New York'ta BM Genel Kurulu'nda yapılan gizli oylamada Almanya, kendi bölgesel grubu olan Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu'nda Avusturya ve Portekiz'in gerisinde kaldı.

193 üye ülkenin oy kullandığı seçimde Portekiz 134, Avusturya 131, Almanya ise 104 oy aldı. Geçici üyelik için gerekli olan üçte iki çoğunluk şartını yalnızca Portekiz ve Avusturya sağlayabildi.

Berlin'de şok etkisi

Almanya, yeniden birleşmeden bu yana her sekiz yılda bir BM Güvenlik Konseyi'ne girmeyi başarmış ve bugüne kadar altı kez geçici üye olarak görev yapmıştı. Son olarak 2019-2020 döneminde konseye seçilen ülkenin bu kez başarısız olması Berlin'de geniş yankı uyandırdı.

Seçim sonucunun ardından açıklama yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, sonucun ülkenin uluslararası sorumluluklarını değiştirmediğini belirterek, "Almanya çok taraflı sistemin güvenilir bir direği olmaya devam edecektir" dedi. Merz ayrıca seçimi kazanan Avusturya ve Portekiz'i tebrik ederek bu ülkelerle yakın iş birliğinin süreceğini vurguladı.

Hükümetten "Geç adaylık" savunması

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise yenilginin temel nedenlerinden birinin Almanya'nın adaylığını rakiplerinden çok daha geç açıklaması olduğunu söyledi.

Wadephul, Avusturya'nın adaylığını 2011'de, Portekiz'in ise 2013'te ilan ettiğini hatırlatarak Almanya'nın yarışa geç katıldığını belirtti. Bakan ayrıca Almanya'nın Ukrayna'ya verdiği güçlü desteğin Rusya'nın karşı propaganda faaliyetlerine neden olduğunu savundu.

Gazze savaşı nedeniyle Almanya'nın İsrail'e yönelik tarihsel sorumluluğunun da bazı ülkelerin oy tercihlerinde etkili olmuş olabileceğini dile getiren Wadephul, seçim öncesinde daha olumlu bir sonuç beklediğini kabul etti.

Muhalefetten sert eleştiriler

Seçim sonucu Almanya'da muhalefet partilerinin de sert tepkilerine yol açtı.

Muhalefetteki Yeşiller Partisi Eş Başkanı Franziska Brantner, sonucu Başbakan Merz ve Dışişleri Bakanı Wadephul açısından "diplomatik bir hezimet" olarak nitelendirirken, Almanya'nın son aylarda uluslararası alanda önemli ölçüde güven kaybettiğini söyledi.

Sol Parti Genel Başkanı Ines Schwerdtner ise Almanya'nın Gazze, Venezuela ve İran konularında uluslararası hukuk ihlallerine karşı yeterince net tavır göstermemesinin bu sonucun ortaya çıkmasında etkili olduğunu savundu.

Aşırı sağcı AfD'nin lideri Alice Weidel ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Bir rezalet diğerini izliyor" ifadeleriyle hükümeti hedef aldı.

SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu da Almanya'nın dış politikada daha tutarlı ve ilkeli bir çizgi izlemesi gerektiğini belirtti.

"Uluslararası hukukta çifte standart algısı oluştu"

Karaahmetoğlu, Almanya'nın uzun yıllar boyunca uluslararası hukukun ve çok taraflı diplomasinin güçlü savunucularından biri olarak görüldüğünü ancak son dönemde bu algının zedelendiğini söyledi.

Alman basını manşetlere taşıdı: Ankara’da on binler Özgür Özel’e destek verdi
Alman basını manşetlere taşıdı: Ankara’da on binler Özgür Özel’e destek verdi
İçeriği Görüntüle

Özellikle Gazze'deki insani kriz karşısında Berlin'in tutumunun birçok ülkede tepki çektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, Almanya'nın bazı uluslararası krizlerde farklı standartlar uyguladığı yönündeki eleştirilerin ülkenin küresel itibarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.

SPD Federal Meclis Grubu Dış Politika Sözcüsü Adis Ahmetovic de seçim sonucunun Almanya'nın uluslararası alandaki algısına ilişkin önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Uluslararası hukuku savunduğunu söyleyen bir ülke, bunu her durumda aynı kararlılıkla göstermek zorundadır" değerlendirmesinde bulundu.

Güvenlik Konseyi'ne kimler seçildi?

Yapılan seçimlerde 2027-2028 dönemi için geçici üyeliğe seçilen ülkeler şöyle oldu:

  • Avusturya
  • Portekiz
  • Zimbabve
  • Trinidad ve Tobago

Asya grubu için yapılan ilk tur oylamada ise Kırgızistan ve Filipinler gerekli çoğunluğu sağlayamadığı için seçim ikinci tura kaldı.

Almanya için bir uyarı mı?

Uzmanlar ve siyasetçiler, Almanya'nın ilk kez BM Güvenlik Konseyi dışında kalmasının yalnızca diplomatik bir yenilgi değil, aynı zamanda Berlin'in son yıllardaki dış politika tercihleri hakkında uluslararası toplumun verdiği önemli bir mesaj olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Almanya'nın Ukrayna savaşı, Gazze'deki soykırım ve diğer uluslararası çatışmalardaki tutumunun dünya genelinde farklı şekillerde algılandığına dikkat çeken gözlemciler, Berlin'in önümüzdeki dönemde uluslararası hukuk, insani yardım ve çok taraflı diplomasi alanlarında güven tazelemek için daha kapsamlı adımlar atmak zorunda kalabileceğini ifade ediyor.