Fatih ÇİMEN / Duisburg

Eski CDU Genel sekreteri/milletvekili ve „Deutsche Gesellschaft für Osteuropakunde“ Derneği Başkanı Ruprecht Polenz’in katıldığı ’’Alman Egemen kültürünün 21’nci yüzyılda geldiği nokta’’ adlı toplantı Duisburg-Nord Alevi Toplumu Derneği’nde gerçekleşti.

‘’Alman Egemen Kültürünün 21.yüzyılda geldiği nokta’’ toplantının ev sahipliğini, CDU Duisburg-Marxloh teşkilatı Başkanı Deniz Güner ve CDU Duisburg-Marxloh Derneği Başkan yardımcısı Ralf Heuberg yaptı.

CDU Duisburg-Marxloh teşkilatı Başkanı Deniz Güner’in açılış konuşması yaptığı toplantıda, Duisburg-Marxloh semtinde doğup büyüdüğünü belirterek, 25 yıldır CDU’da politika yapıyorum. Marxloh’un sorunların içinde yaşayarak biliyorum. Göçmenler, bu ülkenin ekonomisine 60 yılı aşkın bir süredir katkı sağlıyor. Almanya genelinde işsizlik oranı yüzde 5, Kuzey Ren Vestfalya Eyaletinde yüzde 7, Duisburg genelinde yüzde 12, Marxloh semtinde yüzde 44, Hamborn semtinde yüzde 28, Hochfeld semtinde ise 40 civarında olduğudur. Bu olumsuzlukların temel kaynağı siyasetin eğitim sorunlarına çözüm bulmaması. Duisburg’un Kuzeyi ve diğer semtlerde yaşanan bu olumsuzlukların önlenmesi ancak eğitimle değişir.’’ İfadesini kullandı. 

Açılış konuşmasının ardından sözü eski CDU Genel sekreteri siyasetçi Ruprecht Polenz’e bıraktı. 

Siyasetçi Ruprecht Polenz: ‘’Önde gelen kültür tartışmasının entegrasyonla bağlantılı olarak yapılıyor olması tesadüf değil. Bir de bize gelenlerden ne tür bir adaptasyon beklediğimiz ve sınırı nerede aşacağımız sorusu var. Elbette -ki bu makul, haklı ve gerekli bir beklentidir- burada yaşayan herkesin yasalara, bu yasaların çerçevesini oluşturan Anayasa'ya uymasını bekliyoruz. Ayrıca herkes, başkalarına zarar vermediği sürece, kültürel yaşam tarzı da dahil olmak üzere kendi tarzına göre mutlu olabilir.

Duisburg-Marxloh, başka hiçbir yerde olmadığı gibi, bir göçmen toplumu olarak Almanya'nın sahip olduğu fırsatları ve sorunları temsil ediyor’’dedi.

‘’Öncü Kültür’’ terimi çoğulcu bir topluma uymuyor

Deutsche Bank'ın Rusya'daki varlıklarına el konuldu Deutsche Bank'ın Rusya'daki varlıklarına el konuldu

‘’Öncü Kültür’’ teriminin çoğulcu bir topluma uymadığını belirten Eski CDU Genel sekreteri Ruprecht Polenz, baskın bir kültürle ilgili daha önceki tartışmalardan bu tartışmaların gerçekten üretken olmadığının öğrenilebileceğini söyledi. Çünkü egemen kültürün ne olduğunu kim tanımlar? Polenz, "Almanya'da tüm farklılıklara rağmen birlikte güzel yaşayabileceğimizi ifade etmeliyiz. AfD'nin bu terimi şevkle kullanması bizi düşündürmeli. Özellikle bu terimin kullanılmaması konusunda dikkatli olunmasını gerektirmelidir. Çünkü bu terim çeşitlilik içeren, renkli ve her şeyden önce çoğulcu bir topluma, özgür bir topluma uymamaktadır.

Temel Kanun birçok kültürün çerçevesini oluşturuyor

Baskın bir kültür iddiasındaysanız, bunun ülkemizde gerçekte sahip olduğumuz kültürel çeşitlilikle nasıl bir ilişkisi olduğu sorusunu kesinlikle bir kenara bırakmalısınız. Çoğul olarak çok farklı kültürlerimiz var, bu herhangi bir türde çokkültürlülük olmasa da, çünkü bu aynı zamanda Temel Kanunla bağdaşmayan yaşam tarzlarını da içeriyor. Temel Kanun, bu Temel Kanun içerisinde yaşayabileceğimiz birçok kültürün çerçevesini oluşturmaktadır. Kültür, yaşam tarzı, alışkanlık, gelenek gibi bir şey anlamına gelir ve bu çok çeşitlidir. Sadece kıyafetleri düşünün, müzik sorununu düşünün, sofra adabını, kutlamaları düşünün, gençlik kültürü, orta sınıf kültürü veya alternatif sahne terimlerini düşünün. Bunların hepsi kurallara değil, renkli çeşitliliğe işaret ediyor.

Yasalara uyarak Almanya’da güzel yaşayabiliriz

Almanya'da bir arada yaşamamızı böyle hayal ediyorum ve CDU da bunu savunuyor. Bence bu da sorun değil. İçerik olarak söylediklerinin çoğunun doğru olduğunu düşünüyorum ve ben de çocuklarımızı yetiştirirdim ya da çocuklarımızı bu ruhla yetiştirdik. Ancak belli bir normatif vurguyla bile herkesin bu şekilde. Birlikte yaşama kültürünü teşvik etmeliyiz. Şunu ifade etmeliyiz ki, tüm farklılıklara rağmen yasalara uyarak Almanya'da birlikte güzel yaşayabiliriz’’