Berliner Morgenpost’a konuşan Zander, metal ve elektrik sanayisinin yaklaşık iki yıldır resesyon içinde olduğunu söyledi. 2018’den bu yana sektörde 270 bin kişinin işini kaybettiğini belirten Zander, çalışan sayısının son dönemde 3,8 milyonun altına düştüğünü ve bunun en son 2015 yılında görüldüğünü ifade etti.
Zander’e göre Almanya’nın üretim merkezi olarak cazibesinin azalması, krizin en önemli nedenlerinden biri. “Almanya’nın ciddi bir maliyet sorunu var” diyen Zander, yüksek enerji fiyatları, yüksek şirket vergileri, yüksek sosyal güvenlik kesintileri ve yoğun bürokrasinin yatırımları olumsuz etkilediğini söyledi. Bu nedenle yeni yatırımların azaldığını ve mevcut üretim tesislerinin yenilenmediğini belirten Zander, metal ve elektrik sanayisinin Federal Almanya Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en büyük krizini yaşadığını savundu.
Sektörde özellikle otomotiv ve makine mühendisliği alanlarında ciddi düşüşler yaşandığı ifade ediliyor. Bir süre önce büyümenin lokomotifi olarak görülen elektrik endüstrisinin de artık krizden etkilenmeye başladığı belirtiliyor. Zander, savunma sanayisinde siparişlerin arttığını ancak bu sektörün büyüklüğünün otomotiv ve makine üretimindeki kayıpları telafi etmeye yetmediğini söyledi.
Almanya’da birçok şirket nitelikli iş gücü eksikliğinden şikâyet ederken işsizlikte artış yaşanması ise dikkat çekiyor. Zander’e göre bunun nedeni mevcut ekonomik belirsizlik. Şirketler yeni çalışan alımında temkinli davranıyor. Bununla birlikte önümüzdeki yıllarda emeklilik nedeniyle iş gücünden büyük bir çıkış yaşanacağına dikkat çeken Zander, 2035 yılına kadar yaklaşık 5 milyon çalışanın iş gücü piyasasından ayrılmasının beklendiğini belirtti. Bu durumun orta vadede gençler için yeni iş fırsatları yaratabileceğini ifade etti.
Zander, son yıllarda hızla artan asgari ücretin de iş gücü piyasası üzerinde etkili olduğunu savundu. 2015’te saat başına 8,50 euro olarak uygulamaya başlayan asgari ücretin bugün 13,90 euroya ulaştığını ve gelecek yıl 14,60 euroya çıkmasının planlandığını hatırlatan Zander, bunun yaklaşık yüzde 72’lik bir artış anlamına geldiğini söyledi. Aynı dönemde metal ve elektrik sektöründeki toplu sözleşme ücretlerinin ise yalnızca yüzde 37 arttığını belirten Zander, yüksek asgari ücretin özellikle düşük nitelikli işlerin maliyetini önemli ölçüde yükselttiğini dile getirdi.
Almanya’da yüksek vergi ve sosyal güvenlik kesintilerinin de çalışanlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Zander, bazı çalışanların brüt gelirlerinin yüzde 40 ila 50’sini vergi ve kesintilere verdiğini ifade etti. Ona göre bu durum çalışma motivasyonunu da olumsuz etkiliyor.
Sosyal güvenlik sisteminin mali yüküne de dikkat çeken Zander, Almanya’da sağlık sigortası, emeklilik, işsizlik ve diğer sosyal güvenlik harcamalarının toplamının yıllık yaklaşık 1,35 trilyon euroya ulaştığını söyledi. Reform yapılmaması durumunda sosyal kesinti oranlarının 2035’e kadar yüzde 50’ye çıkabileceği uyarısında bulundu.
Çözüm olarak kamu yönetiminde daha fazla verimlilik ve bürokrasinin azaltılması gerektiğini savunan Zander, özellikle sosyal güvenlik kurumlarında karmaşık ve maliyetli bir idari yapı bulunduğunu belirtti. Almanya’daki sosyal yönetim sisteminde yaklaşık 350 bin kişinin çalıştığını hatırlatan Zander, farklı kurumlar arasında ortak bir dijital sistemin bulunmamasının verimsizlik yarattığını söyledi.
Emeklilik sistemi konusunda da reform çağrısında bulunan Zander, 63 yaşında emeklilik uygulamasının yanlış bir politika olduğunu dile getirdi. Artan yaşam süresi göz önüne alındığında emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltilmesinin daha uygun olacağını savundu.
Zander, Almanya’nın ekonomik açıdan yeniden rekabet gücü kazanabilmesi için kapsamlı reformlara ihtiyaç duyduğunu belirterek hükümete hızlı adım atma çağrısında bulundu.