“Migra Grevi” adı verilen eyleme 120’den fazla işletmenin katıldığı bildirildi. Organizatörler, toplumun göçmenler ve Almanlar olarak bölünmemesi çağrısı yaptı.

Magdeburg– Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de yapılacak eyalet parlamentosu seçimleri öncesinde siyasi atmosfer giderek sertleşirken, Magdeburg’da göçmen kökenli işletme sahipleri dikkat çeken bir protesto düzenledi.

“Migra Grevi” (Migra-Streik) adı verilen eylem kapsamında çok sayıda restoran, büfe, berber, küçük işletme ve mağaza 26 Ağustos Çarşamba günü saat 10.00 ile 15.00 arasında faaliyetlerine gönüllü olarak ara verdi. Eyleme 120’den fazla işletmenin katıldığı açıklanırken, bazı kaynaklarda katılımcı sayısının yaklaşık 150 işletmeye ulaştığı belirtildi. Alman işletme sahiplerinden bazılarının da dayanışma amacıyla eyleme destek verdiği bildirildi.

“Toplum göçmenler ve Almanlar diye bölünmemeli”

Eylemin arkasında, Almanya’da göç ve göçmen politikalarının son dönemde daha sert bir siyasi tartışmanın merkezine yerleşmesi bulunuyor.

Saksonya-Anhalt Mülteciler Konseyi (Flüchtlingsrat Sachsen-Anhalt) tarafından desteklenen girişimin amacı, göçmenlerin toplumdaki yerinin yalnızca ekonomik katkıları üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkmak ve ırkçılık ile dışlanmaya dikkat çekmek.

Konsey temsilcisi Saaeid Saaeid, eylemin topluma yönelik bir “uyandırma çağrısı” olduğunu belirterek, insanların “yabancılar ve Almanlar” şeklinde bölünmemesi gerektiğini vurguladı. Organizatörler, göçmenlerin yalnızca iş gücü olarak değil, toplumun eşit ve kalıcı üyeleri olarak görülmesi gerektiğini ifade ediyor.

Eylem kapsamında ayrıca Magdeburg’daki eyalet parlamentosu önünde bir miting düzenlenmesi planlandı. Burada göçmen kökenli işletme sahiplerinin yaşadıkları deneyimleri ve eylemin amaçlarını anlatmaları bekleniyor.

Seçim öncesi AfD endişesi

Protestonun zamanlaması dikkat çekici. Saksonya-Anhalt’ta 6 Eylül’de yapılacak seçim öncesinde AfD anketlerde açık ara önde bulunuyor.

12 Ağustos tarihli Pollytix araştırmasına göre AfD yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken CDU yüzde 23’te kaldı. Sol Parti yüzde 13, SPD yüzde 7, Yeşiller yüzde 5, BSW yüzde 4 ve FDP yüzde 2 olarak ölçüldü. Araştırma, 3-8 Ağustos tarihleri arasında 2.604 seçmenle gerçekleştirildi.

Anketler kesin seçim sonucu anlamına gelmese de AfD’nin eyaletteki güçlü konumunu ortaya koyuyor. Son üç araştırmanın ortalamasında da AfD yaklaşık yüzde 42,1 ile ilk sırada, CDU ise yüzde 22,9 ile ikinci sırada bulunuyor.

AfD’nin eyalet teşkilatı Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından “kesin olarak aşırı sağcı” olarak sınıflandırılıyor. Parti, seçim programında göç politikasında kapsamlı bir değişim ve “sınır dışı etme ve remigrasyon atağı” olarak tanımladığı daha sert bir politika öngörüyor.

Bu politikaların özellikle göçmen kökenli yurttaşlarda endişe yarattığını belirten eylemciler, seçim sonucunun kendileri açısından yalnızca siyasi bir sonuç olmadığını, günlük yaşamlarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olduğunu savunuyor.

“İnsan onuru pazarlık konusu değildir”

Flüchtlingsrat’ın eylem çağrısında, göçmenlerin toplumsal aidiyetinin kökenleri nedeniyle giderek daha fazla sorgulandığına dikkat çekiliyor.

Organizatörler, kitlesel sınır dışı etme ve göçmenlerin toplumdan uzaklaştırılmasına yönelik taleplerin, göçmen ve mülteci geçmişine sahip kişiler arasında korku ve belirsizlik yarattığını belirtiyor.

