Midilli Adası’nda bulunan Moria Sığınma Kampı’nın yanması ve orada yaşayan yaklaşık 13.000 insanın barınma-beslenme-sağlık sorunlarıyla yüzyüze kalmasıyla birlikte; Almanya’nın birçok şehrinde binlerce kişinin katılım sağladığı protesto eylemleri gerçekleştirildi.

Ganime GÜLMEZ

Kimi şehirlerde yürüyüşler yapılırken, kimi şehirlerde de Berlin Parlamento Binası’nın önüne yerleştirilen 13.000 sandalyeyle sembolize edilen; “Bu Cinayetler Son Bulsun! Onlar İçin Yerimiz Var” biçiminde eylemler gerçekleştirildi.

Hessen Eyaleti’nin Mülteci Kampı Merkezi’nin bulunduğu ve bir Üniversite Şehri olan Gießen’de de; boş sanalyeler üzerine sığınmacı çocuk resimleri yerleştirildi.

Katılımcılar ağırlıklı olarak hukuk ya da sosyal branşlarda okuyan, mültecilerle gönüllü çalışma projelerine katılan gençlerden ve yıllardır bu alanda çalışma yürüten insanlardan oluşmaktaydı (ki bir çok şehirde katılımcı mozaiği böyleydi).

Yapılan konuşmalarda; Moria Kampı’nda yaşananların ne ilk ne de son olmadığı vurgulandı. “Beyaz Avrupa” ve “O’nun kollarını açtığı aç insanlar” kavramının savaş ve sömürü sistemiyle birlikte sürekli perçinlendiğinin, ırkçılığın tam da bu olduğunun altı çizildi. SPD, CDU, Die Grüne gibi Eyalet Meclisleri’nde söz sahibi olan partilerin, Merkel’in “kabul edilecek çocuk” sayısı açıklamalarına alkış tutmaları; “Almanya’nın Ayıbı” olarak nitelendirildi. 300-500 çocuk dışındaki onbinlerce insanın ölüme terkedilmesinin apaçık bir “CİNAYET” olduğu ve yeni olmayan bu cinayetlerin artık cezalandırılması gerektiği, buna uygun hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtildi.

AB'den Ukrayna'ya 'Umut Jenatörleri' kampanyası AB'den Ukrayna'ya 'Umut Jenatörleri' kampanyası

Avrupa Birliği Mülteci Komisyonu’nun sığınmacılara yönelik yeni yasalarının protestolarına devam edilecek.