Alman Beslenme Derneği (DGE)), etin yüksek kaliteli protein, demir, selenyum ve çinko gibi önemli besin öğeleri içerdiğini kabul etmekle birlikte, fazla tüketimin kanser ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğini vurguluyor. Bu nedenle haftalık et tüketiminin 300 gramı geçmemesi öneriliyor.

15 yıllık takip: 2 binden fazla kişi incelendi

Araştırma kapsamında, 2001-2004 yılları arasında 60 yaş üstü 2 bin 157 kişi takip edildi ve katılımcılar yaklaşık 15 yıl boyunca gözlemlendi. Çalışmanın başlangıcında hiçbir katılımcıda demans bulunmazken, 569 kişide Alzheimer hastalığıyla bağlantılı olan APOE3/4 ve APOE4/4 gen varyantları tespit edildi.

Katılımcıların beslenme alışkanlıkları anketlerle kaydedilirken; hafıza, dil ve düşünme hızı gibi bilişsel işlevler düzenli olarak ölçüldü.

Yüksek et tüketimi bazı gruplarda olumlu sonuç verdi

Araştırma sonuçlarına göre, genetik olarak risk taşıyan bireylerde düşük et tüketimi demans riskini iki kattan fazla artırdı. Buna karşılık, haftada yaklaşık 800-900 gram et tüketen grupta (günlük 2000 kalori alımına göre) bilişsel gerilemenin daha yavaş olduğu ve demans riskinin azaldığı gözlemlendi.

Bu etki, yalnızca APOE risk genine sahip bireylerde görülürken, diğer katılımcılarda anlamlı bir ilişki tespit edilmedi.

Uzmanlara göre bu durum, beslenmenin etkilerinin kişiden kişiye, özellikle de genetik yapıya bağlı olarak değişebileceğini ortaya koyuyor.

Etin türü belirleyici

Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise etin türü oldu. İşlenmemiş kırmızı et ve kümes hayvanlarının daha olumlu sonuçlarla ilişkilendirildiği belirtilirken, sosis, salam ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin yüksek tüketiminin, genetik yapıdan bağımsız olarak demans riskini artırabileceği vurgulandı.

Eski Sağlık Bakanı Lauterbach: “Çok önemli bir bulgu”

Almanya eski Sağlık Bakanı Karl Lauterbach, araştırmayı sosyal medya platformu X üzerinden değerlendirdi. Lauterbach, bulguları “çok önemli” olarak nitelendirerek, genetik risk taşıyan bireylerde et tüketiminin demans riskini azaltabileceğini ifade etti.

Ancak bazı uzmanlar, bu değerlendirmede önemli nüansların göz ardı edildiğine dikkat çekti.

Uzmanlardan uyarı: Nedensellik kanıtlanmadı

Araştırmanın bir gözlem çalışması olduğuna işaret eden bilim insanları, elde edilen sonuçların neden-sonuç ilişkisi ortaya koymadığını, yalnızca istatistiksel bağlantılar gösterdiğini vurguladı.

Ayrıca katılımcıların beslenme alışkanlıklarını kendilerinin beyan etmesi ölçüm hatalarına yol açabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Çalışmanın yalnızca yaşlı İsveç nüfusunu kapsaması da sonuçların genellenebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

Araştırmacılar, genetik yapının besinlerin vücutta işlenme biçimini etkileyebileceğini ve özellikle sinir sistemi için önemli olan B12 vitamini açısından zengin etin, risk grubundaki bireyler için faydalı olabileceğini belirtiyor.

(Kaynaklar: DGE, Jamanetwork.com, alzheimer-forschung-initiative.de, forschung-und-wissen.de,)

AHRS’den sert tepki: Eski cihatçı Şaraa’nın kabulü “cezasızlığın normalleşmesi”
AHRS’den sert tepki: Eski cihatçı Şaraa’nın kabulü “cezasızlığın normalleşmesi”
İçeriği Görüntüle