ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek organizasyon öncesinde bazı futbolcular, görevliler ve taraftarların vize ve giriş sorunları yaşaması, spor ile siyasetin yeniden iç içe geçtiği yönündeki tartışmaları büyüttü.

Somalili FIFA hakemine ABD engeli

Tepkilerin merkezinde, FIFA tarafından Dünya Kupası'nda görev yapmak üzere seçilen Somalili hakem Omar Artan'ın ABD'ye alınmaması yer aldı.

Miami Havalimanı'nda durdurulan Artan'ın ülkeye girişine izin verilmedi. FIFA, hakemin turnuva öncesi eğitim programlarına ve organizasyondaki görevlerine katılamayacağını doğrularken, ABD makamlarının kararında değişiklik öngörülmediğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, giriş yasağı kararının ardından ilk kez somut bir gerekçe açıkladı. Yetkili, yapılan incelemelerde Artan'ın "terör örgütü olduğu iddia edilen bazı kişilerle bağlantılarının tespit edildiğini" öne sürdü. Beyaz Saray'ın Dünya Kupası organizasyonundan sorumlu yetkililerinden Andrew Giuliani de kararı savunarak, ülkeye girişine izin verilmeyen kişilerin futbolcu ya da teknik ekip üyeleri olmadığını belirtti. Giuliani, "Kötü niyetli kişilerin Dünya Kupası'nı kullanarak ABD'ye giriş yapmasını engellemek istiyoruz" dedi.

New York Times'a konuşan Artan ise gerekli tüm belgeleri ve geçerli vizesi bulunduğunu belirterek giriş yasağının nedenine ilişkin kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını söyledi.

Daha sonra yaşadıklarını anlatan Artan, Miami Havalimanı'nda yaklaşık 11 saat sorgulandığını açıkladı. Somalili hakem, sorgu sırasında seyahati, Somali'deki siyasi durum ve ülkede faaliyet gösteren El Şebab örgütü hakkında sorular yöneltildiğini söyledi. Artan, işlemlerin ardından gözaltında tutulduğunu ve İstanbul'a geri gönderildiğini belirterek, "Ben sadece Dünya Kupası'nda görev alma hayalini gerçekleştirmeye çalışan bir hakemim" ifadelerini kullandı.

FIFA, vize ve göçmenlik işlemlerinin ev sahibi ülkelerin yetkisinde olduğunu belirterek sürece müdahil olmadığını açıkladı. Somali Spor Bakanlığı ise kararı "geçerli bir gerekçe olmaksızın verilmiş bir giriş yasağı" olarak nitelendirerek tepki gösterdi.

Afrika Futbol Konfederasyonu tarafından 2025 yılının hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası'nda görev yapacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu.

İran ve Irak kafileleri de sorun yaşadı

ABD'nin uygulamaları yalnızca hakemlerle sınırlı kalmadı.

İran Milli Takımı'nın Dünya Kupası hazırlıkları sırasında teknik ve idari kadroda yer alan 13 kişinin vize başvurularının reddedildiği bildirildi. Uzayan belirsizlik nedeniyle İran kafilesi hazırlık kampını Arizona yerine Meksika'nın Tijuana kentine taşımak zorunda kaldı.

Irak Milli Takımı'nın yıldız futbolcusu Aymen Hüseyin'in de Şikago Havalimanı'nda yaklaşık yedi saat sorgulandığı, cep telefonunun incelemeye alındığı belirtildi. Takımla birlikte seyahat eden resmi fotoğrafçının ise ülkeye girişine izin verilmediği aktarıldı.

Takımlar ve futbolcular sıkı güvenlik kontrollerinden geçti

Turnuva öncesinde Senegal ve Özbekistan milli takımlarının da yoğun güvenlik uygulamalarına maruz kaldığı görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Senegal kafilesinin ABD'ye girişte detaylı aramalardan geçirilmesi dikkat çekerken, Özbekistan Milli Takımı'nın hazırlık karşılaşması için geldiği tesise polis köpekleri eşliğinde yapılan kontrollerin ardından alınabildiği görüldü.

Belçika Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Kevin De Bruyne'nin de ülkeye giriş sırasında ek güvenlik incelemesine tabi tutulduğu bildirildi.

Uzmanlardan imaj uyarısı

Bonn Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü öğretim üyesi ve Center for Global Studies Direktörü Hendrik Ohnesorge, yaşananların münferit olaylar gibi görünse de ABD'nin son yıllarda giderek sertleşen göç ve giriş politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi.

Ohnesorge'ye göre özellikle Somali gibi bazı ülkeler için uygulanan vize kısıtlamaları ve giriş yasakları Dünya Kupası öncesinde belirsizlik yaratırken, sporcular için öngörülen istisnaların her zaman uygulanmaması ABD'nin uluslararası imajına zarar veriyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın geçmişte Somali ve göçmenler hakkında kullandığı sert ifadelerin de bu atmosferin oluşmasında etkili olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

FIFA'nın sessizliği eleştiriliyor

Yaşanan gelişmeler karşısında FIFA'nın sınırlı açıklamalarla yetinmesi de eleştirilerin hedefinde bulunuyor.

