Eski RAF sanığı Daniela Klette davasında karar bekleniyor
Eski RAF sanığı Daniela Klette davasında karar bekleniyor
İçeriği Görüntüle

Die Zeit'te yayımlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ekonomik kriz ya da devlet içindeki nepotizm yerine muhalefeti yeniden şekillendirmeye yöneldiği öne sürüldü.

Süheyla KAPLAN

Yazıda, Türkiye'nin en eski siyasi partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yargı kararları ve siyasi müdahalelerle etkisizleştirilmeye çalışıldığı iddia edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in seçiminin geçersiz sayılmasının ardından, eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden öne çıkarıldığı belirtildi. Thumann, Kılıçdaroğlu'nun geçmişte Erdoğan karşısında seçim kaybetmesine dikkat çekerek, iktidarın daha "uyumlu" bir muhalefet modeli istediğini savundu.

Analizde, bu durumun tarihteki "blok partiler" sistemine benzediği ifade edildi. Özellikle Sovyetler Birliği dönemindeki Doğu Almanya örneği hatırlatılarak, görünürde farklı siyasi görüşleri temsil eden ancak iktidara bağlı kalan partilerin otoriter rejimlerde sıkça kullanıldığı vurgulandı.

Yazar, Rusya'da Vladimir Putin yönetiminin de benzer bir yöntem uyguladığını belirtti. Rus parlamentosundaki sözde muhalefet partilerinin, hükümete karşı gerçek bir alternatif üretmek yerine Kremlin'in politikalarını daha sert söylemlerle desteklediği ileri sürüldü. Bu sayede Putin'in kamuoyunda "dengeleyici ve makul lider" olarak gösterilmeye çalışıldığı ifade edildi.

Mısır örneğine de yer verilen yazıda, 2013'teki askeri darbenin ardından Cumhurbaşkanı Abdel Fattah al-Sisi yönetiminin, muhalefeti büyük ölçüde kontrol altına aldığı belirtildi. Müslüman Kardeşler hareketinin yasaklandığı ve parlamentodaki partilerin büyük ölçüde iktidarı destekleyen yapılara dönüştüğü ifade edildi.

Thumann'a göre Erdoğan yönetimi de son yıllarda Türkiye'de benzer bir siyasi düzen kurmaya yaklaşıyor. Yazıda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu bulunmasına dikkat çekilerek, gerçek muhalefetin baskı altında olduğu savunuldu.

Analizin sonunda ise otoriter rejimlerde gerçek muhaliflerin ağır bedeller ödediği vurgulandı. Rus muhalif Boris Nemtsov'un öldürülmesi ve Alexei Navalny'nin cezaevindeki ölümü örnek gösterilerek, iktidarları rahatsız eden muhaliflerin sistematik biçimde hedef alındığı ifade edildi.