Federal Meclis tarafından kabul edilen uyum yasalarıyla birlikte yeni kuralların büyük bölümü 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Federal hükümet, düzenlemelerin AB genelinde iltica kurallarını uyumlu hale getirmeyi amaçladığını belirtirken, insan hakları örgütleri ise reformun sığınmacıların haklarını önemli ölçüde kısıtlayacağı uyarısında bulunuyor.

İltica sistemi AB kurallarına uyarlanıyor

Yeni düzenlemeler, AB'nin 2024 yılında kabul ettiği Ortak Avrupa İltica Sistemi reformunun Almanya'daki uygulama ayağını oluşturuyor.

Buna göre iltica başvurularının değerlendirilmesinde birçok alanda ulusal hukuk yerine doğrudan AB mevzuatı esas alınacak. Bu kapsamda Almanya'da İltica Yasası, Oturma Yasası ve İltica Başvuru Sahipleri Yardım Yasası'nda kapsamlı değişiklikler yapıldı.

Yeni sistemde iltica süreci başvuru, kayıt ve resmi müracaat olmak üzere üç ayrı aşamaya ayrılıyor. Sığınmacılar önce sınır makamlarına veya ilgili kurumlara başvuracak, ardından kayıt işlemleri gerçekleştirilecek ve son aşamada Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'ne (BAMF) resmi iltica başvurusu yapılacak.

Girişte zorunlu tarama uygulaması

Yeni sistemle birlikte sınırlarda veya ülke içerisinde "screening" (tarama) adı verilen ön inceleme süreci uygulanacak.

Bu kapsamda kişinin:

-Kimliği ve uyruğu,

-Sağlık durumu,

-Güvenlik açısından oluşturabileceği riskler,

-Özel koruma ihtiyacı bulunup bulunmadığı incelenecek.

Toplanan veriler AB genelinde erişilebilen ortak veri tabanlarına aktarılacak.

Sınırda iltica prosedürü genişliyor

Reformun en dikkat çekici unsurlarından biri sınır prosedürlerinin genişletilmesi oldu.

Belirli başvurular artık Almanya'ya fiilen giriş yapılmadan önce havaalanlarında, limanlarda veya kara sınırlarında değerlendirilebilecek.

AB genelinde kabul oranı yüzde 20'nin altında olan ülkelerden gelen kişiler de bu kapsama alınabilecek.

Eurostat verilerine göre Irak, Rusya ve Türkiye bu sınırın altında kalan ülkeler arasında yer alıyor.

Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin başvurular hakkında sekiz hafta içinde karar vermesi öngörülüyor. İstisnai durumlarda süreç 12 haftaya kadar uzayabiliyor.

Bekleme süresi altı aya kadar çıkabilecek

İnsan hakları örgütlerinin en sert eleştirilerinden biri de sınır prosedürlerinde uygulanacak bekleme sürelerine yönelik.

PRO ASYL'e göre daha önce havaalanı prosedürlerinde azami 19 gün olan uygulama süresi artık 12 haftaya kadar uzayabilecek.

Başvurunun reddedilmesi halinde buna ek olarak 12 haftalık geri gönderme prosedürü uygulanabilecek.

Böylece bazı kişilerin havaalanlarında veya sınır tesislerinde toplam altı aya kadar tutulabilmesinin önü açılmış oluyor.

"İkincil göç merkezleri" kurulabilecek

Yeni düzenlemelerle federal eyaletlere "ikincil göç merkezleri" kurma yetkisi veriliyor.

Bu merkezlerde, aslında başka bir AB ülkesinin sorumluluğunda bulunan veya başka bir AB ülkesinde koruma statüsü elde etmiş olmasına rağmen Almanya'ya gelen kişiler barındırılacak.

Yetkililer belirli durumlarda bu kişilerin hareket özgürlüğünü sınırlandırabilecek.

Yetişkinlerin bu merkezlerde kalma süresi 24 aya kadar çıkabilecek. Çocuklu aileler için ise altı aylık süre öngörülüyor. Bazı durumlarda bu süre daha da uzatılabilecek.

