İstanbul İstiklal Caddesi’nde önceki gün meydana gelen bombalı saldırının ardından Türkiye’deki internet servis sağlayıcıları tarafından sosyal medya platformlarına erişim kısıtlandı. RTÜK, patlamayla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı kararıyla yayın yasağı getirdi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından söz konusu sosyal medya platformlarına erişimde ülke genelinde “bant daraltılması” uygulamasına gidildiği kaydedildi. Cumhuriyet'ten Rengin Temoçin konuya ilişkin avukatlar ve Dijital Dönüşüm Platformu ile konuştu. 

Çakırözer: 2022 basın tarihinde kapkara bir yıl Çakırözer: 2022 basın tarihinde kapkara bir yıl

Avukat Gökhan Ahi konuya ilişkin, “2016’da Belçika Brüksel Havalimanı’ndaki terör saldırısı sonrası, yayın yasağı uygulanmadı, yetkililer telefon yerine internetten iletişim yapılmasını istedi, operatörler ücretsiz internet paketi sundular. Resmi kanallardan yapılan anlık bilgilendirmeler ve yönlendirmeler, hem bilgi kirliliğini önledi hem tehlikenin artmasını önledi hem de konuyu soruşturan yetkililere rahatlık sağladı” dedi. Ahi, “Özellikle kamu kurumları, zamanında ne kadar doğru ve şeffaf bilgi verebilirse o kadar etkili olunabilecektir ve hükümetin sürekli şikâyet ettiği bilgi kirliliği ve dezenformasyon engellenebilecektir. Türkiye’de bir türlü böyle bir devlet kültürü oturtulamadı. Oysa haberleşme hakkı, ifade özgürlüğü anayasal olarak yurttaşların en temel hak ve özgürlüklerinden”dedi. 

Kararı “BTK tarafından keyfi bir uygulama” diye yorumlayan Ahi, “Sosyal medyanın bilgi akışının kesilmesi veya bant genişliğinin daraltılmasının kesinlikle yasal bir düzenlemesi yok. Yarın öbür gün bu tür iletişim kısıtlaması uygulamasının genel seçimler öncesinde ve sonrasında uygulanmayacağını kimse garanti edemez. Bu bant genişliği daraltma uygulamasının yasal bir dayanağı olmadığından aynı zamanda ‘görevi kötüye kullanma’, ‘bilişim sistemlerinin işleyişini engelleme’ ve ‘haberleşmenin hukuka aykırı yollarla engellenmesi’ suçlarını oluşturabilir” dedi.

"YALAN HABER YAYILABİLİR"

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyon Üyesi avukat Ecem Sağol ise “İnsanlar birbirlerinden ve ülke geneli haberlerden haberdar olamıyor. Bu da tedirgin bir bekleyişe ve belirsizliğe sebep oluyor. Toplumsal sonuçlarının travmatik olabileceğini düşünüyorum” dedi. Sağol, “Vatandaşların haber alma ve öğrenme imkânını kısıtlayarak doğru sonuçlara ulaşmamız mümkün değildir. Ancak bu önlem kısıtlamadan ziyade doğru haberin yapılması şeklinde olabileceğini düşünüyorum. İnternet kısıtlaması Türkiye’de geçerli olmasına rağmen yurtdışında örneğin bu acı Taksim bombalı saldırısı ile ilgili haberler yapıldı. Bu haberlerde daha farklı terör saldırılarına ilişkin görüntülerin kullanıldığına yönelik iddialar var. Kısıtlamalar, yalan haberin yayılmasına sebep olabilir” ifadelerini kullandı.

"KRİZ MASASI KURULMALI"

Dijital Dönüşüm Platformu Başkanı Levent Karadağ Brüksel’de yaşanan terör saldırılarında, sosyal medya kriz yönetim masası kurarak doğru haberler paylaşıldığını hatırlattı. Karadağ, “Toplumda olay yeri bilgisine erişememeye dair bir panik hali oluşmayınca, yanıltıcı içerikler en az seviyede paylaşılır. Kriz anında dijital platformlara ulaşamayan insanlar, uzaktan erişim yoluyla farklı ağlara bağlanmayı sağlayan araçları kullanarak bilgi edinmeye çalışır. Terör bölgesinde yakınları olanlar bilgi alamayınca olay yerine gitmek ve orayı görmek isteyebilir. Bunu önlemenin yolu bant daraltma uygulaması değil, doğru haberin ivedilikle paylaşılacağı kriz masalarının kurulmasıdır” dedi.  

CHP'Lİ GÜRSEL TEKİN'DEN SUÇ DUYURUSU

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, saldırı nedeniyle sosyal medyanın anayasa ve yasalara aykırı olarak erişime kapatıldığı gerekçesiyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı ve sorumlu diğer kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Tekin, “Ülkenin en büyük şehrinin merkezinde bir patlama olmuş. İnsanlar ölmüş, yaralanmış, herkes merak içinde ama toplumun haber alma hakkı yok. Bu uygulama açıkça sansürdür” dedi. (Kaynak: Cumhuriyet)