Röportaj: Emine SONUGÜR / HAMBURG

Genç yaşından bu tarafa saksafon, klarnet, bağlama ve ney çaldığını belirten müzisyen Zeyrek, müziğin dünya ile iletişim kurmakta kolaylık sağladığı gibi insanlar arasında ön yargıları yıkmakta da etkili olduğunu kaydetti. Çalışıp kazandığı ilk maaşı ve biraz da borç alarak 17 yaşında aldığı saksafonla müziğe başladığını söyleyen Cemalettin Zeyrek sorularımızı şöyle cevapladı:

Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz?

Tabi ki.. Ben 17 yaşımda Almanya'nın Hamburg kentine geldim ve önce Almanca dilini öğrenmem gerektiği için Eidelstedt Gençlik Evi'nde Almanca kurslarına katılmaya başladım ve Almanca öğreniyordum. Buraya gelip giderken müzik dersleri verdiklerini fark ettim ve çok dikkatimi çekti. Ben Konya Ereğli'liyim ve dedemin birisi bağlama çalardı ve diğer dedem de ud çalardı. Dedelerimin yaptığı müzikten dolayı merakım ve müziğe ilgimin yanı sıra kulağım vardı. Tam aksine annem ve babam da destek vermezdi ama o dönem yaşam şartları farklıydı. Böylece ben Almanca kurslarının yanı sıra müzik kurslarına da katılmaya başladım ve müziğe başlamış oldum.

Müzisyen olmak için neler gerekir?

Öncelikle müzisyen olmak isteyen birisi bunun iyi bir eğitimini alması çok doğru ve yerinde  olur ama ben alaylı bir müzisyenimdir. Hatta müzisyenim dahi diyemiyorum çünkü eğitimli emektar müzisyenler varken kendilerine saygı duyuyorum. Fakat müzisyen olmak isteyen biri yetenekli, üretken, çalışkan olmalıdır. Benim dedelerim yaptıkları müzik her zaman yakından ilgimi çekmişti. Ayrıca bizim Ereğli'de yaşayanlar çok neşeli, açık, hoş insanlardır. Gerçekten müzik olan her yer neşelidir ama bizim yaşadığımız yerde çok hoş ve neşeli insanlar vardı. Fakat annem ve babam benim müzikle ilgilenmemi hiç istemediler. Ben önce bağlama ile başladım.

Peki saksafon fikri nereden geldi?

Ben kısa sürede Almanca öğrenmiş kendimi ifade edebiliyordum. Bir gün müzisyen kurs hocalarından Joachim Lützow ile birlikte Elbe'ye gittik. benim kulağıma muhteşem bir müzik sesi geliyordu. Bu ses bir saksafon sesiydi ve ben bu müzik enstrümanını çalmaya karar verdim. İşe de başlamıştım ve ilk maaşımı alacaktım. İlk maaşım bin 24 Mark'tı o dönem ama alacağım saksafon bin 650 Mark'tı. Maaşım yetmediği için üzerine bir arkadaşımdan borç aldım ve saksafon enstrümanı aldım. Kursta hocam bana bağlama, klarnet kursları veriyordu bunun yanı sıra saksafonu biraz nasıl çalındığını müziyen Joahim Lützow gösterdi. Fakat ben her gün müzik enstrümanlarını çalıp kendimi geliştirdim ve hala da devam ediyorum. küçük ortamlarda arkadaş çevresinde çalmaya başladım.

Sizin tiyatro oyunculuğunuz da var. Bu nasıl oluştu?

Almanya: Scholz ve Baerbock Tahran’ı kınadı Almanya: Scholz ve Baerbock Tahran’ı kınadı

Göçmenlerle ortaklaşa çalışıyordum ve çok kültürlü ve farklı dilli ve değişik müziklerle içiçe olmanın büyük bir zenginlik olduğunu tattım. Dolayısıyla dünya insanlarından öğreneceklerimiz ve öğreteceklerimiz bulunduğunun büyük zenginlik ve dünyaya açık olmanın çok hoş olduğunu benimsedim. Tiyatro İstasyon'u kurduk ve oğlumun doğduğu 9 Haziran 1991 yılında ilk kez "Başbakan Deli mi?" adlı oyunu oynadık. Bunun yanı sıra 30'un üzerinde tiyatro oyunlarında oynadım. Ben her rolü oynamak veya gelen rolleri oynamıyorum ve oynamakta istemiyorum. Ben kalıcı ve anlamlı rollerde oynamak istiyorum. Benim isteklerime uyuyorsa oynuyorum.

Sizin Grup Çalcaz ile birlikte çalışmalarınız ve konserleriniz devam ediyor mu? Bu grup nasıl oluştu ve kimler var?