İran, Irak ve Somali örneklerinde federasyonun daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini savunan çevreler, Dünya Kupası gibi küresel bir organizasyonda sporun evrenselliği ilkesinin zarar gördüğünü belirtiyor.

Son aylarda FIFA Başkanı Gianni Infantino ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişki de federasyonun bağımsızlığı ve siyasi tarafsızlığı konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Taraftarlar da kısıtlamalardan etkileniyor

ABD'nin sıkı göç politikaları yalnızca takımları değil, taraftarları da etkiliyor.

İran ve Haiti vatandaşları için uygulanan giriş yasakları nedeniyle çok sayıda taraftarın turnuvaya katılmasının fiilen imkânsız hale geldiği belirtiliyor. Senegal ve Fildişi Sahili vatandaşlarının da vize alma süreçlerinde ciddi zorluklarla karşılaştığı ifade ediliyor.

İnsan hakları örgütleri ve taraftar grupları, sınır kontrolleri ve olası göçmen operasyonlarının birçok kişinin Dünya Kupası seyahatinden vazgeçmesine neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

Dünya Kupası daha başlamadan tartışmaların odağında

2026 Dünya Kupası, henüz ilk maç oynanmadan vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları, yüksek bilet fiyatları ve siyasi tartışmalarla gündeme gelmiş durumda.

Sporun birleştirici gücünü öne çıkarmayı amaçlayan organizasyonun, turnuva boyunca sahadaki mücadele kadar ev sahibi ülkenin göç politikaları ve uluslararası imajı üzerinden de tartışılmaya devam etmesi bekleniyor.

"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil"

Siyaset bilimci Hendrik Ohnesorge yaşanan tartışmalara rağmen ABD'nin yalnızca Donald Trump yönetimiyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Ohnesorge'ye göre Dünya Kupası'nın düzenleneceği birçok kent, ülkenin kozmopolit ve uluslararası kimliğini yansıtan merkezler arasında yer alıyor. Bu nedenle turnuva, ABD'nin farklı yüzünü dünyaya gösterebilmesi açısından da önemli bir fırsat olarak görülüyor.

"Bu Trump'ın Dünya Kupası değil, bu Trump'ın Amerika'sı da değil" değerlendirmesinde bulunan Ohnesorge, ülkenin çok farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden oluştuğunu, organizasyonun da yalnızca federal hükümetin politikaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Futbol ile siyasetin kesiştiği turnuva

Bununla birlikte uzmanlar, Dünya Kupası'nın düzenlendiği dönemin siyasi açıdan da son derece hassas olduğuna dikkat çekiyor.

ABD'nin göç politikaları, yaklaşan ara seçimler ve uluslararası krizler nedeniyle Washington yönetiminin attığı adımların yalnızca iç politikada değil, küresel ölçekte de yakından takip edildiği belirtiliyor. Bu durum, dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birinin kaçınılmaz biçimde siyasi tartışmaların merkezine yerleşmesine neden oluyor.

Özellikle İran ile yaşanan gerilimler, bazı ülke vatandaşlarına yönelik vize kısıtlamaları ve sınır uygulamaları, futbolun evrensel değerleri ile güvenlik politikaları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı.

FIFA üzerindeki baskı artıyor

Turnuva yaklaştıkça FIFA üzerindeki baskının da artması bekleniyor.

Futbol otoriteleri ve insan hakları kuruluşları, federasyonun yalnızca organizasyonel konularla değil, katılımcıların ve görevlilerin serbest dolaşım hakkını ilgilendiren sorunlarla da daha yakından ilgilenmesi gerektiğini savunuyor.

Özellikle Somalili hakem Omar Artan'ın turnuva dışında kalması, birçok çevre tarafından Dünya Kupası ruhuna aykırı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Benzer sorunların başka takım, görevli veya taraftarları etkilemesi halinde FIFA'nın daha güçlü bir tutum almak zorunda kalabileceği belirtiliyor.

Gözler açılış maçına çevrildi

Dünyanın en büyük itfaiye ve kurtarma fuarı INTERSCHUTZ 2026 başladı
Dünyanın en büyük itfaiye ve kurtarma fuarı INTERSCHUTZ 2026 başladı
İçeriği Görüntüle

Tüm tartışmalara rağmen futbol dünyasının gözü artık açılış maçına çevrilmiş durumda.

48 takımın katılımıyla şimdiye kadarki en geniş kapsamlı Dünya Kupası olacak organizasyon, üç ülkede oynanacak. (2026 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak üç ülke: Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika.)

104 maçla futbol tarihinin en büyük turnuvalarından biri olarak kayıtlara geçecek.

Ancak 2026 Dünya Kupası, daha ilk düdük çalmadan sporun ötesine taşan tartışmalarla hafızalara kazınmış durumda. Vize engelleri, sınır kontrolleri, güvenlik uygulamaları ve siyasi gerilimler, turnuvanın yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, ev sahibi ülkelerin politikalarıyla da anılacağını gösteriyor.