5 AB ülkesi, reddedilen sığınmacılar için Ruanda’da merkez görüşüyor
5 AB ülkesi, reddedilen sığınmacılar için Ruanda’da merkez görüşüyor
İçeriği Görüntüle

Eylemin temel mesajlarından biri ise göçmenlerin topluma ait olmak için ekonomik başarılarını kanıtlamak zorunda olmadığı.

Organizatörler, “İnsan onuru, eşitlik ve toplumsal aidiyet herkes için geçerlidir” anlayışını öne çıkarırken, göçmenlerin yalnızca çalıştıkları sektörlerdeki katkılarıyla değil, birey olarak sahip oldukları haklarla değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“Göç olmadan ekonomik büyüme yavaşlayabilir”

Magdeburg’daki protestonun bir diğer boyutu ise ekonomi.

Halle merkezli Leibniz Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (IWH) Başkanı Reint Gropp, AfD öncülüğündeki bir eyalet hükümetinin göçmenlere yönelik daha sert bir politika izlemesi durumunda Saksonya-Anhalt ekonomisinin olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu.

Gropp’a göre yabancılara karşı olumsuz bir siyasi söylem dahi göçü azaltabilir ve bunun sonucunda eyaletteki ekonomik büyüme yılda yaklaşık 0,5 ila 1 puan daha düşük gerçekleşebilir.

Saksonya-Anhalt, nüfusun yaşlanması ve çalışan nüfusun azalması nedeniyle zaten ciddi bir iş gücü açığıyla karşı karşıya. Uzmanlara göre göçmenler özellikle gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistik gibi sektörlerde önemli bir rol oynuyor. Bu sektörlerde yabancı çalışanların oranının bazı alanlarda yüzde 33 ila 40 arasında olduğu belirtiliyor. Doktorların yaklaşık yüzde 20’sinin de yurtdışından geldiği ifade ediliyor.

Doğu Almanya’da iş gücü alarmı

Almanya Ekonomisi Enstitüsü’nün (IW) araştırmaları da Doğu Almanya’daki demografik dönüşümün iş gücü piyasası üzerindeki baskısını ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre göç olmaması durumunda Doğu Almanya’daki potansiyel iş gücü 2035 yılına kadar sekizde birden fazla azalabilir. 2045 yılına gelindiğinde ise düşüşün beşte birin üzerine çıkması bekleniyor.

Doğu Almanya’daki 15-66 yaş arasındaki çalışma çağındaki nüfusun 1995 sonundan 2025 sonuna kadar 10,05 milyondan 7,74 milyona gerilediği ve yaklaşık yüzde 23'lük bir düşüş yaşandığı belirtiliyor. Uzmanlar, iş gücündeki azalmanın sağlık, hizmetler, sanayi ve diğer temel sektörlerde ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

“İklim gergin ve zehirlenmiş durumda”

Göçmen toplumundaki kaygının yalnızca seçim anketlerinden kaynaklanmadığı, 2024 yılının sonunda Magdeburg Noel Pazarı’na düzenlenen saldırının ardından toplumsal atmosferin daha da gerildiği ifade ediliyor.

Göçmen kuruluşlarının temsilcileri, son dönemde ırkçı söylemlerin daha açık biçimde dile getirildiğini ve günlük yaşamda göçmenlerin sözlü saldırılarla daha sık karşılaşabildiğini belirtiyor.

Bu nedenle “Migra Grevi”, yalnızca siyasi bir protesto değil, aynı zamanda göçmenlerin toplumdaki görünürlüğünü ortaya koyma girişimi olarak değerlendiriliyor.

“Bugün kapılarımızı kapatıyoruz”

Eylemin sembolik mesajı ise oldukça açık: Göçmenlerin toplum ve ekonomideki rolü görünür hale getirilmek isteniyor.

Restoranlardan marketlere, büfelerden berber dükkânlarına kadar çok sayıda işletmenin birkaç saatliğine kapanmasıyla organizatörler, göçmenlerin günlük hayatın ve ekonomik düzenin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Flüchtlingsrat’ın çağrısında da bu düşünce, “Bugün kapılarımızı kapatıyoruz ki yarın özgür ve demokratik bir toplumun kapıları kapanmasın” mesajıyla ifade edildi.