Almanya'nın 62 ülke için vizesiz giriş listesi açıklandı: Türkiye listede yok
Almanya'nın 62 ülke için vizesiz giriş listesi açıklandı: Türkiye listede yok
İçeriği Görüntüle

Stade'deki saldırının zanlısı artık hayatta değil. Salı sabahı saat 06.05'te, Bremervörde Cezaevi görevlileri Fatih Khan G.'nin cansız bedenini hücresinde buldu.

Süheyla KAPLAN

Aşağı Saksonya Adalet Bakanlığı'nın açıklamasına göre, "Mahkûmun vücut sıcaklığı o sırada artık yoktu." Resmî açıklamada ölüm nedeni "boğularak (ası yoluyla) ölüm" olarak belirtildi.

Ancak en önemli soru yanıtsız kaldı: 45 yaşındaki zanlı bunu nasıl başardı? Neden uzun süre fark edilmedi? Neden daha sıkı gözetim altında değildi?

İntihar beklenmedik değildi

Almanya doğumlu Türk vatandaşı olan Fatih Khan G.'nin intiharı tamamen sürpriz değildi. Spiegel'in edindiği bilgilere göre, 29 Haziran'da Aşağı Saksonya'nın Stade kentindeki Gençlik Dairesi'nde altı kişiyi öldürdükten sonra yakalanan zanlı, aslında kendisini de silahla vurmak istediğini ancak cephanesinin kalmadığını söylemişti.

Şimdi ise cezaevindeki hücresinde, Spiegel'in haberine göre bir üst giysi kullanarak kendini asarak yaşamına son verdi. Hücrenin kamerayla izlenip izlenmediği ise devam eden soruşturmanın konusu.

Yargılama artık yapılmayacak

Bu intiharın soruşturma ve mağdur yakınları açısından ciddi sonuçları var. Savcılığa göre zanlı, Gençlik Dairesi'nde velayet görüşmesi için bir araya gelen dört kadın ve iki erkeği Beretta marka tabancasıyla öldürmüştü. Toplantı, dört aylık kızının velayetiyle ilgiliydi.

Olay deneyimli polisleri bile dehşete düşürdü. Soruşturmayı bilen kişilerin aktardığına göre Fatih Khan G., silahının şarjörünü tamamen boşalttı, ardından cebindeki mermilerle yeniden doldurarak ateş etmeye devam etti.

Artık hiçbir mahkeme olayın tüm ayrıntılarını değerlendiremeyecek. Çünkü zanlı öldüğü için hakkında dava açılamayacak.

Stade Savcılığı sözcüsü Julia Pirk, "Ölmüş bir şüpheli hakkında ceza soruşturması yürütülemez." dedi. Ancak olayın diğer yönleri araştırılmaya devam edecek. Özellikle olası diğer şüpheliler bakımından soruşturma sürecek. Basında yer alan haberlere göre zanlının partneri ve kaçış aracını kullanan kadın hakkında da soruşturma yürütülüyor.

Yakınların yeniden travma yaşamasından endişe ediliyor

Aşağı Saksonya Eyaleti Mağdur Hakları Temsilcisi Thomas Pfleiderer, "Şok oldum, derinden üzüldüm. Mağdur yakınları da muhtemelen aynı duyguları yaşıyordur." dedi.

Olayın üzerinden henüz üç hafta geçtiğini belirten Pfleiderer, zanlının intiharının yakınlarda yeniden travmaya (retravmatizasyon) yol açabileceğini söyledi.

Mahkeme süreci artık olmayacağı için yakınlar, mahkeme önünde yaşadıkları acıları ve olayın ailelerini nasıl etkilediğini anlatma fırsatını da kaybetmiş oldu.

Yetkililer, olaydan birkaç gün sonra tüm mağdur yakınlarına ulaşıldığını ve psikolojik destek teklif edildiğini açıkladı. Psikoterapistler gerekirse danışmanlık ve destek vermeye hazır bekliyor.

Cezaevi gerekli önlemleri aldı mı?