PRO ASYL: Fiili gözaltı koşulları oluşabilir

Almanya'da sığınmacıların yasal haklarını savunan Frankfurt merkezli insan hakları örgütü PRO ASYL, söz konusu merkezlerin fiilen gözaltı benzeri koşullar yaratabileceğini açıkladı.

Mültecilere hukuki ve sosyal danışmanlık hizmeti sunan kuruluşa göre gece saatlerinde tesisten çıkış yasağı uygulanabilecek, bazı kişiler gündüz saatlerinde de merkezleri terk edemeyecek. Kuruluş, bu uygulamaların özgürlük hakkını ciddi şekilde sınırlandırdığını belirtiyor.

Kuruluş, Mart 2025'ten bu yana pilot proje olarak faaliyet gösteren Eisenhüttenstadt ve Hamburg'daki Dublin merkezlerini örnek gösterdi.

Almanya, BM Güvenlik Konseyi seçimlerinde ilk kez elendi
Almanya, BM Güvenlik Konseyi seçimlerinde ilk kez elendi
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle, yeni yasayla öngörülen sekonder göç merkezlerinin de benzer sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Çocukların alıkonulması tartışma yarattı

Reform kapsamında en çok eleştirilen düzenlemelerden biri de çocukların belirli koşullar altında alıkonulabilmesine imkan tanınması oldu.

Alman hükümeti bunun yalnızca son çare olarak uygulanacağını savunurken, PRO ASYL ve çeşitli insan hakları kuruluşları çocukların özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının hiçbir koşulda çocuk yararıyla bağdaşmayacağını ifade ediyor.

Yeni gözaltı türleri getiriliyor

Yasayla birlikte üç yeni gözaltı türü de mevzuata giriyor:

-Tarama (screening) sürecinin güvence altına alınması amacıyla uygulanabilecek "inceleme gözaltısı",

-İltica prosedürü sırasında kişinin kayıplara karışmasını önlemeyi amaçlayan "iltica prosedürü gözaltısı",

-Olumsuz karar sonrası uygulanabilecek "sınır geri gönderme gözaltısı".

Bu uygulamalar özellikle insan hakları örgütleri tarafından yoğun biçimde eleştiriliyor.

Çalışma izni daha erken verilebilecek

Yeni sistemde sığınmacılar açısından bazı olumlu düzenlemeler de bulunuyor.

Buna göre iltica başvurusu devam eden kişiler üç ay sonra çalışma izni alabilecek.

AB mevzuatı altı aylık süre öngörmesine rağmen Almanya bu konuda daha kısa bir süre belirledi.

Çocuklara sağlık hizmetlerinde genişleme

Düzenlemeler kapsamında reşit olmayan (18 yaş altındaki) sığınmacılar için sağlık hizmetlerine erişim de genişletiliyor.

Çocuklar artık yalnızca acil tedavi değil, sosyal yardım mevzuatındaki kapsamlı sağlık hizmetlerinden de yararlanabilecek.

Başlanan tedaviler, çocuk 18 yaşını doldurduktan sonra da tamamlanıncaya kadar sürdürülebilecek.

Yeni düzenlemeler 12 Haziran'da yürürlüğe girecek

PRO ASYL, GEAS reformunun ve Almanya'daki uygulama yasalarının sığınmacıların tecrit edilmesine ve haklarının önemli ölçüde sınırlandırılmasına yol açacağını savunuyor.

Kuruluş, özellikle sınır prosedürlerinin genişletilmesi, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve çocukların da dahil olabileceği yeni alıkoyma uygulamalarının ciddi insan hakları sorunları yaratabileceği görüşünde.

Federal hükümet ise reformun temel amacının iltica süreçlerini hızlandırmak, AB genelinde ortak standartlar oluşturmak ve düzensiz göç hareketlerini daha etkin yönetmek olduğunu belirtiyor.

Yeni düzenlemelerin büyük bölümü 12 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu tarihten itibaren Almanya'daki iltica sistemi son yılların en kapsamlı değişikliklerinden birini yaşamış olacak.