Anlaşma, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’i Kudüs’te ağırladığı zirvenin hemen ardından geldi. Netanyahu, zirve sonrası yaptığı açıklamada, üçlü ittifakın “kimseyle çatışma aramadığını, aksine istikrarı hedeflediğini” savundu.
Ancak siyasi gözlemcilere göre bu yakınlaşmanın arkasında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz, Ege ve Suriye’de giderek daha iddialı bir aktör hâline gelmesi yatıyor.
Türkiye faktörü ve artan gerilim
Ankara, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile deniz yetki alanları ve egemenlik hakları konusunda uzun süredir anlaşmazlık içinde. İsrail cephesinde ise asıl kaygı, Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığı ve nüfuz arayışı.
İsrail’de bu endişeler resmi raporlara da yansımış durumda. Yılın başında yayımlanan bir hükümet raporunda, Türkiye destekli bir Suriye’nin, uzun vadede İran’dan bile daha büyük bir tehdit oluşturabileceği uyarısı yapıldı.
Atina’da da alarm zilleri çalıyor. Son haftalarda Türk insansız hava araçları ile savaş ve keşif uçaklarının Yunan hava sahasını ihlal ettiği yönündeki iddialar, iki NATO müttefiki arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı.
Elektronik harp, İHA savunması ve ortak tatbikatlar
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs aslında yaklaşık on yıldır enerji, ekonomi ve savunma alanlarında iş birliği yapıyor. 2016’da kurulan üçlü format kapsamında Kudüs’teki buluşma, onuncu zirve oldu. Ancak son gelişmelerle birlikte askerî boyut ilk kez bu kadar ön plana çıktı.
Lefkoşa’da imzalanan anlaşma; Özel kuvvetler ve deniz birlikleri için ortak eğitim, İHA’lara karşı savunma ve elektronik harp alanında iş birliği gibi maddeler içeriyor.
İsrail’in mart ayında Yunanistan’daki “Iniochos” hava tatbikatına, Yunanistan’ın ise daha sonra İsrail’in “Noble Dina” tatbikatına katılması planlanıyor.
Silah anlaşmaları ve “Demir Kubbe” modeli
Askerî iş birliği sahada da somut adımlara dönüşmüş durumda. İsrail, yaz aylarında Barak-MX hava savunma sistemini Güney Kıbrıs’a teslim etti. Yunanistan ise İsrailli savunma şirketi Elbit Systems’ten 36 adet Puls çok namlulu roketatar sistemi sipariş etti. Bu sistemlerin Ege adalarına konuşlandırılması ve İsrail’in “Demir Kubbe” modeline benzer bir hava savunma ağının parçası olması öngörülüyor.
Netanyahu, zirvede yaptığı konuşmada tehditlerin “gerçek ve somut” olduğunu vurguladı. Türkiye’nin adını anmadan, “İmparatorluk hayalleri kuranlara söylüyorum: Unutun bunu. Bu gerçekleşmeyecek,” ifadelerini kullandı. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’ın yaklaşık 400 yıl Osmanlı egemenliği altında kaldığına da dikkat çekti.
Ankara’dan sert tepki
Netanyahu’nun açıklamaları Ankara’da sert tepkiyle karşılandı. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrailli yetkililerin “başkalarını emperyalizmle suçlamasının ironik olduğunu” savunarak, İsrail’i ağır ifadelerle eleştirdi.
Hükümete yakın Türk medyasında ise üçlü iş birliği, “Türkiye karşıtı ittifak” ve “şer ittifakı” olarak nitelendirildi.
Trump faktörü ve F-35 tartışması
Gözler şimdi Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmeye çevrildi. İsrail Başbakanı’nın bu görüşmede, Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının verilmesine karşı itirazını bir kez daha dile getirmesi bekleniyor.
Ayrıca İsrail, Gazze’de kurulması planlanan bir barış gücünde Türk askerlerinin yer almasına da kesin olarak karşı çıkıyor. Bunun gerekçesi olarak Ankara’nın Hamas ile yakın ilişkileri gösteriliyor. Erdoğan’ın Hamas’ı “bir kurtuluş hareketi” olarak tanımlaması, Tel Aviv’de güvenlik riski olarak görülüyor.




