Oskar Lafontaine, BSW’nin (Sahra Wagenknecht İttifakı) Saksonya-Anhalt’ta AfD’yi de kapsayabilecek değişken siyasi işbirliklerine açık olmasının “faşizmin destekçiliği” olarak nitelendirilmesine karşı çıkarak, asıl sorunun yıllardır izlenen savaş, silahlanma ve sosyal politika olduğunu savundu.

Lafontaine, açıklamasında BSW’nin yalnızca savaş ve silahlanmaya karşı çıktığı için diğer partiler ve “propaganda gazetecileri” tarafından hedef alındığını öne sürdü. BSW’nin Federal Meclis dışında bırakıldığını savunan Lafontaine, aşırı sağcı AfD ile Sol Parti’nin (Die Linke) politikalarını da eleştirerek, Almanya’daki mevcut siyasi dengelerin yeniden sorgulanması gerektiğini ileri sürdü.

“BSW faşizmin destekçisi değil”

Lafontaine’e göre BSW’nin Saksonya-Anhalt’ta partiler üstü bir başbakan adayı önermesi ve farklı konularda, AfD’nin de dahil olabileceği değişken siyasi ittifaklara açık olması, partinin “faşizmin destekçisi” olduğu anlamına gelmiyor.

Aksine Lafontaine, Almanya’da AfD ile diğer partiler arasına çekilen “Brandmauer” olarak adlandırılan siyasi duvarın aşılması gerektiğini savunuyor. Ona göre bu politika, AfD’yi engellemek yerine partinin giderek daha fazla güçlenmesine yol açtı.

Lafontaine’in açıklamasındaki temel eleştiri ise şöyle:

“Faşizmin gerçek destekçileri, son yıllarda halkın büyük çoğunluğu tarafından reddedilen bir politika izleyen ve bunun sonucunda çılgınca bir silahlanma ile sosyal hakların gerilemesine yol açan partilerdir.”

“Demokratik merkez”e ve medyaya ağır suçlama

Lafontaine, eleştirisini yalnızca siyasi partilerle sınırlamadı. Alman medyasını da aşırı sağcı AfD’nin yükselişinde pay sahibi olmakla suçladı.

Gazeteciliğin toplumdan ve seçmenden uzaklaştığını savunan Lafontaine, medyanın AfD seçmenini anlamadığını ve partiye yönelik haberlerin, istemeden de olsa, AfD’nin reklamını yaptığını ileri sürdü.

Bu değerlendirmesine Der Spiegel dergisinin son sayısını örnek gösteren Lafontaine, AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki başbakan adayı Ulrich Siegmund’un derginin kapağında bir suçlu gibi gösterilmesini eleştirdi. Siegmund’un, birçok önde gelen AfD siyasetçisi gibi geçmişte CDU üyesi olduğunu da hatırlattı.

AfD, Sol Parti ve savaş politikası

Lafontaine, AfD’nin Ukrayna savaşına karşı çıkmasına rağmen Almanya’nın NATO üyeliğini desteklediğini, Almanya’nın çıkarları söz konusu olduğunda Alman ordusu Bundeswehr’in yurtdışındaki operasyonlarını savunduğunu ve “çılgınca silahlanmaya” destek verdiğini belirtti.

Sol Parti’ye (Die Linke) yönelik eleştirisi de dikkat çekti. Lafontaine, partinin Federal Konsey’de silahlanma kararına destek verdiğini, Rusya’ya yönelik yaptırımları savunduğunu ve Rusya’nın “gölge filosuna” yönelik saldırıları desteklediğini ileri sürdü. Ona göre Sol Parti de artık NATO uzlaşısının içine dahil olmuş durumda.

Gazze ve İsrail politikası

Lafontaine’in açıklamasında İsrail’in Gazze’deki soykırım politikalarına ilişkin açıklamalar da önemli bir yer tuttu.

Almanya’nın iktidar partileri tarafından İsrail’e silah ve mali destek verilmesini sert biçimde eleştiren Lafontaine, Ukrayna ve İsrail’deki politikalar konusunda şu ifadeyi kullandı:

“Siyasi duvar (Brandmauer) partilerinin Ukrayna’daki ve İsrail’deki faşistleri silah ve parayla desteklemesinin, onları faşizmin yardımcıları haline getirdiğini göz ardı etmemeliyiz.”

Lafontaine ayrıca, hükümet partilerinin Gazze’deki politikalarını soykırımın desteklenmesi olarak nitelendirdi ve bu desteğin Almanya’daki siyasi tartışmada yeterince sorgulanmadığını savundu.

Almanya’da 2025’in tıbbi hata bilançosu: 97 ölüm, 2 bin 700 hastada hata kaynaklı zarar
Almanya’da 2025’in tıbbi hata bilançosu: 97 ölüm, 2 bin 700 hastada hata kaynaklı zarar
İçeriği Görüntüle

“27 milyon Sovyet vatandaşı hayatını kaybetti”

Lafontaine, Almanya’nın Rusya ile yaşadığı mevcut gerilim üzerinden II. Dünya Savaşı tarihine de gönderme yaptı.

Hitler’in yürüttüğü imha savaşında Sovyetler Birliği’nin 27 milyon vatandaşının hayatını kaybettiğini, bunların yaklaşık yarısının Rus olduğunu hatırlatan Lafontaine, buna rağmen bugün Almanya’nın Rusya ile karşı karşıya gelmesine yol açabilecek politikaların desteklenmesini eleştirdi.

Bu noktada özellikle Sol Parti’ye yönelik bir soru yönelten Lafontaine, CDU ve SPD gibi partilerle rahatlıkla işbirliği yapılırken, bu partilerin Rusya politikası ve İsrail’e verdikleri destek konusunda neden aynı hassasiyetin gösterilmediğini sorguladı.

Lafontaine’e göre asıl çelişki burada ortaya çıkıyor: Savaş ve silahlanma politikalarını destekleyen CDU ve SPD ile işbirliği mümkün görülürken, AfD ile belirli konularda değişken siyasi işbirliği ihtimali neden kategorik olarak reddediliyor?

Lafontaine açıklamasını, kendilerini “demokratik merkez” olarak tanımlayan siyasi partilerin ve onları destekleyen çevrelerin bu soruya cevap veremeyeceği görüşüyle tamamladı.

Lafontaine kimdir?

Oskar Lafontaine, eski Almanya Maliye Bakanı ve SPD’nin eski Genel Başkanıdır. PDS ile WASG’nin birleşmesiyle 2007’de kurulan Sol Parti’nin kurucuları arasında yer aldı. Lafontaine, 2007-2010 yılları arasında Lothar Bisky ile birlikte Sol Parti’nin eş genel başkanlığını, 2009 yılına kadar da Federal Meclis’teki Die Linke Meclis Grubu’nun eş başkanlığını yaptı.

Daha sonra Sol Parti’den ayrılan Lafontaine, BSW’nin kurucuları arasında yer aldı.