Baba Rasmi Aksu ve ablası Melek Aksu, cenazede ve cezaevindeki görüş sırasında ağır darp izleri gördüklerini belirterek, ölümün tüm yönleriyle soruşturulmasını ve sorumluların hesap vermesini istedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) ise işkence iddialarının gözaltında mı yoksa cezaevinde mi yaşandığının ortaya çıkarılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.
Ablası Melek Aksu, gözaltı ve tutuklama süreci boyunca aileye hiçbir resmi kurum tarafından bilgi verilmediğini belirterek, kardeşinin tutuklandığını bir arkadaşının haber vermesiyle öğrendiklerini söyledi.
Silivri Cezaevi'ne gittiğinde Özcan Aksu'nun hastaneye götürüldüğünün söylendiğini ifade eden Melek Aksu, hangi hastanede bulunduğuna ilişkin ise kendilerine net bilgi verilmediğini dile getirdi.
"Kardeşimi tanınmayacak halde gördüm"
Melek Aksu, 26 Haziran'da yaptığı ilk kapalı görüşte kardeşini ağır yaralı halde gördüğünü anlattı.
Kardeşinin yüzünde, gözünde ve ağzında ciddi darp izleri bulunduğunu belirten Aksu, kolunun ön kısmındaki derinin sıyrıldığını, ensesinde ve saçlarında kan olduğunu, bilincinin sürekli gidip geldiğini ve kendisini ilk anda tanıyamadığını söyledi.
Kardeşinin sürekli titrediğini ve bulunduğu yerin farkında olmadığını ifade eden Melek Aksu, buna rağmen hastaneye sevk edilmediğini öne sürdü.
"Gardiyanları işaret etti"
Görüş sırasında kardeşine "Seni kim bu hale getirdi?" diye sorduğunu anlatan Melek Aksu, Özcan Aksu'nun arkasında bekleyen gardiyanları işaret ettiğini iddia etti.
Gardiyanların görüş boyunca yanlarında bulunduğunu söyleyen Aksu, kardeşinin baskı altında olduğu için konuşamadığını öne sürdü.
Aksu ayrıca, 26 Haziran'da burnunda kırık bulunmadığını, ancak cenazeyi teslim aldıklarında burnunun kırık olduğunu ve yüzünde yeni yaralar gördüklerini belirterek, darp olayının daha sonra da devam etmiş olabileceğini düşündüklerini ifade etti.
30 Haziran'da çelişkili bilgiler
Aile, 30 Haziran'da yeniden cezaevine giderek haftalık görüş için bekledi.
Melek Aksu, önce kardeşinin koğuşunda olduğunun söylendiğini, saatler sonra ise hastaneye kaldırıldığının bildirildiğini aktardı.
Özcan Aksu'nun daha sonra Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaklaşık iki gün tedavi gördüğünü belirten aile, 5 Temmuz günü ölüm haberini aldıklarını söyledi.
"İşkence izlerini cenazede de gördük"
Aile, cenazeyi Yenibosna Adli Tıp Kurumu'ndan teslim aldıktan sonra Muş'a götürdü.
Melek Aksu, cenazeyi yıkama sırasında vücudunda çok sayıda morluk ve yara izi gördüklerini belirterek, köye ulaştıklarında kefeni açıp fotoğraf ve video çektiklerini söyledi.
Babası Rasmi Aksu ise oğlunun dizlerinden ayak bileklerine kadar uzanan izlerin cop ya da bot darbelerine benzediğini öne sürerek, ölüm nedeninin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Baba Aksu: Oğlumun hakkı yerde kalmasın
Rasmi Aksu, oğlunun ölüm nedeninin hâlâ bilinmediğini belirterek, "Kafasını bir yere mi vurdu, üzerine mi çöküldü, nefessiz mi bırakıldı, gerçekten kalp krizi mi geçirdi bilmiyoruz. Tek isteğimiz bunun ortaya çıkarılmasıdır" dedi.
Devlet gözetimindeki bir kişinin yaşam hakkından devletin sorumlu olduğunu vurgulayan Aksu, "Benim oğlum neden işkence gördü? Eğer vücudundaki izleri görmeseydim belki 'düştü, kalp krizi geçirdi' derdim. Ama gördüğümüz yaralar bizi kuşkulandırdı. Sorumlular hesap versin" ifadelerini kullandı.
"Onu ölüme terk ettiler"
Melek Aksu, kardeşinin tek kişilik hücrede tutulduğunu belirterek, o haliyle yemek yiyebilecek ya da tuvalete gidebilecek durumda olmadığını söyledi.
Aksu, "O gün ya da hemen sonrasında yoğun bakıma alınsaydı bugün belki yaşıyor olacaktı. Onu ölüme terk ettiler" dedi.
Kardeşinin dizi ve sinema setlerinde kuaför olarak çalıştığını belirten Aksu, devlet gözetimindeki bir kişinin yalnızca 14 günlük tutukluluğun ardından yaşamını yitirmesinin mutlaka açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
İHD: Tüm süreç soruşturulmalı
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun ise olaydaki en önemli sorunun, işkence ve kötü muamelenin gözaltında mı yoksa cezaevinde mi gerçekleştiğinin henüz bilinmemesi olduğunu söyledi.
Tosun, ilk gözaltı anından itibaren tüm sağlık muayeneleri, doktor raporları, cezaevi kayıtları ve sevk süreçlerinin eksiksiz biçimde soruşturma dosyasına eklenmesi gerektiğini belirtti.
Özcan Aksu hakkında dile getirilen "kaçmaya çalıştı" iddiasına da değinen Tosun, benzer şüpheli ölüm dosyalarında sıkça aynı savunmaların yapıldığını belirterek, olayın tüm yönleriyle bağımsız biçimde araştırılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiğini söyledi.