İran petrolünün dünyaya açılan en kritik kapısı olarak görülen küçük ada, hem İran ekonomisi hem de küresel enerji piyasaları açısından stratejik bir öneme sahip.
Yaklaşık 20 kilometrekarelik mercan oluşumlu bir ada olan Hark, İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünün gerçekleştirildiği ana terminal konumunda bulunuyor. Uzmanlara göre İran’ın petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ı bu ada üzerinden yürütülüyor. Ahvaz, Marun ve Gachsaran gibi ülkenin en büyük petrol sahalarında çıkarılan ham petrol, boru hatlarıyla Hark Adası’na ulaştırılıyor; burada depolanarak süper tankerlere yükleniyor ve Hürmüz Boğazı üzerinden dünya pazarlarına gönderiliyor. İran kıyılarının büyük bölümünün sığ yapısı nedeniyle dev tankerlerin yanaşması zor olurken, Hark Adası derin suya açılan uzun iskeleleri sayesinde bu sorunu ortadan kaldıran kritik bir lojistik merkez görevi görüyor.

1960’lı yıllarda İran’da petrol üretiminin hızla artmasıyla birlikte Hark Adası önemli bir ihracat terminaline dönüştü. 1970’lerde Abadan Limanı’nın yerine süper tankerlerin yükleme noktası haline gelen ada, İran’ın dünya pazarlarına açılan en önemli enerji kapısı oldu. 1980–1988 İran-Irak Savaşı sırasında Irak güçleri adayı birçok kez hedef alsa da İran, ihracatın bir kısmını Lavan ve Siri adalarına kaydırarak sistemi ayakta tutmayı başardı. Savaşın ardından Hark Adası yeniden merkezi rolünü üstlendi ve kapasitesi giderek genişletildi. 2020’li yıllarda terminal aynı anda yaklaşık 10 süper tankerin yükleme yapabildiği büyük bir enerji merkezine dönüştü. Buradan ham petrolün yanı sıra gübre, sıvılaştırılmış gaz ve çeşitli petrol türevleri de ihraç ediliyor. İran’ın enerji ihracatının önemli bir kısmının ise yaptırımlara rağmen en büyük ticaret ortaklarından biri olan Çin’e gittiği belirtiliyor.
Son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası askeri seçenekleri tartışılırken Hark Adası’nın hedef alınabileceği yönündeki değerlendirmeler de gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu yaptığı açıklamada savaşın yalnızca askeri ve nükleer hedeflerle sınırlı kalmayabileceğini söyleyerek “yeni bölgelerin ve grupların” hedef alınabileceğini ima etti. Beyaz Saray ise Hark Adası’na yönelik herhangi bir strateji hakkında resmi açıklama yapmadı.
İsrail’de muhalefet lideri Yair Lapid ise adanın doğrudan hedef alınmasını savunan isimler arasında yer aldı. Lapid, İran’ın petrol altyapısının özellikle Hark Adası’nda imha edilmesinin ülke ekonomisini ciddi şekilde zayıflatacağını ileri sürdü. Buna karşılık İran yönetimi olası bir saldırının sert misillemelerle karşılık bulacağı uyarısında bulundu. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada İran adalarına yönelik herhangi bir saldırının “sınırsız ve sert bir karşılık” doğuracağını belirterek, “İran adalarının topraklarına yönelik herhangi bir saldırı tüm sınırlamaları ortadan kaldırır” ifadelerini kullandı.
Analistler, Hark Adası’nın askeri açıdan görece savunmasız bir hedef olmasına rağmen olası bir saldırının küresel enerji piyasalarında büyük sarsıntıya yol açabileceği görüşünde. Washington merkezli Center for Strategic and International Studies (CSIS), adaya yönelik bir saldırı veya ihracatın kesintiye uğraması halinde petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 100 dolar artabileceğini ve bunun dünya enerji piyasalarında ciddi bir kriz yaratabileceğini öngörüyor. JP Morgan tarafından yapılan analizlerde de benzer şekilde böyle bir saldırının İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünü anında durdurabileceği ve bunun Hürmüz Boğazı’nda misilleme saldırılarına ya da bölgedeki enerji altyapısının hedef alınmasına yol açabileceği ifade ediliyor.
ABD’ye ait daha sonra gizliliği kaldırılan belgeler, Hark Adası’nın geçmişte de askeri planların merkezinde yer aldığını gösteriyor. 1979’daki İran rehine krizi sırasında Jimmy Carter yönetiminin adaya saldırı seçeneğini değerlendirdiği, ancak bunun dünya petrol piyasasında büyük bir kriz yaratabileceği endişesiyle planın uygulanmadığı ortaya çıkmıştı. 1980’lerdeki İran-Irak Savaşı sırasında da ABD yönetimi adayı hedef almak yerine deniz taşımacılığını korumaya odaklanmıştı.
Uzmanlara göre Hark Adası, İran ekonomisinin en hassas noktalarından biri olmasının yanı sıra küresel enerji dengeleri açısından da kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle adaya yönelik olası bir saldırı yalnızca İran için değil, dünya enerji piyasaları ve bölgedeki çatışmanın seyri açısından da belirleyici sonuçlar doğurabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

