SÜHEYLA KAPLAN
Alman basınına yansıyan bilgilere göre el-Şaraa, Berlin’de Başbakan Friedrich Merz (CDU) ve İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CDU) tarafından kabul edilecek. Ziyaret, hem Almanya içinde hem de uluslararası kamuoyunda sert tartışmaları beraberinde getirdi.
Görüşmelerin ana gündem maddesinin, Almanya’da yaşayan Suriyeli mültecilerin geri dönüşü olması bekleniyor. Berlin yönetimi, Şam ile yürütülen temaslarda Suriyeli sığınmacıların geri kabulüne yönelik bir anlaşma zemini oluşturmayı hedefliyor. Birlik partileri içinde yapılan değerlendirmelere göre, Şam’la sürdürülen müzakereler ilk beklentilerin aksine hızlı ilerliyor.
“Suriye’de savaş bitti” tartışması
Başbakan Merz, daha önce yaptığı açıklamalarda “Suriye’de iç savaşın sona erdiğini” savunmuş, bu nedenle Almanya’da iltica için artık gerekçe kalmadığını öne sürmüştü. Bu açıklamalar, özellikle CDU/CSU içinde sınır dışı politikalarını hızlandırmak isteyen çevreler tarafından desteklenmişti.
Buna karşılık Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un Ekim ayında Şam’a yaptığı ziyaret sırasında dile getirdiği sözler dikkat çekmişti. Wadephul, yıkımın boyutuna işaret ederek, “Burada insanların onurlu bir yaşam sürmesi hâlâ neredeyse imkânsız” demişti. Bu açıklama özellikle CSU’nun sert tepkisini çekmiş, Berlin’de planlanan el-Şaraa ziyaretinin ise tam tersine Suriye’de istikrar sağlandığı izlenimini vermesinin hedeflendiği kulislere yansımıştı.
Batı’da artan temaslar
Bir dönem radikal silahlı gruplarla ilişkileri nedeniyle “aranan terörist” olarak anılan Ahmed el-Şaraa’nın son dönemde Batı başkentlerinde giderek daha fazla kabul görmesi dikkat çekiyor. El-Şaraa, göreve gelişinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüşmüş; Trump’ın kendisini “sert bir adam” olarak nitelemesi kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Berlin’deki temaslarda, mültecilerin geri dönüşünün yanı sıra Almanya’nın Suriye’nin yeniden inşasına sağlayabileceği mali ve teknik desteklerin de ele alınması bekleniyor. Alman hükümetinin, yeniden yapılanma sürecinde mali yardımların yanı sıra Teknik Yardım Kurumu (THW) aracılığıyla destek sunmayı değerlendirdiği belirtiliyor.
Kürt kurumlardan sert tepki
Öte yandan ziyaret, özellikle Kürt kurumları ve insan hakları çevrelerinin sert eleştirilerine hedef oluyor. Almanya Kürt Toplumu (Kurdische Gemeinde Deutschland), Ahmed el-Şaraa hakkında Kasım 2025’te soykırım ve ağır savaş suçları gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu hatırlattı.
Yapılan açıklamalarda, Halep’te son dönemde yaşanan gelişmelerin suçlamaların ciddiyetini gözler önüne serdiği belirtiliyor. Kürt kurumları, cihatçı milislerin Kürt sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini, yaklaşık 150 bin kişinin zorla yerinden edildiğini ve yaşananların etnik temizlik niteliği taşıdığını savunuyor.
Eleştirilerin merkezinde, el-Şaraa’nın kendisini “geçiş dönemi cumhurbaşkanı” olarak tanımlaması yer alıyor. Bu unvanın ne demokratik bir seçimle ne de uluslararası hukuk açısından meşru bir dayanağı bulunduğu vurgulanıyor. Kürt kurumları ve hukukçular, olası bir siyasi tanımanın, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar iddialarını ortadan kaldırmayacağının altını çiziyor.
Berlin için kritik sınav
19 Ocak’ta gerçekleşmesi planlanan ziyaret, Almanya açısından yalnızca göç politikası değil; hukuk devleti ilkeleri, uluslararası ceza hukuku ve insan hakları politikaları bakımından da önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor. Ziyaretin, Almanya–Suriye ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayıp aralamayacağı kadar, bu ilişkinin hangi bedeller pahasına kurulacağı da tartışma konusu olmaya devam ediyor.



