ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde Küba’yı “devralma” ya da “özgürleştirme” yönündeki açıklamalarının ardından konuşan Díaz-Canel, ABD’nin neredeyse her gün Küba’daki anayasal düzeni zorla değiştirmekle tehdit ettiğini belirtti.
Bu tehditlerin, yıllardır ambargo ve tecrit politikaları nedeniyle zayıflayan Küba ekonomisinin içinde bulunduğu ağır koşullar gerekçe gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışıldığını ifade etti.
Küba lideri, Washington’ın yalnızca siyasi sistemi değil, ülkenin kaynaklarını, mülklerini ve ekonomisini de hedef aldığını savunarak, “Ülkeyi ekonomik olarak boğarak teslim almaya çalışıyorlar. Bu, tüm halka yönelik bir toplu cezalandırmadır” dedi. Díaz-Canel, ABD’nin politikalarını “acımasız bir ekonomik savaş” olarak nitelendirdi.
Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada da sert ifadeler kullanan Díaz-Canel, “En kötü senaryo karşısında bile Küba’nın bir güvencesi var: Herhangi bir dış saldırgan, aşılması mümkün olmayan bir direnişle karşılaşacaktır” ifadelerini kullandı.
Trump’tan “devralma” mesajları
ABD Başkanı Donald Trump ise son açıklamalarında Küba’ya yönelik müdahale imasında bulunarak, ülkeyi “bir şekilde devralabileceğini” söylemişti. Trump, Küba’yı “iflas etmiş bir devlet” olarak nitelendirirken, Washington’ın ada üzerindeki planlarına dair belirsiz ancak sert mesajlar vermeyi sürdürdü.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Küba’daki mevcut yönetimin krizi çözemediğini savunarak, ülkede bir liderlik değişiminin gerekli olduğunu dile getirdi. ABD basınına göre Washington yönetimi, 2019’dan bu yana görevde olan Díaz-Canel’i hedeflenen ekonomik ve siyasi dönüşüm için uygun bir lider olarak görmüyor.
Yaptırımlar ve enerji krizi
ABD’nin son dönemde attığı adımlar, Küba üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırdı. Trump yönetimi, 30 Ocak’ta Küba’ya petrol sağlayan ülkelere yönelik gümrük vergileri getiren bir kararname imzaladı. Ayrıca Venezuela’dan Küba’ya petrol taşıyan tankerlerin engellenmesi, ada ülkesinde enerji krizini derinleştirdi.
ABD’nin son aylarda Karayipler’de askeri varlığını artırdığı ve Küba’ya yönelik petrol akışını büyük ölçüde kestiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu durum, ülkedeki enerji krizini derinleştirirken ekonomik hayatı da felç ediyor. Fabrikalar üretimi durdururken, hastanelerde hizmetler aksıyor, ulaşım ve turizm ciddi şekilde etkileniyor.
Birleşmiş Milletler ise ABD’nin uyguladığı yaptırımların insani krizi ağırlaştırdığı uyarısında bulunarak, bu tür ekonomik baskıların uluslararası hukuka aykırı olabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, ABD’nin olası bir müdahalesine ilişkin farklı senaryoları tartışırken, Küba yönetiminin kolaylıkla geri adım atmayacağı görüşü öne çıkıyor. Ülkede siyasi yapının güçlü şekilde korunduğu ve özellikle Castro ailesinin etkisinin sürdüğü belirtiliyor.
Öte yandan, artan baskı karşısında Küba yönetiminin ekonomik reformlara açık olabileceğine dair sinyaller de dikkat çekiyor. Ancak ülkedeki derin kriz ve belirsizlik ortamı devam ederken, halkın önceliği ise temel ihtiyaçlara erişim ve hayatta kalma mücadelesi olarak öne çıkıyor.
Gerilim sürerken temaslar devam ediyor
Tüm bu gelişmelere rağmen Havana ile Washington arasında temasların sürdüğü belirtiliyor. Trump, Küba ile petrol tedariki konusunda görüşmeler başlatıldığını öne sürerken, Küba tarafı bu iddiayı yalanladı.
Yaklaşık 60 yılı aşkın süredir ABD yaptırımları altında olan Küba’da ekonomik kriz derinleşirken, iki ülke arasındaki gerilim de Trump yönetiminin son hamleleriyle yeniden tırmanmış durumda.


