Beyaz Saray, Danimarka’ya bağlı özerk Arktik adası Grönland için askeri seçeneğin masada olduğunu açıkça dile getirirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun perde arkasında “satın alma” planı üzerinde durduğu iddia ediliyor. Avrupa’da ise bu açıklamalar, NATO’nun geleceğine dair ciddi endişelere yol açtı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Salı günü yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Grönland konusunda “tüm seçenekleri değerlendirdiğini” belirterek, “Başkomutan olarak ABD ordusunun kullanılması da her zaman bir seçenektir” ifadelerini kullandı. Leavitt, Grönland’ın ABD için “ulusal güvenlik önceliği” olduğunu savunarak, adanın kontrolünün “Arktik’teki rakipleri caydırmak açısından kritik” olduğunu söyledi.
Trump daha önce de Çin ve Rusya’yı işaret ederek Grönland açıklarında bu ülkelere ait gemilerin faaliyet gösterdiğini öne sürmüş, ABD’nin adaya sahip olmasının güvenlik açısından zorunlu olduğunu iddia etmişti. Başkan Trump, ilk başkanlık döneminde 2019 yılında da Grönland’ı “satın alma” fikrini gündeme getirmiş, Danimarka bu açıklamayı ciddiye almamıştı. Ancak Trump, aradan geçen yıllarda askeri güç ihtimalini de dışlamayan söylemini sertleştirdi.
Rubio: İşgal değil, satın alma
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı olan Marco Rubio’nun Kongre üyeleriyle yaptığı kapalı bir toplantıda, son açıklamaların askeri bir işgal anlamına gelmediğini söylediği bildirildi. Wall Street Journal ve New York Times’a konuşan yetkililere göre Rubio, hedefin Grönland’ın “satın alınması” olduğunu dile getirdi.
New York Times ayrıca Trump’ın ekibinden Grönland’ın satın alınmasına yönelik güncellenmiş bir plan hazırlamalarını istediğini yazdı. Grönland, 1953’e kadar Danimarka’nın kolonisi olarak yönetilmiş, 1979’dan bu yana ise giderek artan özerklik haklarına kavuşmuştu. Ada bugün büyük ölçüde kendi kendini yönetiyor; ancak dış politika ve savunma konularında son söz Danimarka’ya ait. Danimarka üzerinden NATO’ya bağlı olan Grönland’da yaşayan yaklaşık 57 bin kişinin önemli bir bölümü ise uzun vadede tam bağımsızlık istiyor.
Cumhuriyetçilerden itiraz, Avrupa’dan sert tepki
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson da askeri müdahale ihtimaline açıkça karşı çıkarak, bunun “uygun olmadığını” söyledi. Johnson’un açıklaması, Trump’ın söyleminin kendi partisinde bile rahatsızlık yarattığını ortaya koydu.
Avrupa’dan Danimarka’ya destek
ABD’den gelen sert açıklamalar Avrupa’da hızlı bir karşılık buldu. Almanya, Fransa ve birçok Avrupa Birliği ülkesi, ortak bir tutum alarak Danimarka ve Grönland’ın yanında yer aldı. Yapılan açıklamalarda, Grönland’ın statüsüne ilişkin kararların yalnızca Danimarka ve Grönland halkına ait olduğu vurgulandı; egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin altı çizildi.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise daha önce yaptığı bir uyarıda, ABD’nin Grönland’a yönelik olası bir askeri hamlesinin NATO’nun sonu anlamına gelebileceğini söylemişti. “Bir NATO üyesinin başka bir NATO ülkesine saldırması ittifakın temelini yok eder” diyen Frederiksen, böyle bir adımın Batı’nın güvenlik mimarisini çökerteceğini savundu.
Uzmanlar uyarıyor: NATO’nun özü tersine döner
Güvenlik uzmanı Christian Mölling, Trump’ın açıklamalarının büyük ölçüde baskı kurmaya yönelik olduğunu belirtirken, askeri müdahalenin ihtimal dışı olmadığını da vurguladı. Mölling’e göre böyle bir senaryo, NATO’nun “dış tehdide karşı iç dayanışma” ilkesini tamamen tersine çevirir.
Grönland uzmanı Ebbe Volquardsen ise Trump’ın stratejisinin adadaki toplumu bölmeye yönelik olduğunu savunuyor. Son günlerde sosyal medyada Grönland’ın ABD bayrağı renkleriyle paylaşılması büyük tepki çekerken, bazı bağımsızlık yanlısı grupların ABD ile “serbest ortaklık” fikrine sıcak baktığı da belirtiliyor. Volquardsen’e göre Grönland toplumu bu konuda derin biçimde bölünmüş durumda.
Uzmanlar, Grönland’ın zengin yeraltı kaynakları ve nadir elementlerinin ABD için önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, Washington’un asıl hedefinin yalnızca ekonomik olmadığını vurguluyor. “Bu, ABD topraklarını genişletme fikrine dayanan son derece tehlikeli bir yaklaşım” değerlendirmesi yapılıyor.
Trump yönetiminin Grönland konusundaki ısrarı, Batı ittifakı içinde şimdiye kadarki en ciddi gerilim başlıklarından biri olarak görülürken, gözler Washington’dan gelecek bir sonraki adıma çevrilmiş durumda.




