GÜNDEM

Engin Erkiner: 'Sol içi şiddeti körükleyenler teşhir ve tecrit edilmelidir'

Türkiye kökenli sol ve yurtsever çevrelerin 12 Eylül 1980 darbesi öncesinden günümüze kadar bir türlü hesaplaşamadığı, yaşanan kanlı olaylar üzerine, birçok kitabın ve bildirilerin yazıldığı "sol içi şiddet" konusunda, Engin Erkiner'in değerlendirmesine yer veriyoruz.

Haber Merkezi

Soru- Demokratik ve anti-faşist çevrelerin yoğun olarak yaşadıkları  İstanbul Nurtepe, Okmeydanı ve Gazi mahallesinde yaşanan üzücü olaylara karşı Alevi örgütleri ortak bir açıklamayla „ ilk taşı kimin attığı artık önemini yitirmiştir, çatışmaları durdurun“ içerikli çağrı yaparken, örgütlü sol çevrelerden benzeri bir yaklaşımın yeterince gelmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Engin Erkiner-
Alevilerin çağrısı olayın ilk anıyla ilgilidir ve başlangıçta öncelikle çatışmanın durdurulması gerekir. Örgütlü sol ise, örneklerden bilebildiğim kadarıyla, çatışma ortamının yaratılması üzerinde durmuştur. İlk adımda önemli olan çatışmanın durdurulması olmakla birlikte, asıl önemli olan patlayıcı madde yüklü bir ortamın yaratılmamasıdır. Böyle bir ortam var ise, çatışma şu veya bu şekilde gelir. Böyle bir ortam oluşmuş ise, kimin başladığı o kadar da önemli değildir.

KURTARILMIŞ BÖLGE ANLAYIŞI TERKEDİLMELİDİR

Çatışma ortamının oluşmasında Nurtepe’yi “kurtarılmış bölge“ olarak ilan edenler asıl sorumluluğu taşımaktadır. Kimden kurtarılmıştır Nurtepe? Son yerel seçimde bölgede en fazla oyu AKP almış olduğuna göre, düzen partilerinden değil, solun geriye kalan kısmından “kurtarılmıştır“. Benzeri bir anlayış 12 Eylül 1980 öncesinde de vardı. Devrimci bir örgüt başka bir örgütün “kurtarılmış bölge“sine giremezdi. 12 Eyllül sonrasında ise ilgili bölgeyi “kurtarmış“ olanlar o bölgede kalacak ev bulamadılar.

Esas olan, sol içi çatışma ortamının yaratılmamasıdır. Bu bazan “kurtarılmış bölge“ ya da “burası benim bölgem, başkası giremez“ anlayışıyla, bazen da başka bir anlayışla yaratılır. Herkes bu konuda gerekli hassasiyeti göstermelidir.

Soru- Günden güne diktatörleşen  AKP hükümetine karşı Gezi direnişiyle birlikte toplumun farklı kesimlerini  biraraya getiren, olumlu ve hassas süreç önemli oranda darbe yedi. Bunun da dikkate alınarak, kamuoyunda  ve demokratik çevrelerde saygınlığı olan bir "akil insanlar komisyonu" nun kurulması, son olaylar özelinde ‚sol içi şiddet‘e karşı çıkmak için bir başlangıç olamaz mı?

Engin Erkiner-  Solun bütün örgütlerinin üzerinde anlaştığı beş isim sayabilir misiniz? Sayamazsınız… Solun her parçasının kendine göre “akil insan“ı vardır. Dolayısıyla isimler üzerinde anlaşılması ve hele de bu isimlerin otoritesinin kabul edilmesi mümkün görünmemektedir.

Soru- 12 Eylül darbesi  öncesi  ve sonrası Türkiye’de, Filistin ve Avrupa‘da sol, yurtsever, devrimci örgüt  ve Parti olarak bilinen güçler içinde ve  arasında ağır kayıplara yol açmış ‚'sol içi şiddet‘in kökenleri sizce nereden kaynaklanmaktadır.? 

TÜRKİYE BİR ŞİDDET TOPLUMUDUR

Engin Erkiner- Türkiye bir şiddet toplumudur. Hayatın her alanında şiddet vardır. Ailede şiddet (sadece kadına değil çocuğa karşı da), erkekler arasında şiddet (silahlı cinayet ve yaralamalara sakınız), poliste ve orduda şiddet ve hatta trafikte bile şiddet… Böylesi bir toplumdan çıkmış olan solun içinde şiddetin olması değil, olmaması garip olurdu. Toplumda şiddet yaygın olarak var olduğu sürece, militanları bu toplumda sosyalize olmuş solda da şiddet şu veya bu oranda varolacaktır. Bu nedenle karşımızdaki soru, varolan şiddet eğilimini nasıl engelleyebiliriz, olmalıdır. Buna son soruda değineceğim.
Soru-  Sol içi şiddeti, solun gündeminden ve mücadele alanlarından kalıcı olarak söküp atmak için sizce ne yaplımalı, somut bir öneriniz var mı?

HDP STANDINA SALDIRAN FAŞİSTLERE ÖDP ENGEL OLDU


Engin Erkiner- Yukarıda da belirttiğim gibi, solun içinden çıktığı toplumda yaygın şiddet var olduğu sürece, bu şiddet solda da ifadesini bulacaktır. Bunun olabildiğince engellenebilmesi için sol değerler konusunda eğitime önem verilmesi önemlidir, ancak yeterli değildir. Bu konuda bugüne kadar, özelilkle 12 Eylül öncesindeki acı sol içi şiddet deneylerinden hareket edilerek çok konuşuldu, ama bu kadar konuşma ve tartışmaya uygun sonuç alındığı söylenemez.

Sol içi şiddet cezalandırılmalıdır, başka çaresi yoktur. Bu cezalandırma tabii ki şiddete başvurularak olamaz, ama etkili başka yollar bulunmaktadır. Şiddete başvuran, nefret ve çatışma ortamı yaratarak şiddeti körükleyenler teşhir ve tecrit edilmelidir. Şiddete başvuranlar bunu pahalıya ödeyeceklerini öğrenmelidir.

Son şiddet olayının ardından bir HDP şube binası önünde oturma eylemi yapan Halk Cephesi üyelerini gözaltına almak isteyen polise HDP’liler tarafından engel olunması iyi bir örnektir.  Anlayan için, “siz bize saldırabilirsiniz, ama biz sizi aramızdaki ayrılıklara karşın aynı safta görüyoruz“ denilmiştir.

Hopa’da HDP standına saldıran faşistlere karşı standın Halkevleri ve ÖDP’lilerin desteğiyle sürmesi başka bir örnektir. HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’ı desteklemiyorlardı ama bu durum onların gericilere karşı HDP standını savunmasını engellemedi. Anlayan için önemli bir devrimci dayanışmadır…Bu tür dayanışmalar yaygınlaştığı oranda şiddete başvuran solun teşhir ve tecriti kolaylaşacaktır.

Bir süre sonra şiddete başvuran sol bir örgüte karşı, farklı sol örgütlerin dayanışmasını da göreceğiz.