Arkadaşları ile vedalaştı

TAZ'ın (Die Tageszeitung) haberine göre eğitimini Ukrayna'da alan, Ukrayna-Rusya savaşının ardından Hamburg'a iltica eden Gana'lı Doktor Emmanuel Israel Keson (31), Hamburg Yabancılar Dairesi tarafından sınırdışı edilmekle tehdit ediliyor. Doktor olmasına rağmen, diploma denkliği Alman makamlarınca tanınmadığı için Hamburg'daki bir huzurevinde hastabakıcı olarak çalışmak zorunda kalan Keson, şimdi de Ukrayna pasaportu olmadığı gerekçesiyle sınırdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Geçtiğimiz yıl Ukrayna-Rusya savaşının başlaması ile Nisan ayının sonlarında Hamburg'a kaçmak zorunda kaldığını söyleyen Keson, başlangıçta Almanya'da altı ay kalmasına izin verildiğini, ancak verilen sürenin 21 Kasım 2022'de sona erdiğini söyledi. Ukrayna vatandaşlığının olmaması nedeniyle ikinci sınıf mülteci olarak görüldüğünü söyleyen Keson, Philipp F. Reemtsma Vakfı huzurevindeki hastaları ve mesai arkadaşları ile vedalaşmak zorunda kaldı.

"Kamuya ait konutlar kamulaştırılsın" protestosu "Kamuya ait konutlar kamulaştırılsın" protestosu

Keson: Bizi silahla tehdit ettiler!

7 Kasım'da Yabancılar Dairesi Göçmen Bürosuna çağrılan Keson'a, şok edici bir gelişmeyle Almanya'yı iki hafta içinde terk etmesi gerektiğine dair bildirim yapıldı. 11 yıl Ukrayna'da yaşadığını, eğitimini Ukrayna'da tamamladığını, cerrah olduğunu söyleyen Keson, Ukrayna'ya doktor olmak ve kendisini daha iyi bir yaşama hazırlamak için gittiğini söyleyerek, cep telefonunda üzerinde ameliyat elbisesi ile ameliyat yaptığını gösteren videoları yetkililere göstermesine rağmen, sınırdışı edilmek istendiğini söyledi. Ukrayna'dan kaçarken yol boyunca birçok travmatik olay yaşadığını söyleyen Keson, kardeşleriyle bir hafta boyunca Avrupa Birliği'nin doğu sınırında kar altında beklemek zorunda kaldığını, sınır görevlilerinin kendilerini silahla tehdit ederek Ukraynalıların öncelikli olduğunu söylediklerini belirtti. Sınır görevlilerinin kendisini ve beraberindeki kardeşlerini geri ittiğini söyleyen Keson, "Bu tam bir ırkçılıktı, bizi umursamadılar." dedi. Sonrasında mülteciler ve göçmenler için çalışan aktivist Arrivati örgütünün sınırda kendilerini farkettiğini söyleyen Keson, "Almanya'ya gitmemize yardım edeceklerini söylediler, sonra bir otobüs geldi, beni ve kardeşlerimi Hamburg'a getirdi. Arrivati bize ​​​​çok yardımcı oldu. Bize barınma, psikolojik destek ve yetkililerle görüşmeler konularında yardım sağladılar." ifadelerini kullandı.

Ukrayna Büyükelçiliği yardım etmedi

Para kazanabileceği herşeyi Ukrayna'da geride bıraktığını söyleyen Keson, hastabakıcı olarak kazandığı paradan öğrenci kredisi ödediğini, ailesinin kendi eğitimleri için tüm mülklerini satmak zorunda kaldığını söyledi. Keson, Almanya'da doktor olarak çalışabilmesi için akademik çalışmalarının tanınması gerektiğini ancak gerekli belgelerin hala Ukrayna'daki üniversitesinden gönderilmediğini belirterek, Hamburg'daki Ukrayna büyükelçiliğinin de belgeler için kendisine yardım etmediğini söyledi. Keson, sınırdışı edilmenin özellikle üç kardeşi için yıkıcı olacağını söyleyerek, ''Hepsi Ukraynadaki tıp fakültesinden mezun olmak üzereydi. Savaşın patlak vermesinden bu yana Ukrayna üniversitesindeki çevrimiçi kurslara katılıyorlar.'' diye konuştu. Keson, anavatanı Gana'nın da eğitimlerini tanımadığını söyleyerek, "Kardeşlerim Gana'ya giderlerse üniversitede birkaç dönem tekrar etmek zorunda kalacak ancak bunun için yeterli paramız yok. Gana'da bir üniversiteye yerleşip yerleşemeyecekleri de belirsiz. Bu yüzden Gana'da baştan başlamak bir seçenek değil.'' dedi.

