevlerini üstlenebilmesinin önünün açılması gerektiğini söyledi.
Rhein, Stern dergisine verdiği röportajda, “Parti seçildi ve ona da böyle davranılmalı” ifadelerini kullandı. CDU’nun AfD’den açıkça ayrışması gerektiğini belirten Rhein, bunun partinin parlamentodaki görevlerden tamamen dışlanması anlamına gelmemesi gerektiğini savundu.
Rhein, “AfD’nin Federal Meclis’te, Hessen eyalet parlamentosunda ve diğer eyaletlerde olduğu gibi komisyon başkanlıklarını üstlenebilmesi gerekir” dedi. Rhein’e göre CDU, AfD ile siyasi ve içerik açısından arasına net bir mesafe koymaya devam etmeli, ancak bu durum parlamento çalışmalarında partinin tamamen dışlanmasına dönüşmemeli.

Irkçı AfD’den Rhein’e destek
Rhein’in açıklaması AfD tarafından memnuniyetle karşılandı.
Aşırı sağcı AfD Federal Meclis Grup Sözcüsü Bernd Baumann, Rhein’in çıkışını CDU içerisinde AfD’ye yönelik yaklaşımda daha genel bir değişimin işareti olarak değerlendirdi.
Baumann, Rhein’in AfD’ye Federal Meclis’te komisyon başkanlıklarının verilmesi gerektiği yönündeki görüşünün “sadece ilk adım” olduğunu ve devamının geleceğini savundu. AfD’li siyasetçi, son seçimlerde partisinin güçlenmesi karşısında CDU’nun mevcut dışlama politikasından gelecekte vazgeçeceğini öne sürdü.
Baumann ayrıca Rhein’in açıklamasının “gecikmiş” bir adım olduğunu söyledi. AfD’nin seçmen desteğindeki değişimin CDU içerisinde de yeni bir yaklaşım tartışmasını beraberinde getirdiğini savundu.
CDU/CSU’dan Rhein’e itiraz
Rhein’in açıklamalarına kendi partisinin Federal Meclis grubundan ise doğrudan itiraz geldi.
CDU/CSU Federal Meclis Grubu Parlamenter Genel Sekreteri Catarina dos Santos-Wintz, AfD’nin komisyon başkanlığı için otomatik bir hakka sahip olmadığını söyledi.
Dos Santos-Wintz, komisyon başkanlarının ilgili komisyonların üyeleri tarafından seçildiğini belirterek, AfD milletvekillerinin şimdiye kadar sunduğu adayların gerekli çoğunluğu sağlayamadığını ifade etti.
“Komisyon başkanlığı üzerinde bir hak iddiası yoktur” diyen dos Santos-Wintz, AfD milletvekillerinin adaylarının diğer partilerden yeterli desteği alamadığını belirtti.
SPD: Sorun adaylarda
SPD Federal Meclis Grubu iç politika sözcüsü Sebastian Fiedler de Rhein’in önerisine karşı çıktı.
Fiedler, AfD adaylarının komisyon başkanlığı seçimlerinde gerekli çoğunluğu elde edememesinin komisyon üyelerinden değil, AfD’nin gösterdiği adaylardan kaynaklandığını savundu.
Fiedler, “Boris Rhein’in hangi sorunu olduğunu anlamıyorum” diyerek, adayların yeterli desteği almaları halinde başkan seçilebileceklerini ifade etti.
AfD’nin öneri hakkı var, ancak seçim gerekiyor
Federal Meclis’te uzmanlık komisyonları, yasama çalışmalarının önemli bir bölümünü yürütüyor. Komisyon başkanlıkları, meclisteki gruplar arasında belirli bir dağılım sistemi çerçevesinde paylaştırılıyor ve grupların bu görevler için aday gösterme hakkı bulunuyor.
Ancak bir grubun aday göstermesi, adayın otomatik olarak komisyon başkanı olacağı anlamına gelmiyor. Adayın, ilgili komisyon üyeleri tarafından seçilmesi gerekiyor.
AfD’nin Federal Meclis’te çeşitli komisyon başkanlıkları için gösterdiği adaylar şimdiye kadar yapılan seçimlerde gerekli çoğunluğu elde edemedi. Bu nedenle söz konusu başkanlıkların bazıları vekâleten yürütülüyor.
Almanya Federal Anayasa Mahkemesi de komisyonların genel olarak Federal Meclis’in siyasi bileşimini yansıtması gerektiğine ilişkin karar vermişti. Ancak bu durum, bir siyasi grubun belirli bir komisyonun başkanlığını otomatik olarak alma hakkına sahip olduğu anlamına gelmiyor.
Hessen’de AfD komisyon başkanlıkları yürütüyor
Rhein’in örnek verdiği Hessen Eyalet Meclisi’nde ise AfD’nin bazı komisyonların başkanlığını üstlendiği görülüyor.
Hessen’de Avrupa, Uluslararası İlişkiler ve Bürokrasi Komisyonu, Bütçe Komisyonu ve Hukuk Politikaları Komisyonu başkanlıklarından bazıları AfD milletvekillerinin görevinde bulunuyor.
Rhein ayrıca AfD’nin yasaklanmasına yönelik bir girişime de karşı olduğunu belirterek, partinin hukuki yollarla değil siyasi mücadeleyle karşılanması gerektiğini savundu.

