Kurum, savaş suçları şüphesi bulunan bir kişinin siyasi düzeyde kabul edilmesine karşı Karlsruhe’deki Federal Başsavcılığa resmi suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
AHRS, Birleşmiş Milletler’in güncel raporlarına göre ağır insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilen bir ismin Almanya tarafından resmi olarak ağırlanmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Uluslararası ceza hukuku çerçevesinde yapılan başvuruda, Ahmed el-Şaraa’nın Suriye’de işlenen insanlığa karşı suçlardan doğrudan sorumlu olduğuna dair bulgulara yer verildiği ifade edildi.
Açıklamada, söz konusu kişinin Almanya’ya girişinde diplomatik temaslarda bulunması yerine gözaltına alınarak yargı sürecine tabi tutulması gerektiği vurgulandı.
BM raporlarına dayanan iddialar
Başvurunun, özellikle 12 Mart 2026 tarihli BM Soruşturma Komisyonu raporu ile İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün belgelerine dayandığı belirtildi. Bu kaynaklarda Aralık 2024’ten itibaren el-Şaraa’nın sorumluluğu altında gerçekleştiği ifade edilen ihlaller şöyle sıralandı:
- Mart 2025’te Homs, Hama, Lazkiye ve Tartus’ta Alevi topluluğa yönelik saldırılarda 100’ü kadın olmak üzere 1400’den fazla kişinin öldürüldüğü, işkence ve sistematik mülk tahribatı yaşandığı,
- Temmuz 2025’te Süveyda’da Dürzi topluluğa yönelik saldırılarda 1500’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve bu eylemlerin BM tarafından savaş suçu olarak değerlendirildiği,
- Ocak 2026’da Halep’te Kürt sivillerin yoğun yaşadığı mahallelerin topçu ateşiyle hedef alındığı ve 100 bin ila 150 bin kişinin kısa sürede yerinden edildiği,
- Kadınlara yönelik kaçırma ve cinsel şiddetin sistematik biçimde uygulandığı,
- Keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler, gözaltında işkence ve ölümler gibi sistematik ihlallerin rapor edildiği.
Açıklamada, bağımsız BM soruşturmalarının bu iddiaları doğruladığı ve bazı vakaların uluslararası hukukun ağır ihlalleri olarak sınıflandırıldığı ifade edildi. Ayrıca Uluslararası Af Örgütü’nün azınlıklara yönelik şiddetin bağımsız şekilde soruşturulması, sorumluların yargılanması ve güvenlik yapılarının reforme edilmesi yönündeki çağrılarına destek verildiği kaydedildi.
“Cezasızlığın siyasi düzeyde normalleşmesi”
AHRS, Ahmed el-Şaraa’nın resmi olarak kabul edilmesinin cezasızlığın siyasi düzeyde normalleştirilmesi anlamına geldiğini belirterek, Almanya’nın azınlıklara yönelik sistematik ihlallerden sorumlu olduğu iddia edilen bir aktörün meşrulaştırıldığı bir zemin haline gelmemesi gerektiğini vurguladı. Evrensel yargı yetkisi ilkesi gereğince Alman yargı makamlarının harekete geçmesi çağrısı yapıldı.
Geçmişi ve tartışmalı rolü
Açıklamada, el-Şaraa’nın geçmişte Irak’taki El-Kaide yapılanmasından El-Nusra Cephesi’nin kuruluşuna uzanan süreçte şiddet temelli bir çizgi izlediği ve bu nedenle ABD tarafından hakkında 10 milyon dolarlık ödül konulduğu hatırlatıldı.
Siyasi normalleşme eleştirisi
Şaraa’nın resmi törenle kabul edilmesinin, Suriye ile siyasi normalleşme sürecinin hızlandırılması ve buna paralel olarak Almanya’da sınır dışı politikalarının kolaylaştırılması yönünde bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi. AHRS, hesap verilebilirlik sağlanmadan sürdürülen bu yaklaşımın ağır insan hakları ihlallerinin göreceleştirilmesi riskini taşıdığı uyarısında bulundu.
“Suriye güvenli değil” vurgusu
Açıklamada, Suriye’de devam eden kaçırma, cinayet ve sistematik şiddet olaylarının ülkenin halen güvenli bir ortam sunmadığını gösterdiği belirtildi. El-Sukaylabiye’de Hristiyanlara yönelik son saldırıların da azınlıkların korunamadığını ortaya koyduğu ifade edildi.
AHRS, Suriye yönetiminin uluslararası alanda tanınmasının ancak insan haklarının korunması konusunda somut gelişmeler sağlanması şartına bağlı olması gerektiğini vurguladı.

