Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist dönüşümün faturasını çalışan sınıflara ve yoksullara çıkarmaya! Sınıf mücadelesinden çoktan vazgeçmiş ve “sosyal partnerliğe” indirgenmiş sendikalar olduğu müddetçe de bunları yapmak kolaylarına geliyor. Ama gene de dünya çapında işçi sınıfının mücadele günü olarak kutlanan 1 Mayıs Almanya’da sıradan bir gün haline gelmesine rağmen, 1 Mayıs kutlamaları hala gözlerine batıyor, yok etmeye çalışıyorlar.
Daha 15 gün öncesinde Merz hükümetinin muhafazakâr kanadı koalisyon görüşmesinde 1 Mayıs’ın yasal tatil günü olmasına son verilmesini talep etti. Hükümet ortağı sosyal demokratlar bu talebi görünüşte reddetseler de Merz hükümetinin işçilerin kazanılmış haklarına yönelik saldırılarına arka çıktılar. Gerçi her 1 Mayıs öncesinde sermaye kesimlerinden sosyal giderlerin kısıtlanmasına, iş hukukunun daha da esnekleştirilmesine ve aynı maaşa daha çok çalışılmasına yönelik talepler gelmekteydi. Sendikaların karşı çıkmasıyla bazı uzlaşılara varılıyor, ama kazanılmış haklardan da kısmen tavizler veriliyordu. Bu sefer ise durum daha da vahim.
Çünkü Merz hükümeti Alman burjuvazisinin çıkarlarını Alman ordusunun yardımı ve yayılmacılıkla kollayabilmek için gereken masrafları çalışan sınıfların ve yoksulların sırtlarına yüklemeye kararlı – hem de sosyal demokratların, sendika yönetimlerinin ve reformist solun gıkını çıkartmasına fırsat vermeden. Daha geçenlerde federal hükümet, eyalet yönetimleri ve belediyelerden oluşan bir komisyon özellikle çocuklar, gençler ve engelliler için ayrılan bütçelerden milyarlarca avroluk tasarruf önerileri sunmuştu. İlaç ve hastane tekellerinin temsilcisi gibi davranan Federal Sağlık Bakanı Nina Warken ise, krizdeki sağlık sigortalarının “tasarruf” yapmalarını sağlamak için sigortalıların sırtına 20 milyar avroluk paketi yükleyeceklerini açıkladı. Kadınların da zorunlu askerlik yapmalarını savunan bir CDU parti yöneticisi de “emeklilik sigortalarının yükünü azaltma” gerekçesiyle emeklilik yaşının 70’in üstüne çıkartılmasını talep etti. Öyle ya, insanlar daha uzun süre yaşıyorlarsa, bunu olanaklı kılan devletlerine bedelini ödemeliler, değil mi?
Diğer yandan artan enerji fiyatlarına karşı karar altına alınan “yük hafifletme paketi”, değil benzin ve motorin fiyatlarını düşürmeye, sadece enerji tekellerinin daha fazla kâr yapmasını sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. “Yükün hafifletilmesi” içinse sekiz saatlik iş günü uygulamasının kaldırılması ve hastalık durumunda işçilere maaş ödenmesinin kısıtlanması planlanıyor. Hükümet bu şekilde verimliliğin artacağını ve üretim masraflarının azalacağını iddia ediyor. Ama zaten halihazırda Almanya’da her yıl ortalama 1,2 milyar saat fazla mesai yapılmakta, ki bunların yüzde 53’ü için fazla mesai ücreti ödenmiyor. Dahası, hasta olmasına rağmen işini kaybetmemek için işe gidip çalışanların sayısında olağanüstü artış var. Buna karşın hastalıklar veya grev nedeniyle çalışılmayan gün sayısı yılda ortalama 11 gün ve bu sayı her yıl düşmekte.
Gerek bu durum gerekse de artan kiralar, enerji ve gıda fiyatları, yükselen enflasyon, zayıflayan ekonomi ve dolayısıyla yaşam ve çalışma koşullarının kötüleşmesi, sermaye yanlısı egemen siyasetin yarattığı sorunlardır. Aynı zamanda dünya çapında artan savaş tehlikesini Almanya’ya taşıyan Merz hükümetinin militarist ve yayılmacı politikasının sonuçlarıdır. Merz hükümeti bu şekilde sadece Rusya’ya karşı savaşı değil, çalışan sınıflara, çocuklara ve gençlere, yoksullara ve emeklilere karşı da bir sosyal savaşa hazırlanmaktadır. Dış politikadaki saldırganlık, iç politikada otoriter polis devleti uygulamaları ve sosyal haklara yönelik masif saldırılarla kol kola ilerlemektedir. Grevler “ulusal güvenlik” gerekçesiyle engellenmekte, barışçıl protesto gösterileri dahi polis şiddetiyle geri püskürtülmektedir.
Böylesi bir durumda sendika yönetimleri 1 Mayıs kutlamalarına “Filistin yanlısı ve şiddete yatkın göstericileri almamak” için direktifler vermekte, işçi sınıfının mücadele gününü bira içme festivallerine dönüştürmektedirler. Günahları boyunlarına. Biz ise dünya işçi sınıfının mücadele günü olan 1 Mayıs hepimize kutlu olsun diyoruz.