Fulya OMAÇ / Berlin

Bundan 34 yıl önce bu tarihi günde (9 Kasım) bir duvar yerle bir edildi ve dünya ebediyen değişti. Doğu Avrupa'da komünizmin çöküşünü ve Soğuk Savaş döneminin bitişini simgeleyen bu duvarın adı ise Berlin Duvarı (Berliner Mauer).

ÖLÜM KOKAN DUVARLAR

Berlin Duvarı süreci, II. Dünya Savaşı’nı kaybeden Almanya’nın yaşadığı en karmaşık ve kötü süreçlerden biriydi. Bu yenilgiyle Almanya ve başkenti Berlin işgalci ülkeler; İngiltere, Fransa, Amerika ve Sovyetler Birliği arasında dört kısım olarak paylaşılmıştı. Sonrasında Batı ittifakı birleşmeyi önermiş ve Sovyet güçlerinden olumsuz yanıt almış, bu olumsuz cevap da yeni rejimlerin oluşmasına ön ayak olmuştu. İşgal kuvvetleri ABD, Fransa ve İngiltere’nin kendi yönetim birimlerini birleştirmesiyle 1949’da batıda Federal Almanya Cumhuriyeti (BRD), doğuda da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) etkisi altında bulunan ve sosyalist sisteme sahip Alman Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya - DDR) kurularak ikiye bölünmüştü. Almanya’nın yeniden oluşumunu sağlamak isteyen batı ittifakı Doğu Almanya kısmındaki Sovyetler ve yönetimine karşı bir cephe ve güç oluşturmuştu.

BATI’YA GÖÇ DOĞU’DA ÖNEMLİ BİR KARARA NEDEN OLDU

Tarih kitaplarına "Soğuk Savaş" olarak geçen bu dönemde ekonomik olarak gelişemeyen

Doğu Almanya'da gerçekleştirilen sosyalizm ve otoriter yönetimin baskıları, ekonomik problemler, kısıtlanma hissi ve korku gibi etkenler halkı bıktırmış on binlerce kişi, refah seviyesi yüksek Batı Almanya’ya kaçmaya başlamıştı. Bu durum Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin nüfusunun yaklaşık olarak yüzde on beş kadar azalmasına yol açmıştı. Göç edenlerin önemli bir kısmı genç ve yetişmiş insan gücünden oluştuğundan dolayı Doğu Almanya ihtiyacı olan eğitimli profesyonellerini ve kalifiye işçilerini kaybediyordu. 1961 yılının yazında bu toplu göç çok kritik seviyelere ulaşınca Doğu Alman Meclisi’nin düzenlediği yönetmelikle Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya göç ve kaçışlarını engellemek amacıyla bir duvar örülmesi kararlaştırıldı.

GÜL DİKENİ” ADIYLA ÖRÜLEN ANTİ-FAŞİST KORUNMA BARİYERİ UTANÇ DUVARI

13 Ağustos 1961 de, Sosyalist Birlik Partisi, “Gül Dikeni” kod adı verilen çok gizli ve detaylı bir biçimde planlanan bir operasyonla Batı Berlin’in tüm sınırına dikenli teller yerleştirmeye başlandı. Batı Berlin sınırını tamamen kuşatan sınır bölgesine ulaşana kadar yaklaşık 20 bin Doğu Alman askerinin bile, sınıra bir duvar inşa edileceğinden haberinin olmadığı biliniyor. O gün Berlin halkı sabah erken saatlerde kamyon, traktör, vinç, askeri araçlar ve askeri marş sesleriyle uyanmıştı. Duvarın inşasıyla birlikte Doğu ve Batı Berlin arasında toplam 197 cadde tamamen kapanmış, Batı Berlin’e geçen metro ve tren yolları kesintiye uğramıştı. Önceden ortak kullanılan metro bile kaçakları önlemek için bölünmüştü. İstasyonları ve güzergâhları paylaşan taraflar ötekileştirdikleri vatandaşları belirli trenlere binmekten ve yasakladıkları istasyonlarda inmekten alıkoymuşlardı. Batı Berlin, Doğu Berlin metrosunu 'trenlerin durmadığı istasyon' olarak tanımlarken, Doğu Berlin de karşı tarafı haritalardan silmiş, adeta yok saymıştı. İlerleyen günlerde çok daha fazla Doğu Alman birlikleri sınıra sevk edilmiş, Doğu Almanya hükümeti, “Anti-Faşist Korunma Bariyeri” (Antifaschistischer Schutzwall) olarak adlandırdığı Berlin Duvarı’nın, sosyalist devleti korumak amacıyla inşa edildiğini bildirmişti. Bu adlandırma duvar dışında kalan Batı Almanya'nın "Nazi unsurları" ihtiva ettiğini ima ediyordu. Batı Berlin Valiliği ise Berlin Duvarı'nı "Utanç Duvarı" olarak tanımlıyordu. Doğu ve Batı Almanya'yı bölen bu sınır, aynı zamanda Batı Avrupa ve Doğu Bloğu’nu da ayıran bir "Demir Perde" olarak sembolize edilmişti.