Fatih Khan G.'nin daha önce intihar etmek istediğini söylemiş olması nedeniyle şu soru gündeme geldi:

Aşağı Saksonya Eyalet Meclisi'ndeki CDU'lu siyasetçi Carina Hermann, ölümün tüm yönleriyle araştırılmasını istedi. Hermann'a göre, "Akut intihar riski taşıyan bir tutuklu 24 saat gözetim altında tutulmalıydı."

Adalet Bakanlığı da olayın nedenlerinin araştırıldığını açıkladı.

Aşağı Saksonya'nın tutukluluk yönetmeliğine göre, intihar riski bulunan tutuklular için şu önlemler alınabiliyor:

  • Daha sık hücre ve eşya araması yapılması,
  • Gece boyunca özel gözetim altında tutulması,
  • Gerekirse hücrenin sürekli aydınlatılması,
  • İntiharda kullanılabilecek giysi veya eşyaların alınması,
  • Güvenilir başka bir mahkûmla aynı hücreye yerleştirilmesi,
  • Özel güvenlikli hücreye alınması,
  • Gerekli görülürse kendisine zarar vermesini önlemek amacıyla kelepçe uygulanması.

Şimdi soruşturma, bu önlemlerin Fatih Khan G. için uygulanıp uygulanmadığını araştırıyor.

Cezaevlerinde intihar oranı yüksek

Yaklaşık 30 yıldır cezaevlerinde çalışan adli psikiyatrist Stefan Orlob, olayın ayrıntılarını bilmediğini ancak standart intihar önlemlerinin büyük ihtimalle uygulanmış olduğunu düşündüğünü söyledi.

Orlob'a göre, gerçekten intihar etmeye kararlı bir kişiyi bunu yapmaktan sürekli olarak alıkoymak son derece zordur. Kendisinin bildiği vakalarda bazı mahkûmlar tuvalet kâğıdıyla boğularak ya da giysi veya yatak örtüsünü boyunlarına dolayarak dizlerinin üzerine düşmek suretiyle intihar etmişlerdir.

Orlob ayrıca Almanya'daki cezaevlerinde intihar oranının toplum geneline göre yaklaşık beş kat daha yüksek olduğunu belirtti. Özellikle tutukluluğun ilk döneminde, ağır ceza alma ihtimali bulunan ilk kez suç işleyen kişilerde risk oldukça yüksektir.

Bunun yanında, farklı bir kültürel geçmişe sahip olup Almanya'da suç işleyen ve Alman cezaevlerinde bulunan kişilerde de; dışlanma, tehdit, sınır dışı edilme veya ülkelerine iade edilme korkusu nedeniyle intihar riskinin artabileceğini ifade etti.

Olayın arka planı: Velayet anlaşmazlığı

29 Haziran'daki saldırının öncesinde şiddetli bir velayet anlaşmazlığı yaşanıyordu.

Çiftin dört aylık bebeğinde doğumdan yaklaşık bir ay sonra doktorlar ciddi yaralanmalar tespit etti. 12 Nisan'da bebek Hannover Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı.

Savcılığa göre bu yaralanmalar sarsılmış bebek sendromuna (Shaken Baby Syndrome) işaret ediyor olabilir. Bunun üzerine baba Fatih Khan G. ve 34 yaşındaki anne hakkında "korunmaya muhtaç kişiye ağır kötü muamele" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

Bebek ameliyat edildi. Fatih Khan G.'nin 22 Nisan'da hastane doktorlarını tehdit ettiği de iddia ediliyor.

Nisan ayının sonunda polis, çiftin evinde arama yaptı; zanlının cep telefonu ve bazı tıbbi belgeler incelendi.

Neustadt am Rübenberge Sulh Mahkemesi, annenin ve bebeğin Stade'de koruma altına alınmasına ve anne ile babanın velayet haklarının bir kısmının geçici olarak kaldırılmasına karar verdi.

Fatih Khan G. bu karara itiraz etti. İtiraz için son görüş bildirme tarihi 29 Haziran, yani saldırının gerçekleştiği gündü.