Almanya'da başta Pro Asyl, Seebrücke ve Fridays For Futur olmak üzere yaklaşık 40 organizasyon elele vererek; “1951’de imzalanan Cenevre Mülteci Sözleşmesi’nin 70. yılında, AB Mülteci Anlaşmaları kapsamında yasallaştırdığınız maddelerle, bu sözleşmeyi tarumar ettiniz. Cenevre Sözleşmesi’nin 70. yılını kutlayamıyoruz. Acılıyız, öfkeliyiz...” yönlü açıklamalar yaptılar.

Ganime GÜLMEZ-Gießen

Almanya’nın pazar günleri sessizdir.

Ancak buna rağmen; 18 ve 19 Haziran’da gerçekleştirilen yoğun katılımlı eylemler sonrasında, özellikle büyük şehirlerde 20 Haziran pazar günü için de birçok etkinlik organize edildi.

Almanya'dan tüm dünyada idam cezasını kaldırma çağrısı Almanya'dan tüm dünyada idam cezasını kaldırma çağrısı

Ve böylelikle bu pazar günü de sokaklar gümbürdetildi.

Başta Pro Asyl, Seebrücke ve Fridays For Futur olmak üzere yaklaşık 40 organizasyon elele vererek; “1951’de imzalanan Cenevre Mülteci Sözleşmesi’nin 70. yılında, AB Mülteci Anlaşmaları kapsamında yasallaştırdığınız maddelerle, bu sözleşmeyi tarumar ettiniz. Cenevre Sözleşmesi’nin 70. yılını kutlayamıyoruz. Acılıyız, öfkeliyiz...” yönlü açıklamalar yaptılar.

Yanısıra, dünyanın birçok ülkesinde açılan “Dünya Mülteciler Günü” sayfalarına, on binlerce insan, binlerce kurum akın etti. Bu sayfalar çeşitli protesto görüntülerine tanıklık etti.

Direk mülteci kamplarından, özellikle Yunanistan Adaları’ndaki mülteci kamplarından sürekli haber akıtan bağımsız gazeteciler; Almanya’daki partilerin ve özellikle de Yeşiller Grubu’nun, bu gün sebebiyle yaptıkları konuşmaların altına, ibret belgesi olarak mültecilerin insanlık dışı yaşam koşullarının fotoğraflarını yerleştirdiler.

Berlin’de, Cumartesi günü FFF’un organize ettiği ve binlerce kişinin katıldığı; “Dünyayı yok etme pahasına, kâr peşindesiniz!” haykırışları ile birlikte savaş politikalarının kınandığı yürüyüşler, Alman Basını’nda; “Yine böyle yürüdüler, pandemi önlemlerini ihlâl ettiler” yankılarını yaratmayı hedefledi.

Ancak buna rağmen FFF aktivistleri; Pro Asyl ve Seebrücke’nin çalışmalarının merkezinde olan ırkçı mülteci politikaları etrafında da kilitlenmeye devam etti.

Etrafında göl-nehir olan büyüklü küçüklü şehirlerde, Frontex’in ‘Kurtarma Botları’ sembolize edilerek, bu ‘kurtarma’ safsataları teşhir edildi.

Essen, Fulda, Hamburg, Münich, Leibzig, Gießen, Bochum, Dresden, Herrenberg, Halle (Saale) başta olmak üzere; birçok şehirde bisiklet konvoyları oluşturuldu ve mitingler düzenlendi.

Pro Asyl’ün: “Irkçılığa Karşı Elele” kampanyası doğrultusunda ise Almanya çapında toplam 40.000’i aşkın insan, insan zincirleri oluşturarak ırkçı mülteci politikalarını protesto etti. (https://www.youtube.com/watch?v=JFdVVlgLFhI)

Önceki yıllarda da, Haziran ayında gerçekleştirilen bu eylemliliklere ortalama olarak 200-300 kişilik katılımlar olmasına rağmen, bu yıl özellikle bazı şehirlerde 600 kişiyi aşan, hatta binleri bulan bir katılım sağlandı.

Eylül ayında gerçekleşecek olan Genel Seçimler öncesinde hedeflenen bu politik tazziğin, parlamenterler üzerinde belirgin bir etkisinin olmayacağı açık.

Ancak “Kâr mı, insan hayatı mı?” sorusu ekseninde, toplumun her kesiminden akan, özellikle de gençler ve çocukların oluşturduğu bu geçici olmayan omuzomuzalık ve samimiyetin küçümsenmeyecek bir adım olduğu da çok açık.