SINIRI 11 BİN 500 ASKER VE 500 SİVİL ÇALIŞAN KORUYORDU

Kısa bir süre sonra dikenli tellerin yerini, 3 metre 60 santim yüksekliğinde ve 155 kilometre uzunluğunda devasa bir taş ve beton duvar almaya başlamıştı. 15 Ağustos'tan itibaren beton elemanlar ve içi boş bloklar kullanılarak ilk duvar inşa edilmiş, bir yıl sonra Haziran 1962'de de “Hinterland Duvarı” olarak adlandırılan duvar eklenmişti. Berlin Duvarı aralarında 100 metre mesafe olan bu iki paralel duvardan oluşuyordu. Bu 100 metrelik kısımdaki yasaklı bölge projektörlü gözetleme kuleleri, bir kılavuz tele bağlı, serbestçe koşan keskin bekçi köpekleri, ışıklandırma, makineli tüfekler, hendeklerden oluşan kapsamlı sistemlerle donatılmıştı. Sınır muhafızlarının görev yaptığı gözetleme kuleleri yaklaşık 250 metre aralıklarla düzenli aralıklarla duruyordu. Doğu Almanya'da, Doğu Almanya sınır birliklerinin sınır komuta merkezi, Stasi'ye göre 1989 baharından itibaren 11 bin 500 asker ve 500 sivil çalışanı içeren Batı Berlin sınırının korunmasından sorumluydu. Her sınır alayında, doğrudan yönetilen beş sınır bölüğünün yanı sıra bir öncü bölük, bir iletişim şirketi, bir nakliye şirketi, bir el bombası fırlatıcı, bir topçu bataryası, bir keşif müfrezesi ve bir alev makinesi müfrezesinin yanı sıra bir hizmet köpeği filosu vardı. Berlin Duvarı'nın tamamı boyunca 25 sınır kapısı (GÜSt), 13 karayolu, dört demiryolu ve sekiz su yolu sınır kapısı bulunuyordu. Bunlar, Doğu Almanya ile Federal Cumhuriyet veya Batı Berlin arasındaki tüm sınır geçişlerinin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyordu. Karayolu transit trafiği için yalnızca iki Berlin sınır kapısı vardı.

