TSP tarafından yapılan açıklamada "Devrimci tutsakların iradesini kırmak için infazları yakılmakta, aldıkları cezadan daha uzun süre içerde tutulmaktadırlar. Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutsağın tedavileri engellenerek ölüme terk edilmektedirler." ifadeleri dikkat çekti.

Tutsakların Sesi Platformu'nun (TSP) açıklaması şu şekilde:

"18 Mart; 1923 yılından bu yana Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü olarak tarihte yerini almıştır. Sınıf çelişkilerinin sertleşmesiyle; egemen sınıflara karşı mücadele de gelişmiştir. Egemen sınıflar ise, bu mücadeleyi bastırmak için başta işçi ve emekçilerin öncülerini tutsak etmişlerdir.

Emperyalist-kapitalist sistemde; dünyanın her tarafında devrimci, ilerici ve antifaşist tutsak sayısı artmaktadır. Emperyalist, faşist ve gerici devletler ulusal kurtuluş mücadelelerine, işçi sınıfı ve emekçilerin özgürlük mücadelelerine amansızca saldırıyorlar. Tutuklama ve en ağır cezalarla onların iradelerini teslim almak istiyorlar.

İşgalci Siyonist İsrail devleti Filistin halkına yönelik soykırım sürdürmenin yanı sıra hapishanelerde politik tutsaklara yönelik işkence ve katletme saldırılarını sürdürmektedir. 7 Ekim’den bu yana en az 27 Filistinli tutsak katledildi. İdari tutuklama adı altında binlerce Filistinli hapiste tutulmaktadır.

ABD emperyalistlerinin gizli hapishaneleri ve Guantanamo işkence merkezi unutulmayacaktır. ABD'nin Irak ve Afganistan'da işlediği suçları, Guantanamo'da esirlere yapılan işkenceyi, Kenya'daki yargısız infazları 2010 yılında belgeleriyle deşifre eden ve İngiltere’de tutsak olan Julian Assange ABD’ye teslim edilmek istenmektedir. Şu anda hasta olan Mumia Abu Jamal 1981 yılından beri ABD zindanlarında tutulmaktadır.

Fransa, 1984 yılından beri tutsak olan Lübnanlı devrimci Georges Abdallah’ı hapiste tutmaya devam etmektedir.

Hindistan’da çok sayıda devrimci tutsağın yanı sıra, hasta olan Kisan Da ve Sheela Marandi’nin tedavisi engellenmektedir. Filipinler’de devrimci tutsaklara yönelik insanlık dışı uygulamalar sürmektedir.

Almanya’da 11’i Kürt olan toplam 19 politik tutsağın özgürlüğü ellerinden alınmıştır.

Enternasyonalist devrimci Ecevit Piroğlu 33 aydır Sırbistan tarafından siyasi rehine olarak tutulmakta ve 12 Şubat’tan bu yana yeniden açlık grevindedir. Piroğlu, faşist Türk devletine iade edilmek istenmektedir.

Türkiye’de 1999 yılından bu yana tecritte tutulan Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan’dan 3 yıldır hiçbir haber alınamamaktadır. Binlerce politik tutsak tecride ve hak gasplarına karşı 3,5 aydır açlık grevindedir.

Faşist Türk devletinin yurtsever, devrimci, ilerici muhalefete ve onun öncülerine dönük fiziki tasfiye, ideolojik ve psikolojik olarak ezme, yok etme saldırı konsepti devam etmektedir. Polisin, jandarmanın gözaltı terörünü, mahkemelerin tutuklama ve keyfi ağır hapis cezaları verme terörü izlemektedir. Hapishanelerde mücadele ile kazanılmış her türlü insani ve politik kazanımlar gasp edilmektedir. Bununla devrimci öncülerin kolektif örgütlülükleri dağıtılmak hedeflenmektedir.

Devrimci tutsakların iradesini kırmak için infazları yakılmakta, aldıkları cezadan daha uzun süre içerde tutulmaktadırlar. Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutsağın tedavileri engellenerek ölüme terk edilmektedirler.

Son haftalarda devrimci tutsaklarla dayanışma içinde olan çok sayıda sosyalist, devrimci gözaltına alındı, tutuklandı. Tutsaklara yönelik tecrit politikasını artıran faşist devlet, dışarıda tutsak yakınlarına, ailelerine ve dayanışma içinde bulunan kişilere yönelik bu saldırılarla tutsakları yalnızlaştırmak istemektedir.

Burkina Faso 3 Fransız diplomatı 'istenmeyen kişi' ilan etti Burkina Faso 3 Fransız diplomatı 'istenmeyen kişi' ilan etti

Bütün dünyada hapishanelerde süren direniş ve mücadeleyi sahiplenmek, herkes için özgür ve onurlu bir yaşam isteyen sosyalistlerin, devrimcilerin, ilericilerin temel bir görevidir. Emperyalist saldırganlığın yaratmak istediği yalnızlık duygusunu ve karamsarlığı, dünyadaki başta devrimci tutsaklar olmak üzere, politik öncülere ve değerlerimize ısrarla sahip çıkarak, onların dışardaki sesi, soluğu olarak parçalayabiliriz."