CDU Hamburg İç Politika Sözcüsü Dennis Gladiator, Kazancı’nın radikal İslamcı çevrelerle yan yana görüntü vermesini “siyasi bir skandal” olarak nitelendirdi.

Gladiator, sadece Kazancı’nın partiden çıkarılmasını değil, Hamburg Eyaleti ile Hamburg İslami Topluluklar Konseyi (Şura) arasında 2012 yılında imzalanan devlet sözleşmesinin de askıya alınmasını talep etti.

Tartışmanın odağında Vahdet Camii etkinliği

Tepkilerin merkezinde, Ali Kazancı’nın yılbaşı gecesi Vahdet Camii’nde düzenlenen ve “Mekke'nin Fethi” başlığı taşıyan programa katılması yer alıyor. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda Kazancı’nın, kamuoyunda Hamas sempatizanı ve antisemit söylemleriyle tanınan bir kişiyle aynı masada oturduğu görülüyor. Fotoğraflarda ayrıca Kazancı’nın, Şura Başkanı Fatih Yıldız ile yan yana yer alması dikkat çekti.

Etkinlikte, “şehadet” ve “Allah yolunda mücadele” gibi ifadeler bulunan “Şehitler Kervanı” adlı marş seslendirildi. Sosyal medyada yayımlanan görüntülerde, küçük yaştaki kız çocuklarının başörtülü şekilde sahneye çıkarılması da eleştirilerin dozunu artırdı. Bu unsurlar, programın salt dini bir buluşma değil, ideolojik mesajlar içeren bir etkinlik olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi.

Anayasayı Koruma Dairesi raporları yeniden gündemde

Almanya’da göç politikası sertleşiyor: Suriyeli sığınmacılar için sınır dışı planı
Almanya’da göç politikası sertleşiyor: Suriyeli sığınmacılar için sınır dışı planı
İçeriği Görüntüle

SPD açısından tartışmayı daha da hassas hale getiren nokta ise Almanya Anayasayı Koruma Dairesi’nin (Verfassungsschutz) önceki değerlendirmeleri oldu. Kurumun 2023 raporunda, Vahdet Camii’nin Türk Hizbullahı (TH) mensupları tarafından da ziyaret edildiği belirtilmişti. Hamburg Anayasayı Koruma Dairesi, bu tespitlerin hâlen geçerli olduğunu ve raporda herhangi bir değişiklik yapılmadığını açıkladı.

Kazancı ise tepkiler üzerine etkinliğe katılımını “bir hata” olarak nitelendirdi. Ancak bu açıklama muhalefet partilerini tatmin etmedi. CDU’lu Gladiator, bunun münferit bir olay olmadığını savunarak, Hamburg siyasetinde uzun süredir görmezden gelinen İslamcı ilişki ağlarının bu fotoğraflarla görünür hale geldiğini öne sürdü.

Şura’dan savunma, muhalefetten sert eleştiriler

Şura Başkanı Fatih Yıldız, Abendblatt gazetesine yaptığı açıklamada suçlamaları reddetti. Etkinliğin “dini anma ve eğitim” amacı taşıdığını savunan Yıldız, Vahdet Camii ile Türk Hizbullahı arasında yapısal veya personel bağı bulunmadığını ileri sürdü.

Sol Parti (Die Linke) ise Kazancı’ya yönelik eleştirilerde CDU ile benzer bir çizgi izledi. Sol Parti İç Politika Sözcüsü Deniz Çelik, “Mekke'nin Fethi” başlığı altında çocukların ideolojik bir sahnelemede kullanılmasını “son derece kaygı verici” olarak nitelendirdi.

Hamburg’dan İstanbul’a: Çifte standart tartışması

Hamburg’daki bu tartışma, yılbaşı günü Türkiye’de yaşanan bir başka gelişmeyle birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir siyasi çerçeveye oturuyor. Aynı gün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, İstanbul’daki Galata Köprüsü’nde binlerce kişinin katıldığı ve Gazze için düzenlenen bir “dayanışma” gösterisinde yer aldı. Etkinlikte kullanılan söylemler ve semboller, Almanya’da Hamas’ın terör örgütü olarak tanımlanması nedeniyle burada sert biçimde eleştirilen içeriklerle benzerlik gösterdi.

Erdoğan’a resmi ziyaretler: Almanya’da “çifte standart” eleştirisi

Bu durum, Almanya’da şu soruyu yeniden gündeme taşıdı: Almanya’da yerel düzeyde bir SPD milletvekilinin bir cami etkinliğine katılması sert biçimde eleştirilirken, geçmişten bugüne CDU’lu Angela Merkel’den SPD’li Olaf Scholz’a ve şu anki CDU’lu Başbakan Friedrich Merz’e kadar birçok Alman başbakanın, Hamas’ı açıkça desteklediği gerekçesiyle eleştirilen AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı defalarca ziyaret etmiş olması neden siyasi hafızada arka plana itiliyor?

Gözler SPD’nin kararında

Hamburg siyasetini sarsan kriz büyürken, SPD’nin Ali Kazancı hakkında nasıl bir adım atacağı merak konusu. CDU ve Die Linke, farklı gerekçelerle de olsa baskıyı artırmış durumda. Tartışma ise sadece bir milletvekilinin katıldığı etkinliğin ötesine geçerek, Almanya’da siyaset, dini cemaatler ve İslamcı yapılarla kurulan ilişkilerdeki tutarlılık sorununu bir kez daha gündeme taşıdı