Ödül töreninde, Heinecke’nin özellikle devlet kaynaklı hak ihlallerine maruz kalan kişilerin savunulmasındaki uzun yıllara yayılan mücadelesine dikkat çekildi.

Nazi dönemi Wehrmacht suçlarının yargılanmasında aktif rol oynadı

Av. Heinecke’nin adı, özellikle Nazi dönemi suçlarının yargılanmasına ilişkin davalarda öne çıktı. 2009 yılında Münih Eyalet Mahkemesi’nde görülen davada, eski Wehrmacht subayı Josef Scheungraber, 26 Haziran 1944’te İtalya’nın Falzano di Cortona köyünde gerçekleştirilen katliam nedeniyle yargılanıyordu.

Dava sırasında sanık, katliam sırasında olay yerinde bulunmadığını ve başka bir görevde olduğunu savundu. Mahkeme ve savcılığın sorgusunun ardından söz alan Heinecke, öldürülenlerin 14 yakınının avukatı olarak, askeri birlik içindeki emir-komuta zincirine ilişkin ayrıntılı sorular yöneltti. Bu sorgulama sonucunda mahkeme heyeti sanığı yeniden sorgulamak zorunda kaldı.

Almanya’daki Wehrmacht suçlarının yargılanmasının tarihsel olarak başarısız kaldığını bilen Heinecke’nin mahkeme dışındaki çalışmaları da davada etkili oldu. Scheungraber, Ağustos 2009’da cinayet suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Oury Jalloh ve Distomo davalarında da görev aldı

Heinecke 40 yılı aşkın süredir avukat olarak çalışıyor. Berlin’de, yurttaş hakları örgütü Humanistische Union (HU) tarafından kendisine Fritz Bauer Ödülü verildi. Demokrasi ve İnsan Hakları Evi’nde düzenlenen ödül töreninde HU Federal Başkanı Stefan Hügel, Heinecke’nin, “devletler ve onların kurumları tarafından gerçekleştirilen hukuksuzluklar ya da insan hakları ihlallerinden etkilenen ve zarar gören insanların” hukuki temsilindeki çok yönlü katkılarına dikkat çekti.

Heinecke’nin çalışmaları arasında, 2005 yılında Dessau’daki bir polis karakolunda hücresinde yanarak yaşamını yitiren Oury Jalloh davası da bulunuyor.

Heinecke ayrıca, 10 Haziran 1944’te Yunanistan’ın Distomo köyünde gerçekleştirilen ve 218 kişinin öldürüldüğü Nazi katliamı ile Sant’Anna di Stazzema’da Waffen-SS birlikleri tarafından gerçekleştirilen ve 500’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği katliamların hukuki süreçlerinde de yer aldı.

Lübeck kundaklama davasında savunma yaptı

Sağlıklı yaşamak: Beslenmeye dikkat etmk spordan daha önemli
Sağlıklı yaşamak: Beslenmeye dikkat etmk spordan daha önemli
İçeriği Görüntüle

Heinecke ayrıca, Lübeck’te bir sığınmacı yurduna yönelik kundaklama saldırısının ardından orada yaşayanlardan biri olarak on kişiyi öldürmekle suçlanan Safwan Eid’in savunmasını da üstlendi. Olayın izleri aşırı sağ çevrelere uzanmasına rağmen soruşturmacılar bu bağlantılarla çok az ilgilenmişti. Üç yıl süren davanın sonunda Eid beraat etti. Heinecke, hem bu ceza davasında hem de Oury Jalloh dosyasında Dessau polislerine karşı yürütülen süreçte, kendi araştırmalarına dayanarak yangın uzmanlarının görevlendirilmesini sağladı. Bu uzmanlar ise mahkemeler ve savcılık tarafından kamuoyuna açıklanan olay senaryosunu temelden sorguladı.

“Ceza savunması bir insan hakkıdır”

Ceza hukuku uzmanı Jörg Arnold, ödül törenindeki konuşmasında, olumlu anlamda kullandığı “sol avukat” kavramıyla Heinecke’yi, Humanistische Union tarafından Fritz Bauer Ödülü’ne layık görülen avukatlar Heinrich Hannover ve Christian Ströbele ile aynı çizgide değerlendirdi. Arnold, 1981’den bu yana avukat olarak çalışan Heinecke’nin hem siyasi hem de mesleki yaşamındaki çeşitli dönemleri anlattı ve onun siyasi eylemlere katılımını takdir etti. Buna örnek olarak, göçmenlere yönelik sınır dışı kararlarını protesto etmek amacıyla Hamburg Yabancılar Dairesi’nin ve Hamburg Eyalet Parlamentosu giriş salonunun işgal edilmesine katılımını gösterdi. Arnold, bazen siyasi protestonun kararlı biçimde yürütülmesi gerektiğini, bunun kişiye cezai soruşturmalar açılmasına yol açsa bile gerekli olabileceğini söyledi.

Arnold’a göre ödül töreni aynı zamanda Heinecke’nin, “ceza savunusunun tehdit altına alınmasına karşı ve ceza savunusunun bir insan hakkı olarak anlaşılması ve kabul edilmesi için” yürüttüğü mücadelenin de takdir edilmesi anlamına geliyor. Arnold, “dünyanın hem büyük hem küçük ölçekteki mevcut durumu karşısında” bugün “umutsuzluk ve karamsarlık” anlarının yaşandığını belirtti. Ancak Heinecke’nin sakin ama yorulmak bilmeyen mücadeleci tutumuyla buna direndiğini, cesaret ve umut yaydığını ifade etti.

“Almanya’nın hafıza kültürü kendini yüceltiyor”

Heinecke teşekkür konuşmasında, Distomo, Sant’Anna di Stazzema ve Oury Jalloh gibi davalarda devlet suçlarının hukuki olarak aydınlatılması sürecindeki zorlukları anlattı. Distomo katliamının hukuki sürecini, kendisinin de “polisiyesi” olarak tanımladığı bir örnek üzerinden ve Almanya’dan tazminat alınması için bugüne dek sonuçsuz kalan mücadeleyi aktarırken şöyle konuştu:

“Alman hafıza kültürü kendisini örnek bir model olarak kutluyor. Gerçekte ise bu daha çok kendi kendini sahnelemeye hizmet ediyor. Amaç, faşizm mağdurlarına adalet sağlamak değil. Distomo davası bunu tüm açıklığıyla gösteriyor. Hayatta kalanlarla tazminat konusunda görüşmeler yapılması reddediliyor. Kamuoyu önünde de gerçeğe aykırı biçimde, sanki ödemeler çoktan yapılmış gibi davranılıyor. Oysa savaş suçlarının mağdurlarının büyük bölümü hiçbir zaman tazminat almadı. Bunun yerine Almanya siyasi baskı uyguluyor ve mahkemeleri Almanya’yı tazminata mahkûm eden, bir zamanlar işgal ettiği devletlere karşı dava açıyor.”

Tazminat mücadelesinin yıllara yayılan süreci, ödül töreninde sergilenen AK Distomo sergisinde de belgeleriyle yer aldı.

Kaynak: ND/Markus Mohr