Mihm, Erdoğan'ın muhalefete yönelik baskılarının finans piyasalarında geçmişe kıyasla daha sınırlı tepkiyle karşılandığını belirterek, bunun nedenlerinden birinin iş dünyasında oluşan "alışılmışlık" ve kaderciliğe varan kabulleniş olduğunu savundu.

Süheyla KAPLAN

Makaleye göre Türk yöneticiler ve yatırımcılar, siyasi müdahaleleri artık olağan karşılıyor ve şirketlerin krizlere uyum sağlama kapasitesini dayanıklılık göstergesi olarak görüyor.

Bununla birlikte yazar, ekonomik göstergelerin aynı derecede olumlu olmadığını vurguluyor. Yüksek enflasyon, artan üretim maliyetleri ve ihracatçıların yaşadığı zorlukların ekonomiyi baskıladığı belirtilirken, İran kaynaklı bölgesel gerilimlerin enerji maliyetlerini yükselterek cari açığı büyüttüğüne dikkat çekiliyor.

Human Rights Watch: “Mutlak butlan kararı demokrasiye ağır darbe”
Human Rights Watch: “Mutlak butlan kararı demokrasiye ağır darbe”
İçeriği Görüntüle

Makalede, yüzde 30'un üzerinde seyreden enflasyonun halkın en büyük sorunlarından biri olmaya devam ettiği, orta sınıfın giderek zayıfladığı ve buna karşın çok zenginlerin sayısının arttığı ifade ediliyor. Merkez Bankası'nın yüksek faiz politikasıyla enflasyonu kontrol altına almaya çalıştığı, ancak bunun yatırımları ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Andreas Mihm ayrıca, önümüzdeki Merkez Bankası faiz kararının hem kurumun bağımsızlığı hem de hükümetin enflasyonla mücadele konusundaki kararlılığı açısından önemli bir test olacağını yazıyor. Yazıda, uluslararası yatırımcıların güvenini kazanmak için öngörülebilir ekonomi politikalarının ve güçlü kurumların gerekli olduğu vurgulanıyor.

FAZ'daki değerlendirmede, Erdoğan'ın giderek daha fazla güç topladığı ve demokratik denge-denetleme mekanizmalarını zayıflattığı yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bu durumun Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini zorlaştırdığı ve üyelik perspektifini daha da uzaklaştırdığı ifade ediliyor.