Keson; Bizi burada istemiyorlar.

Keson doktor olarak Gana'ya dönmesi durumunda bile yeterli para kazanamayacağını belirterek, ''Ülkemde bir doktor 1.000 Euro'dan az kazanıyor. Öte yandan kardeşlerimin geçimini sağlamak için ayda 2.802 Euro kazanmak zorundayım. Bu yüzden Gana bizim için bir seçenek değil.'' dedi.

Keson, "Mümkün olan en kısa sürede Almanya'ya entegre olmak için çalışıyoruz." diyen Keson, ''Sadece birkaç ay içinde Almanca'da B2 dil seviyesine ulaştım. Bu, karmaşık konuları anlayabileceğim ve kendimi bağımsız olarak ifade edebileceğim yüksek bir dil seviyesi. Şimdi mümkün olan en kısa sürede en yüksek dil seviyesi olan C2'ye ulaşmak istiyorum.'' dedi. Temmuz ayından beri hastabakıcı olarak çalıştığını ve vergi ödediğini söyleyen Keson, ''Neden Almanya'da kalmam reddedildi anlayamıyorum. Yabancılar Dairesi'nden sorularıma cevap alamadım. Onların dikkati tamamen Ukraynalı mültecilerin üzerinde, çalışanlar Ukraynalılarla şakalaşıyor ama bize bağırıp gönderiyorlar. Yasal ikamet seçenekleri veya ret mektubu hakkında kimseyle konuşamadım. Bence bu adaletsiz bir muamele ve bu durum açıkça ırkçılıktan kaynaklanıyor. Bizi burada istemiyorlar ve bunu bize açıkça gösteriyorlar.'' diye konuştu.

İki kardeşi intihara kalkıştı

Kardeşlerinin çaresiz durumda olduğunu söyleyen Keson, "Çaresizlik o kadar büyük ki, ikisi intihar etmeye kalkıştı. Bunun bize neden yapıldığını anlamıyorum. Ukrayna'da yıllarca yaşadık. Ukrayna vatandaşlığımı almak üzereydim. Ağlamak istiyorum, içimde biriktirdiğim çok fazla duygu var. Ukrayna'dan gelen pek çok kişi oturma izinlerinin iptal edileceği korkusu yaşıyor. Ukrayna'dan kaçan ve Ukrayna vatandaşlığı olmayan herkes adına konuşuyorum. Bir şeylerin değişmesini istiyoruz.'' dedi. Keson, şimdi ilk adımı atarak kendisi ile benzer durumdaki Ukrayna göçmenleri ile sınırdışı işlemlerinin askıya alınması için Hamburg Meclisi Vatandaşlık Bürosuna bir dilekçe sundu ve Ukrayna'dan alması gereken diğer belgeler için bir hoşgörü kalış izni aldı ancak bu izin de bu ay sona erecek.

Abacı; Mültecilere eşit olmayan muamele kabul edilemez

Öte yandan Sol Parti (Die Linke) Göç ve Anayasal Siyaset Sözcüsü Hamburg Eyalet Milletvekili Dr. Carola Ensslen göçmenler arasında yapılan ayrıma dikkat çekti. Dr. Ensslen, Göçmenlik Bürosundaki yetkililerin davranışlarını eleştirerek, ''İnsanlara başvuruları hakkında karar veren kişiyle konuşma fırsatı verilmemesi haince. Red bildirimi bu konuda hiçbir şey söylemeye yetkisi olmayan çalışanlar tarafından kasıtlı olarak teslim edildi." dedi. Öte yandan Hamburg Eyaleti İçişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Daniel Schaefer ise ırkçı davranış suçlamalarını reddederek, yalnızca federal hükümetin geçersiz sertifikaların geçerliliğini uzatabileceğini söyledi. SPD Hamburg Eyalet Milletvekili Kazım Abacı ise, bu tür ırkçılık suçlamalarında dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulunarak, ''İhlaller varsa, bunları yine Göçmen Bürosuna bildirebilirsiniz.'' dedi. SPD olarak, üçüncü dünya ülkelerinden gelen mültecilerin içinde bulundukları zor durumun farkında olduklarını söyleyen Abacı, "Ancak mültecilere eşit olmayan muamele yasa tarafından kabul edilemez.'' dedi. (Foto: Taz)