Yaklaşık iki yıldan beri de Hamburg’da yaşayan Mertcan, Anayasa Mahkemesi’nin 'Barış Bildirisi’ne imza attıkları için yargılanan akademisyenlerin bireysel başvurusunda hak ihlali olduğu yönündeki kararını değerlendirdi. 

Barış Bildirisini imzalayan akademisyenlere yönelik Türkiye’de kirli  bir siyasi ve linç kampanyası  yürütüldüğünü ifade eden Mertcan‚ Bizler siyasi iktidar tarafından terör propagandası yapmakla suçlandık. Cumhurbaşkanı tarafından hakarete uğradık, hatta bize aydın müsvetteleri, sömürgeci aydınlar şeklinde ithamda bulundu. Yandaş basın barış bildirisine imza atan akademisyenleri terörist, vatan haini diye suçladı. Bazı yerel gazateler örneğin Mersin Üniversitesi’ndeki imzacı arkadaşlarımızın fotoğraflarını yayınladı. Doğrudan hedef gösterildiğimiz anlar oldu. Yandaş medyanın bu saldırıları basın ve ifade özgürlüğü olarak görülürken, bizlerin barış yönündeki açıklamaları bölücülük olarak değerlendirilmişti’ dedi. 

ELEŞTİREL DÜŞÜNCENİN ÖNÜ KAPATILMAK İSTENDİ

Barış bildirisine imza atan akademisyenlerin önce işlerinden atıldıklarını ve daha sonra adeta toplumsal anlamda linç edilmeye çalışıldıklarını hatırlatan  Mertcan,  'Pasaportlarımız iptal edildi ve konsolosluklara seçimlerde oy vermek için gittiğimizde el konulmak istendi. Konsolosluklarda işlem yapmamız engellendi. Ailelerimizden koptuk. Yurtdışına gelmek zorunda kaldık. Üniversitelerde araştırmalar yaparken kafeteryalarda ya da çeşitli iş kollarında çalışmak zorunda bırakıldık. Bilimsel, eleştirel düşüncenin önü kapatılmak istendi’ dedi.

DERDİMİZİ ANLATAMADIK

Üniversitedeki kimi meslektaşları tarafından yalnız bırakıldıklarını da ifade eden  Mertcan şöyle konuştu: 

'Barış bildirisine imza verdiğimiz için üniversitedeki bazı akademisyen arkadaşlarımızın bizleri suçladıklarını duyduk. Onlar da kendilerinin vicdanlarını bir şekilde rahatlatmak istediler belki. Bizler devletin yanlış uygulamalarını görmezden gelseydik, kendimizi inkar etmiş olurduk. Ancak bizlere sırtını dönen, selam vermekten dahi korkan meslektaşlarımız bence mesleklerini inkar ediyor, gerçeklere dair gözlerini kapatıyor.’

BAĞIMSIZ OLMAYAN YARGI BİLE HAK İHLALİ DEDİ

Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin bağmsız bir organ olmadığını buna rağmen hak ihlali yönünde karar verdiğine dikkati çeken Mertcan 'Bu karar emsal teşkil etmeli ve yerel mahkemeler de bu karara uymalıdır. Bu kararın verilmesinde hem ulusal hem de uluslararası kamuoyu ve dayanışmanın da rol oynadığını düşünüyorum’ dedi. 

SİYASİ İSLAMCI TEK ADAM REJİMİ İFLAS ETMİŞ DURUMDA

Türkiye’de siyasal islamcı, tek adam rejiminin iflas ettiğini belirten Mertcan  şöyle dedi. ‚Siyasi islamcı tek adam rejiminin hegemonyası artık zayıflıyor ve iktidar yeni manevralar arayışı içindeler. Bu anlamda yeni kurulacak parti de siyasal islamcı ideolojinin bir devamı olacak. İdeolojik gömlekleri kolay kolay üzerinizden çıkaramazsınız.  Türkiye’de bagımsız olmayan yargı bile haklarımızın ihlal edildiğine karar verdi. ‚

FAŞİZMİ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞANLARDAN HESAP SORACAĞIZ 

Gelecek konusunda umutlu olunması gerektiğine işaret eden Mertcan  konuşmasını şöyle tamamladı: ‘KHK’ların üzerimizdeki hukuki etkilerinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu da zaman alacak ve bunun için toplumun bütün ezilen kesimlerini  kapsayan birleşik bir toplumsal mücadeleye devam etmekten başka şansımız yok. Er ya da geç üniversitelerimize döneceğiz, öğrencilerimizle yeniden kucaklaşacağız ve faşist yöneticilerden, bilim düşmanı akademeninin gardiyanlarından, unvanlarının ya da apoletlerinin ardına sığınarak faşizmi meşrulaştırmaya çalışanlardan hesap soracağız. Şu an baskı aşamasında bir öykü kitabı hazırladık: Hudut Dışı Öyküler. Notabene yayınları arasında yer alacak bu kitapta bu süreçte yaşadıklarımız, duygularımız, karşı karşıya kaldığımız acılar, nice dilsiz keder ve elbette direncin detayları ilgilisiyle buluşacak. Unutmayacak ve unutturmayacağız yaşanan ve yaşanmakta olanları….’

SÜHEYLA KAPLAN