DÖŞENEN MAYINLAR, GÖZETLEME KULELERİ, DUVAR KÖPEKLERİ; ÖLÜM ŞERİDİ

Duvarı geçmek kesinlikle yasaktı, cezası ise tabii ki ölümdü. Silahlı askerler duvarı koruyordu. Kaçmalarını engelleyemedikleri takdirde mültecileri vurmaları emri vardı. Birçok kişinin kaçmaya çalışırken hayatını kaybetmesi üzerine, Berlinliler tarafından “Ölüm Şeridi” olarak anılan bu ürpertici bölgenin yakınındaki her bina yıkılmış, alan kaçakların ayak izlerinin belli olması için özel çakıl taşlarıyla kaplanmıştı. Şehri ikiye bölerek bir Utanç Duvarı olarak yükselen Berlin Duvarı yine kaçışları engelleyememiş, örüldüğünden kısa bir sonrasında 270 bin kadar kişi çoktan Batı Almanya’ya ulaşmıştı. Bunun üzerine Tek amacı, aynı ırktan oldukları halde Almanların komünist Doğu Almanya'dan özgür Batı'ya kaçmasını, kitle göçünü engellemek olan Duvarı’nın daha etkili olması ve kaçanların fark edilmesi için doğu tarafı beyaza boyanmış, ancak yapılan bu hamle de sonuçsuz kalmıştı. Sınır engellerini ve duvarı aşmaya çalışanların vurularak, kaza geçirerek ya da intihar ederek hayatlarını kaybetmelerine sebep olan Berlin Duvarı, döşenen mayınlar, gözetleme kuleleri, bin civarı Alman çoban köpeklerinden oluşan ve 'Duvar Köpekleri' olarak anılan bekçi köpekleri, çelik kapılar, araçların geçemeyeceği çukurlar, çivili yol tuzakları geniş alanlara yapılan ışıklandırma sistemine rağmen yine de kaçışları engelleyememişti.

REAGAN, GORBAÇOV’DAN BERLİN DUVARI’NI YIKMASINI İSTEDİ

Tarihler 12 Haziran 1987’yi gösterdiğinde Batı Berlin’in Brandenburg Kapısı girişinde ABD Başkanı Ronald Reagan SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’dan Berlin Duvarı’nı yıkmasını istemişti. SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un açıklık ve yeniden yapılanma politikasıyla Çekya (eski Çekoslovakya) ve Polonya başlayan reform süreci, tüm Doğu Bloku ülkelerinde olduğu gibi Doğu Almanya’yı da etkilemişti. Avrupa'nın dönüm noktalarından biri sayılan 1989'da yıllarca süren mücadelenin ardından Sovyet rejimler yerini demokratik hükümetlere bırakmıştı. Romanya'nın komünist lideri Nikolay Çavuşesku, askeri müdahale ile devrilerek idam edilmiş, bugünkü adıyla Çekya, o dönemde ise Çekoslovakya olarak anılan ülkede meydana gelen “Kadife Devrim” ile komünist yönetim düşürülmüştü. Gorbaçov yönetimindeki Sovyetler Birliği hükümeti, Avrupa'da kontrol ettiği küçük devletlerde meydana gelen devrimlere müdahale etmemişti. Doğu Almanya'da da insanlar rejime karşı özgürlük için sokaklara çıkmıştı. Protesto gösterilerin yanı sıra çok sayıda kişi, Batı Almanya'ya geçebilmek için Prag, Varşova ve Budapeşte'deki Alman büyükelçiliklerine başvurmuştu.

1989’DA GEÇİŞLER SERBEST BIRAKILDI

Gorbaçov'un Doğu Almanya ziyaretinin ardından Demokratik Almanya Cumhuriyeti, 9 Kasım 1989 akşamı seyahat düzenlemesinin değiştirildiğini, isteyen vatandaşların Batı'ya gidebileceğini, geçişlerin serbest olduğunu halka duyurmuştu. Basın açıklamasını televizyondan takip eden binlerce Alman sınıra akın etmiş ve uzun yıllar kendilerini ayıran ve ölüm yayan duvarın iki tarafında toplanarak ellerindeki çapa ve çekiçlerle duvarı yıkmaya başlamıştı. 24 saat içinde Batı Almanya'ya on binlerce kişi geçmiş, Batı Almanya Şansölyesi Helmut Kohl ertesi gün, "Biz tek bir milletiz" açıklamasında bulunmuştu. Geçişlerin serbest bırakılmasıyla bütün şehir sevinçten havalara uçmuş, Kurfürstendamm'da birkaç gün boyunca bir halk festivali atmosferi yaşanmış ve birçok restoran ziyaretçilere ücretsiz içecek dağıtmıştı. Demir Perde, tarihe geçen Regan- Gorbaçov konuşmasının ardından Doğu Almanya'daki barışçıl devrim ve Doğu Avrupa ülkelerindeki siyasi değişimler sonucunda iki yıl sonra yıkılmıştı. Yoğun şekilde korunan Berlin Duvarı'nın inşaatı ve sürekli genişlemesinin yanı sıra onlarca yıldır bakımı da Doğu Almanya'ya büyük bir ekonomik yük getirmişti Doğu Almanya'nın 1961 -1964 yılları arasında sınır sistemlerinin inşaatı ve işletimi için yaptığı toplam 1.822 milyar marklık maliyetin 400 milyon markı (yüzde 22) Berlin Duvarı'na gitmişti.

