Sürgünde yaşayan Can Dündar’a 2020 yılının sonunda Buenos Aires’teki bir cezaevinden dikkat çekici bir mektup ulaştı. Mektubu gönderen Serkan Kurtuluş, Dündar’ı öldürmekle görevlendirildiğini iddia ediyor ve bildiği her şeyi anlatmaya hazır olduğunu belirtiyordu.
Süheyla KAPLAN
Bu mektup, Dündar’ın hayatındaki en sıra dışı araştırmalardan birinin başlangıcı oldu. Mektuptaki iddiaların peşine düşen Dündar, Arjantin’e giderek Kurtuluş ile cezaevinde yüz yüze görüştü.
Bu görüşmede ortaya çıkan bilgiler, yalnızca Dündar’a yönelik olduğu öne sürülen suikast planıyla sınırlı kalmadı. Araştırma, Türkiye’de siyaset, istihbarat, organize suç ve farklı uluslararası aktörler arasındaki karmaşık ilişkilere uzandı.

Dündar, Hamburg’daki etkinlikte kitabının ortaya çıkış sürecini ve Arjantin’de gerçekleştirdiği görüşmenin ayrıntılarını katılımcılarla paylaştı. Bir mektupla başlayan araştırmanın, kendisini Türkiye ve uluslararası siyasetin karanlık bağlantılarına götürdüğünü anlattı.
Gerçek bir olaydan kitaba
Gerilim filmi senaryosunu andıran bu olay, daha sonra “Ich traf meinen Mörder” adıyla kitaplaştırıldı. Dündar, eserinde yalnızca kendisine yönelik suikast iddiasını değil, araştırma sırasında karşısına çıkan siyasi ve organize suç bağlantılarını da ele alıyor.
Kitapta Erdoğan, Putin, Merkel, Zelenskiy, Esad, Şara, Macron, Biden ve Trump gibi çok sayıda tanınmış siyasi ismin yanı sıra farklı aktörlerin isimleri de yer alıyor.
Dündar’ın anlatımıyla kitap, bir gazetecinin kendisini öldürmekle görevlendirildiğini söyleyen bir mahkûmla karşılaşmasından başlayıp, devletler, istihbarat servisleri ve organize suç arasındaki ilişkilerin izini süren gerçek bir araştırma hikâyesine dönüşüyor.
Hamburg’daki etkinlikte yoğun ilgi gören buluşmada Dündar, kitabının yanı sıra gazetecilik deneyimlerini ve sürgünde geçen yıllarını da katılımcılarla paylaştı. Etkinlik, soru-cevap bölümü ve kitap imzasıyla sona erdi.