Biz arkadaşlar birlikte Grup Çalcaz'ı oluşturduk ve grup çok başarılı ve 12 yıldır çalışmalarımız sürüyor. Yalnız bazı arkadaşlarımzın sağlık sorunu nedeniyle ara verdik ama fırsat buldukça çalışmalarımız devam ediyor. En geç kış mevsimine doğru konserlerimizi başlatacağız. Mine Erdoğan (solist), Yılmaz Çalış (gitar) ve ben saksafonla grubun temelini oluşturuyoruz ve 2012 yılından bu tarafa büyük bir keyifle çalışmalarımız sürüyor. Duruma göre bazen bir veya iki müzisyen arkadaşımız bize katılıyor ama grubu üç kişi temel taşlarını oluşturuyoruz. Grup Çalcaz olarak Lübeck, Hannover, Bremen gibi Kuzey Almanya'nın çeşitli kentlerinde konserler verdik ve devam edeceğiz.

Müzisyen olarak örnek aldığınız veya özendiğiniz sanatçılar oldu mu?

Hayır. Benim hiçbir iddiam olmadığı gibi hedefim de olmadı. Çünkü ben kendi dünyamda kendim olarak müzik yapmak isitiyorum. Her insanın ve müzisyenin de ayakları yere basmalı ve özenli olan herşey geçicidir. Kalıcı olmak için insanın kendine güvenmesi ve başka insanları da aynı göz hizasında görmelidir. Mütevazi olunmalı ve bildiklerini öğrendiklerini mutlaka başkalarıyla paylaşmayı insan bilmelidir bunu bilmiyorsan bildiklerinin anlamı ve değeri yoktur bence. Yalnızca istemek yetmez insan yetenekli ve üretken olmalıdır. Bunu yaparken kendi kültürünü, kökünü ve özünü unutmamak çok önemlidir. Ben klarnet, bağlama, saksafon alto, soprano ve ney çalıyorum. Soprano saksafon ile klarnet hemen hemen aynı çalgı olmakla birlikte iki enstrüman arasındaki en büyük fark üretim materyalidir. Ayrıca müzisyenliği kendiniz olduğunuz için yapmalısınız aksi takdirde kimlik sorunu yaşarsınız.

Yeni projeleriniz var mı?

Ben müziğin yanı sıra sosyal pedagog olarak çalışıyorum ve vaktim çok kısıtlı. Eğer müzik enstrümanları çalıyorsanız buna ara vermemeniz lazım aksi takdirde enstrümanlar küser bu gerçekten böyledir. Ama müziğin yanı sıra mutlaka bir meslek daha yapılmalıdır. Ben her gün geç vakitte eve gelsem de çalışma odama geçer en az iki saat enstrümanlarla çalışma yaparım. Bu benim vaz geçilmez hobim ve kendimi kendim geliştiriyorum. Eğitim almadım ama ben alaylı müzisyenim dolayısıyla açıklarımı çalışmalar yaparak kapatıyorum. Yeni bir proje var ve yakında hayata geçireceğiz. Ebru sanatı, müzik ve şiiri birleştiriyoruz. Bu projeyi Almanya ve Avrupa'ya yayacağız etkinliklerle takdim edeceğiz.

Gençlere neler tavsiye edersiniz?

Zaman ve gençlerin istekleri değişiyor dolayısıyla gençler tekrar ediyorum kendi istekleri doğrultusunda ve kendi kültürlerini ve köklerini kaybetmeden müzik yapabilirler. Mutlaka herkesin herkesten öğrenecekleri vardır. Avrupa'daki çocuklar şiddetten üniforma ve savaş ülkelerinden özellikle Süriye'den gelen çocuklar bomba anlıyorlar. Toplumlar çok farklı bunun için kimlik sorunu yaşamamak için kendi istekleri doğrultusunda sanat yapmalılar. Herkes bir enstrüman çalmayı denemeli ve sonra karar vermelidir yapıp yapmayacağı konusunda. Sanat insanlar arasında ön yargıları kırar ve dünya toplumu ile daha kolay iletişim sağlar. Ben İstanbul gibi bir çok şehirde ve ülkelerde de sahne aldım. Sanat paylaşmak, emek ve çalışma ister. Bunun karşılığında mutlu olursunuz ve insanları da mutlu edersiniz.

Ben Hüsnü Şenlendirici gibi müzisyenlerin aldıkları sahnelerde sahne aldım. Örneğin; ney çalmak dudak ve nefes tekniği ister ama doğru karar verip bu enstrümanı çalmak isterseniz büyük bir keyfle yapabilirsiniz. Çünkü kendinizle barışık olmanız ve doğru karar vermeniz sizi doğru yola yönlendirecektir.