ÜÇ MİLYON ALMAN MAĞDUR OLDU

Gece yarısı 9 Kasım’da Almanya’nın ve Berlin’in sembollerinden Brandenburg Kapısı’ndan başlamak üzere engeller kaldırılmış ancak resmi olarak Berlin Duvarı’nın yıkılışı 8 ay sonra 13 Haziran 1990’da ilk ölümün yaşandığı Bernauer Strasse’de başlanmış, 1992’de tamamlanmıştı. 13 Ekim 1990’da da Alman Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya) resmen tarihe gömülmüştü. Barış, özgürlük, birlik, demokrasi ve refah arayışındaki insanlar onları bölen duvarı tutku ve cesaretle yıkmışlardı. 28 yılı aşkın bir sürenin ardından yıkılan ve nihayet dehşetini kaybeden Berlin Duvarı, yıkılana dek birçok ailenin dağılmasına, yakın akrabalarını görememesine, hatta birçok kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Ölüm Şeridi diye adlandırılan kısmın uzunluğu yaklaşık olarak 46 kilometre olan toplamında 155 kilometre uzunluğundaki Berlin Duvarı’ndan tam sayı net olarak bilinmese de çeşitli kaynaklarda yaklaşık 140 kişinin geçmek isterken öldüğü yazıyor. Dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy, Batı Berlin'i "komünizm denizinde bir özgürlük adası" olarak nitelendiriyordu. Demokratik Almanya yönetiminin "antiemperyalist koruyucu duvar" olarak gördüğü demir perdenin her iki tarafında doğrudan mağdur olanların sayısı ise üç milyonu buluyordu.

THATCHER VE MİTTERRAND DUVARIN YIKILMASINI İSTEMEDİ

Bu duvarın utancını ve acısını uzun yıllar çeken Almanya sonunda özgürlüğüne kavuşmuştu. Duvarın yıkılmasını dünyada birçok ülke desteklerken, 20. yüzyılın en etkili siyasetçilerinden biri olan Avrupa'nın ve İngiltere'nin ilk kadın başbakanı Britanya’nın Demir Leydisi Margaret Thatcher ile Fransa eski sosyalist Cumhurbaşkanı François Mitterrand yıkılmasına karşı çıkmıştı. Dünya tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasında sürekli bir gerginliğin ve sınırlı çatışmanın yaşandığı Soğuk Savaş’ın önemli bir simgesi olan Berlin Duvarı 1989’da yıkılmış, Aralık’ta da George H.W. Bush ve Mikhail Gorbaçov Malta’da Soğuk Savaşı bitiren "Birleşme Anlaşması"nı imzalamış, yaklaşık bir sene sonra da 3 Ekim 1990’da Komünizm sonrası yeni dünyanın simge olayı olarak Almanya resmi olarak yeniden birleşmiş, Helmut Kohl da, Birleşik Almanya'nın ilk şansölyesi olmuştu. Kohl, daha sonra Avrupa Birliği'nin kurulması ve Euro'nun ortak para birimi olarak belirlenmesinde de önemli bir rol oynamıştı.

KALINTILAR İBRET HİKAYESİ OLARAK HALA YAŞATILIYOR

Günümüzde hiçbir somut etkisi kalmamış olsa da soyut anlamda duvarın etkisi geride bıraktığı kalıntıları ve yıllarca unutulmayacak iç burkucu hatıralarla Berlin şehrinin birçok yerinde bir ibret hikayesi olarak hala yaşatılıyor. Bernauer Caddesi üzerinde bulunan duvar kalıntıları hem bu kurbanların hatıralarının hem de Soğuk Savaş döneminin barındırdığı tehlikelerin unutulmaması için bir anıt görevini üstleniyor. Özellikle duvarın bulunduğu güzergah boyunca sergiler, müzeler, fotoğraflar, duvar hakkında bilgi veren notlar ve daha bir çok anı bulunuyor. Özellikle gri-beyaz olan “Mauerweg” tabelaları duvarın geçtiği ve etkisi altına aldığı alanları gösteriyor. Dünyanın her yerinden meraklı insanlar, o döneme dair fikir sahibi olabilmek için buraya geliyor.

