AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aralık ayında ilan ettiği “Türk Dünyası Vizyonu” kapsamında, Türk Devletleri arasında ortak bir dijital para birimi oluşturulmasını gündeme getirdi. Erdoğan ayrıca Türkiye ile Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan arasındaki ticaret hacminin 16 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması hedefini ortaya koydu.
Ankara’nın Orta Asya’ya ilgisi yeni değil. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’lı yıllarda da bölgeye yönelen Türkiye, o dönemde beklentilerini karşılayamamıştı. Berlin merkezli düşünce kuruluşu SWP’ye bağlı Türk Araştırmaları Merkezi’nden siyaset bilimci Daria Isachenko, Ankara’nın o dönemdeki “maksimalist entegrasyon beklentilerinin” Orta Asya’daki yeni devletleri ürküttüğünü vurguluyor.
Ukrayna savaşı dengeleri değiştirdi
Ancak son yıllarda tablo değişti. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Batı’nın Moskova’ya uyguladığı yaptırımlar, Orta Asya ekonomilerini de dönüştürdü. Binlerce Rus şirketi Kazakistan’a taşınırken, bazı Orta Asyalı firmalar yaptırımları aşmak için Rusya’ya dolaylı ihracata yöneldi.
Bu süreçte, Çin’i Hazar Denizi üzerinden Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya bağlayan “Orta Koridor” yeniden önem kazandı. Koridordan taşınan yük miktarı 2021’de 530 bin tonken, 2024’te 4,5 milyon tona yükseldi.
Silah ihracatı ve askeri etki
Türkiye’nin Orta Asya’ya en dikkat çekici ihracat kalemi ise savunma sanayii oldu. Azerbaycan’ın 2020’de Karabağ savaşında kullandığı Bayraktar TB2 SİHA’larının başarısı, bölge ülkelerinin Ankara’ya ilgisini artırdı. Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistan Türk yapımı İHA’ları envanterine katarken, Kazakistan ANKA SİHA’larının lisanslı üretimi için anlaşma imzaladı.
Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sunduğu özel kuvvetler ve muharebe eğitimleri, Orta Asya orduları için giderek daha cazip hale geliyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde ortak askeri tatbikat önerisi de bu sürecin bir yansıması olarak görülüyor.
Kültürel diplomasi ve Türk Devletleri Teşkilatı
Ankara’nın Orta Asya politikasının bir diğer ayağını kültürel ve kurumsal yakınlaşma oluşturuyor. 2009’da kurulan Türk Devletleri Teşkilatı, Türkiye için temel bir araç haline geldi. Eylül 2024’te Bişkek’te düzenlenen zirvede, Türkiye’nin girişimiyle tüm üye ülkelerin Latin alfabesine geçişini öngören proje kabul edildi.
Ayrıca Erdoğan, Ekim ayında imzaladığı bir kararnameyle, Türk soylu yabancıların Türkiye’de kamu ve özel sektörde serbestçe çalışabilmesinin önünü açtı.
Rusya faktörü ve çelişkiler
Tüm bu adımlara rağmen Türkiye’nin Orta Asya’daki yükselişi sorunsuz değil. Bölge ülkeleri hâlâ ekonomik ve altyapısal açıdan büyük ölçüde Rusya’ya bağımlı. Örneğin Kazak petrolünün yaklaşık yüzde 95’i Rusya üzerinden ihraç ediliyor; internet altyapısının önemli bir kısmı da Moskova’ya bağlı.
Öte yandan Orta Asya ülkeleri, Kıbrıs meselesi gibi konularda Türkiye’den farklı bir çizgi izliyor. Nisan 2025’te AB-Orta Asya Zirvesi’nde, bölge ülkeleri Kuzey Kıbrıs’ın tanınmasına karşı ortak tutum aldı. Bu durum Ankara’da hayal kırıklığı yarattı.
Uzmanlara göre Orta Asya ülkeleri, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı konusunda ilkesel bir tutum sergiliyor. Aynı yaklaşım, Rusya’nın desteklediği ayrılıkçı bölgeler için de geçerli.
Ankara’nın stratejisi: İkili ilişkiler
Tüm sınırlamalara rağmen Türkiye, Orta Asya ülkeleri için Rusya ve Çin’e alternatif bir ortak olarak görülüyor. Temur Umarov’a göre Ankara, Moskova ve Pekin’in aksine bölgede “yayılmacı bir güç” imajı taşımıyor.
Daria Isachenko ise Türkiye’nin TDT gibi platformları esas olarak ikili ilişkileri güçlendirmek için kullandığını vurguluyor. Uzmanlara göre bu yaklaşım, şu aşamada Ankara’nın Orta Asya’da elindeki en etkili araç.