DÜNYANIN BİRÇOK ÖNEMLİ NOKTASINDA PARÇALARI SERGİLENİYOR

Berlin duvarıyla ilgili anıt ve parçalar dünyanın başka birçok önemli noktasında da bulunuyor. Avrupa Parlamento binası ile Strazburg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi binalarının önünde, ABD gizli servisi CIA’de, Dünya Ticaret Merkezi’nde, Normandiya'daki Fransız kasabası Caen'deki Barış Müzesi ve Londra'daki İmparatorluk Savaş Müzesi’nde, New York 53.Cadde’de, Las Vegas’ta, Budapeşte Terör Müzesi’nin önünde, Brüksel’de, Montreal’de, Bonn'daki Tarih Evi'nde, Münih'teki İngiliz Bahçesi'ndeki Queen Caddesi'nde,

Berlin’deki Axel Springer Verlag adlı yayın evinin merkez binası önündeki “Balannceakt” adlı bir anıt dahil Almanya’nın başka şehirlerinde de yer alıyor. Bazı duvar parçaları ise üzerlerine Aziz Michael Kilisesi resmedilerek Ağustos 1994'te Vatikan Bahçeleri'ne dikilmişti. Ayrıca duvar parçaları anı olarak şilt haline getirilerek satışa sunulmuş, bunun dışında zamanında duvar boyunca yer alan 302 gözetleme kulesinden sadece beşi yine anıtsal amaçlı olarak ayakta duruyor.

ALMANYA’NIN UTANÇ DUVARI VARDI, İSRAİL’İN DE AYRIM DUVARI VAR

62 yıl önce yapımına başlanan Berlin’i ikiye bölen Utanç Duvarı yıkılalı tam 34 yıl oldu. Ancak bu, örülen ne ilk duvardı ne de son olacak gibi görünüyor. 21’inci yüzyıla gelindiğinde dünyanın farklı bölgelerinde hala sınırları korumak için benzer yöntemlere başvuruluyor. Günümüzde 7 Ekim’den bu yana savaş halinde olan İsrail-Filistin arasında da böyle bir “Utanç Duvarı / Apartheid Duvarı” bulunuyor. İsrail, 21 yıl önce Haziran 2002'de güvenlik riski gerekçesiyle 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria topraklarına Berlin Duvarı benzeri sınır koruma önlemi olarak nitelendirilebilecek bir duvar inşa etmeye başladı. Gazze Şeridi boyunca uzanan dikenli tel ile çitlerin yanı sıra yer yer beton duvarlardan oluşan Batı Şeria Bariyerleri’ni, İsrail tarafı bir "güvenlik unsuru" olarak tanımlarken, Filistin tarafı ise ayrımcılık ve tecrit olarak adlandırıyor. Duvar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 2003 yılında yapım karşıtı alınan karara rağmen duvar inşaatı daha geniş bölgelere de yayılarak devam etti. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi de Batı Şeria’daki bölümlerin Filistinlilerin mülklerinin yıkılmasına, istimlak edilmesine ve kişilerin hareket kabiliyetlerinin kısıtlanmasına neden olduğu gerekçesiyle hukuksuz olduğuna hükmetmişti.

Gültekin: Madımak’ı hatırlama kültürü AKP’den önce de yoktu Gültekin: Madımak’ı hatırlama kültürü AKP’den önce de yoktu

YASAKLARIN OLDUĞU AYRIM DUVARI’NDA ÖLÜMLER

Filistin yönetimi ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından sıkça kınanan Batı Şeria Bariyerleri (Ayrım Duvarı), Filistinlilerin yaşadığı bölgeleri birbirinden ayırıyor. Duvarla birlikte Filistinlilerin büyük bir bölümü kendi tarım topraklarından, okullarından ve işlerinden koparıldılar ve adeta bir açık hava hapishanesinde yaşıyor hale geldiler. Başlangıçta 720 kilometre olarak planlanan ve yaklaşık 500 kilometresi tamamlanan Duvar, Filistin topraklarını yüzde 9,4 oranında daraltırken, Doğu Kudüs'ü de Filistin'den koparıyor. İsrail, 'Ayrım Duvarı'yla çevrili Batı Şeria'dan 40 yaş altı erkeklerin Kudüs'e girişini engellerken, abluka altındaki yaklaşık 2 milyon nüfuslu Gazze'den de Filistinlilerin kutsal şehre girişine izin vermiyor. Duvarla birlikte yaklaşık üç milyon Filistinlinin yaşam koşullarını zorlaşırken, 200’den fazla sivil Filistinli bu süreçte hayatını kaybetti. 130 binden fazlası yaralandı, 2 bin 500 ev yıkıldı, 20 binden fazla Filistinli ise hapse atıldı.

UTANÇ DUVARI YIKILDI PEKİ APARTHEİD DUVARI NE OLACAK?

Ne yazık ki Ayrım Duvarı’nı aşmaya çalışanlar bedelini tıpkı Berlin Duvarı örneğinde olduğu gibi ya hayatlarıyla ya yaralanarak ya da hapse atılarak ödüyorlardı ta ki kuşatma altındaki Gazze Şeridi'ni yöneten radikal İslamcı Hamas’ın, 7 Ekim’de ‘İsrail'e karşı başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu'na dek. Gazze Şeridi’ndeki duvar ölümleri ve yasakları yerini hastaneleri dahi bombalayan İsrail’in sivil halk ölümlerine bıraktı. Netanyahu hükümetinin Hamas'a "savaş ilanıyla" yanıt vermesiyle birlikte bir ayı geçkin zamandır süren yoğun bombardıman tüm ateşkes çağrılarına rağmen ara vermeden devam ediyor. 193 üyeli BM Genel Kurulu’nda 45 “çekimser” ve 14 “hayır” oyuna karşı 120 oyla kabul edilen kararla ‘Gazze’de kalıcı insani ateşkes çağrısı’ ilan edilirken, Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus da 29 Ekim'de yaptığı pazar duası sırasında İsrail-Filistin çatışması için ateşkes çağrısı yapmıştı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Doğu ve Batı Almanya'da Berlin şehrini ikiye bölen batıda Utanç Duvarı olarak nitelendirilen Berlin Duvarı (Berliner Mauer) ayakta kaldığı 28 yılın ardından yıkılmış, Doğu Avrupa'da komünizmin çöküşünü ve Soğuk Savaş döneminin bitişini simgelemişti. Filistin topraklarını ayıran “Utanç Duvarı / Apartheid Duvarı”nı bombardımanlar sona erdikten sonra ne tür bir akıbetin beklediği ve ilerleyen süreçte neyi simgeleyeceği ise şimdilik bilinmiyor.

İKİ ÜLKENİN HATTA ORTADOĞU VE DÜNYANIN KADERİ NASIL DEĞİŞECEK?

İkinci Dünya Savaşı’nın kazananları arasında (ABD-İngiltere, Fransa ve Rusya) başlayan Soğuk Savaş ve Almanya'nın başkenti Berlin'de 1961'de beton ve demirle vücut bulan Avrupa'ya çekilen Demir Perde’nin yıkılmasıyla Almanya yeniden birleşmiş, Birleşen Almanya, Avrupa’nın bütünlüğü için bir katalizör görevi üstlenmiş, hem kendisinin hem de dünyanın kaderi ebediyen değişmişti. Almanya günümüzde de dünyanın en büyük güçlerinden biri. Bakalım 7 Ekim’de radikal İslamcı Hamas’ın silahlı kolu olan İzzettin Kassam Tugayları ve diğer bazı Filistinli silahlı grupların İsrail’e yaptığı saldırılar sonrası İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “İsrail artık bir savaşta” açıklamasıyla başlayan ve şimdilik ateşkese ‘hayır’ diyen İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanları sona erdiğinde iki ülkenin hatta Ortadoğu ve dünyanın kaderi nasıl değişecek?